Şairlik benim özel bir yanım. Bunu pek kimse bilmezdi. Çok önceden İbrahim Sadri ile "Eşref Saati" diye programlar yapmıştık. Orada okunuyordu şiirler. Sadri okuyor ben okuyordum falan. Ama şimdiki program buna müsait değildi. Şiir yazmaya da devam ediyorduk. Sonra bu şiirleri ve metinleri bir kasete okumanın nasıl olacağını düşündük. Yapmaya karar vermemizin de bazı nedenleri vardı. Ulaşamadığımız yerler vardı. Bunlar büyük ihtimal şiir sevebilirdi. Onlara bu şekilde ulaşabilirdik. En azından arabalarında dinleyebilirlerdi. İlk albüme de depdem hikayeleri adını koyduk. Anadolu''da yaşanan gerçek hikayeleri koyduk. O insanların dramını anlatan bazı metinler vardı ama "metin kaseti" diye bir kategori olmadığı için "şiir kaseti" gibi değerlendirdik. O günden beri "Uğur Arslan şiir de okuyor" gibi bir durum ortaya çıktı. Tabii biz hep televizyon programlarımızla ön planda kalmaya çalıştık. Ama ne yazık ki popüler bir zamanda yaşıyoruz. Bazı televizyon ve gazeteler de benim programımdan daha ziyade şiirimle, "Şair Uğur" olarak kliplerimle falan ilgileniyorlar. Yoksa bizim öyle bir amacımız olmadı ve olmayacak da.
Yalnız şair Klasik şiir albümlerine nazaran tarz ve sound''u ile ön plana çıkan bu albümde ana tema, yalnızlık üzerine kurulu. Kalabalık şehir hayatında, insanlarımızın günlük koşuşturmalarında yaşadığı yoğunluk içinde, aslında ne kadar da yalnız olduklarını anlatıyor. Dünyanın belli bölgelerinde açlık çeken insanları, karış karış dolaştığım ve yürek sızlatan görüntülerini bizzat izlediğim Anadolu''yu anlatıyor. Ağıtları ve güzellikleri yanyana anlatırken şiirlerimde sanki yaşayan o kadınların bir gün çıkıp geleceğine inanarak okudum. Görmenin değil, bakmanın önemli olduğunu sanıyorum. Bundan dolayı da bu kaseti tüm yaşanmamış aşklara ve ayrılığın yalnızlığa terk ettiği insanlara ithaf ediyorum.
Şöhret''ten önce ve sonra Ben artık daha temkinli yaşıyorum. Daha dikkatli yaşamak zorunda olduğumu biliyorum. Sırtımda çok daha büyük bir yük var. O yükün altında hem ezilmemeye hem sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyorum. Dolayısıyla beş yıl önce sokakta kimsenin bilmediği bir adamken şimdi bilinen kişiliğim ve kimliğimle örnek gösterilebilirliğimi düşünerek hareketlerimi hep kontrol altında tutuyorum. Çocuklarına örnek gösteriyor insanlar. Örnek olduğunuzu her an hissediyorsunuz. Çünkü toplumun önüne çıkan bir insansınız. Bu, sorumluluğu şımarıklığı değil, tam aksine sorumluluğu ve ağırbaşlılığı gerektirir. Ben böyle inanıyorum. Ben aileden böyle bir kültür aldım. Allahın, şan, şöhret, para, pul her türlü iyiliği güzelliği verebileceği gibi alabileceğinin de bilincinde olarak büyütüldüm. O yüzden nasıl geldiysek öyle gideceğimizi her an hissediyorum. Bize korku ve ümit arası yaşamak düsturu verildiği için, şöhret olmak ya da olmamak benim için hiç fark etmiyor.
Beyaz atlı prens "Beyaz atlı prens" diye tanınmak, daha önce hiç yaşamadığımız bir durum. İnsan elbette şaşırıyor. Acaba ne yapmalıyım diye düşünüyor. Tabii kimsenin kalbini de kırmamak gerektiğine inanıyorsunuz. Kırmayalım derken de fazla tevazu hoş olmuyor. Aslında o konuda biraz büyüklerimize danışmak durumunda kalıyoruz. Açıkçası o konuya pek ilgi göstermiyoruz. Bu tür haber popüler basının pek hoşuna gidiyor. "İşte gençlerin sevgilisi" falan diyorlar ama onların hoşuna gittiği için böyle haber yapıyorlar. Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz işimizi yapıyoruz. Ama beğenen seven oluyor elbet. Bizim derdimiz bu olmadığı için yolumuza devam ediyoruz. Para, aşk falan ardımızdan gelir veya gelmez bilemeyiz. Bu benim için önem ifade etmiyor. Çünkü ben her zaman teklikten, evlilikten yanayım ve ailenin kutsal kurum olduğuna inanan biriyim. Bu işlerden fırsat bulabildiğim en yakın zamanda da bir evlilik ve ev kurma planım var. Onu söyleyebilirim. Çünkü onun kutsallığı önemli. Onun bereketine inanıyorum. Evlilik olduğunda benim işlerim daha rahat yürüyecek. O nedenle kendimle ilgili en büyük projem bu...
Uğur Arslan kimdir? 1972''de İstanbul''da doğdu. İlkokuldan itibaren tiyatro ve sahneyle tanıştı. Özel Ortadoğu kolejindeki yılları üniversite hazırlıklarından çok tiyatroya hazırlıkla geçti. Spiker ve sunucu olma arzusuna rağmen yüksek öğrenimini İTÜ Sakarya''dan teknik adam olarak tamamladı. Hemen iş buldu ancak mizacıyla uyuşmayan bu mesleğe iki ay tahammül edebildi. Daha sonra Ak Radyo''da ve ardından Kanal 7''de sunuculuk ve program yapımcılığına başladı. Bir yıl sunuculuk ve spikerlik eğitimi aldı. Ardından ABD''de New York Film Akademisi''nde yönetmenlik eğitimi gördü. Hayali sinema filmi çekmekti. Ancak bu hayalini sürekli ertelemek durumunda kaldı. Çünkü üç yıldan bu yana hazırladığı Deniz Feneri ve TV programları, programcılığı da aşmıştı. Bu nedenle sevdiği dostlarıyla bir araya gelip Deniz Feneri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği''nin kurulmasına öncülük etti. Halen bu derneğin yönetim kurulu başkanı olan Uğur Arslan huzur bulduğu ve mutlu olduğu işlerin peşinden koşan ve sadece gönlünün götürdüğü yerlere giden insanlardan biri.

