Kaydet
a- | +A

Bugün, Sivas''tan Sayın Fatma Pekşen''in gönderdiği, ekranlardaki komedi programlarını aratmayacak derecede komedi türü bir denemeye yer veriyoruz...

"Her zamanki gibi sabah işleriyle boğuşuyorum. Bu sene yaz erken mi bastırdı ne? Perdeyi açmadığım halde mutfak cayır cayır yanıyor. Daha Ağustos''a bile girmedik.

Bir de sizin memleket soğuk derler. Gelse de bizim hamamda yani pardon mutfakta yarım saat otursalar.

Evin beyefendisi karnıyarık emrinde bulundu dünden... Gel de yapma. "Buyur, sen geç tava başına, kızart." Diyeceğim amma serde hanımlık var. Bir de ailede, belki de işlerine öyle geldiği için "Bu hanımın pişirdiği yenir" damgası yemişiz ki, hiç olmaz. Huysuz adam değildir ama, akşamdan "Niye karnıyarık yapmadım?" diye suratını biraz astı. Sanki aşeriyor. Off... Bu sıcakta nasıl çekilir bu kızartma, bu mutfak?.. O kadar yalvardım. "Vantilatör" diye tutturdum da, bana mısın demedi... Efendim neymiş, kış memleketiymiş, "Şunun şurasında kaç gün kullanacakmışım!" Bir de durduk yerde onca parayı sokağa atarak israf edecekmişim.

Mışım mişim mışım mişim... Zaten hep aynı sözlerle avutulurum ben...

Ayol, benim Ayten''den, Gülnur''dan, Rasime''den ne farkım var?.. Aynı kattayız kız. Onların mutfağı ayrı memlekette mi sanki?.. Onların canı can da benimki patlıcan mı? Tövbe tövbe... Şu mübarek patlıcanların da boyası ellere yerleşmiyor mu, sinir oluyorum. Yarın "altın günümüze" bu ellerle mi gideceğim?... Televizyondaki spiker limonla filan ovun diyor ama, hiç de dedikleri gibi olmuyor. Milletle alay ediyorlar sanki. Çıkartıyorlar ekrana çıtı pıtı gencecik kızları. Ayol onların elleri hiç sıcak sudan soğuk suya değmemiştir ki, limonla ovunca geçmeye gerek olsun. Sonracıma bir sürü tarif yapıyorlar. Ben daha kağıt kalem alıp da söylenenleri not edene kadar bir de bakmışım içlerinden biri kıvır kıvır şarkı söyleyeme başlamış bile...

Aklımda kalanları deniyorum ama hiçbiri kar etmiyor. Bana mısın demiyor ellerim.

Tek çare, yine anacığımdan hatıra kalan alışkanlığım... Hani çamaşır suyu... Ama onun da kokusu çıkmıyor iki gün. Diyeceksiniz ki, sen de ne naneli hanımmışsın ayol. Onu beğenmezsin, bunu beğenmezsin. Canım sizin bildiğiniz iyi bir yol var da, söylediniz de yapmadım mı? Hemen ne kızıyorsunuz... Hem niçin bana acımıyorsunuz? Yarın bir araya gelecek hanımların çeşit çeşit parfüm kokularının arasında çamaşır suyu kokan ellerimi nereye saklayacağım?.. Yüreğim sızlıyor yüreğim... Ben böyle kocaya varacak kadın mıydım? Anneciğim benim üzerime titrerdi. Ama şimdi komşularımın kocaları hem, hanım serinlesin diye mutfağına klima taktırıyor hem güne gönderirken parfümünü eksik etmiyor...

Ya bizim adam!.. Yan gelip yatıyor. Sonra da Kakılmışın kocası İtülmüş gibi yattığı yerden homurdanıyor: -Niye âşamdan karnıyarık yapmadın gız!.. Ayy!.. Patlıcanı tavaya koyarken yağ elime sıçradı. Hay aksi, soğuk suya tutayım beri. Hah telefon da çalmaya başladı... bu ne cümbüş yahu, ge-li-yo-rum... - Efendim, - Hanımefendi, durumumuz çok acil!.. Tek jetonum var. Komşumuz doğum yapıyor, hastaneye zor yetiştirdik... Numaralı telefondan Sultan Kuaförden Vedat Bey''i hastaneye gönderir misiniz?.. Karısının durumu kritik, size güveniyorum, zor durumdayız... Gelirken evden valizi de getirsin, unutmuşuz, tamam mı?... - Tamam, şimdi ararım, geçmiş olsun deyin hastaya benim tarafımdan... Hay Allah, jeton bitti, duyuramadım...

Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR