Kaydet
a- | +A

Türkiye''ye adaylık tanındığı zaman, AB''ye girme eğilimi olacak. O zaman AB''de, Müslüman bir ülkenin yeri olup olmadığı sorusu gündeme gelecek. Bu konu şimdiden tartışmaya açıldı bile. Nasıl bir Avrupa isteniyor?

Bir dayanışma Avrupası mı yoksa, serbest ticaretin yapıldığı bir Avrupa mı? Şimdilerde bu iki soru aynı anda ele alınıp tartışılıyor. Alman Sosyalist Klaudes Hanch''in Avrupa Parlamentosu''nda dile getirdiği sorudaki gibi; "Bugün Türkiye''ye ''evet'' derseniz, yarın kime ''hayır'' diyeceksiniz?

Türkiye, geleceğin Avrupası konuşulurken, tartışmaların odak noktasında yer almaya devam ediyor. Ankara''nın iyi hal kağıdı almadan NATO üyesi olduğu görüşünü savunandan tutun da "kültürü, tarihi farklı" diyenlere, "AB''nin siyasi kriterlerini karşılamıyor" şeklinde eleştride bulunanlara kadar birçok değişik görüş ileri sürenler; "Geleceğin Avrupası''nda Ankara''ya yer var mı?" sorusunun cevabını arıyor. Balkanlar''da başlatılan "İstikrar Paktı" çerçevesinde, bu ülkelerin Avrupa''ya entegrasyon süreci başlamış bulunuyor. Türkiye sorusuna ise adaylığı tanınarak bir cevap verilmek üzere. Ancak diğer aday ülkeler gibi tam üye olacak anlamına gelmiyor. Bazıları, Brüksel''de işleri oluruna bırakma eğiliminde. "(Akdenizin diğer yakası da Avrupalıdır) demek yanlış olur" diyenler çoğunlukta.

KÜLTÜREL SINIRLAR AB Komisyonu eski Başkanı Jacques Delors''a göre, Avrupa coğrafî olduğu kadar düşüncelerle de sınırlı. Bu sınırlar konuya göre değişiyor. Kültür, ekonomi, din ve siyasi coğrafya bunların bir özetini oluşturuyor. Delors, "Sınırlar kültürel olmalıdır" diyor. 18. Yüzyıl''a kadar Avrupa''dan başka bir yer olmadığı düşünülüyordu. Avrupa, insanlığın sorumluluğunu taşıdığını sanıyordu. Daha sonra düşünceler değişti. Birliği ile tanımlanması kavramı belirdi. Belçika eski Başbakanı Jean-Luc Dehaene''nin de belirttiği gibi, yakın gelecekte AB, eğilimi olan ülkeler ile karşı karşıya bulunuyor. Hepsinin tek bir gruba konulmasından memnunluk

duyanların sayısı her geçen gün giderek artıyor. Bazıları, ekonomik açıdan olgunlaşmaş durumda, diğerlerinin ise zamana ihtiyacı var.

TÜRKİYE FARKLI Sıra Türkiye''ye gelince; o, ayrı bir konu olarak tanımlanıyor. Türkiye denince; kültür ve din farklılığı, halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülke akla geliyor. Türkiye''ye "evet" denildiği takdirde, Rusya ile ilişkilerde neler yapılması konusunda görüşler ortaya konmaya başlanıyor. Kültürel ve dini açıdan Avrupalı olan Rusya, hiç bir zaman dünya gücü olmaktan vazgeçmeyecektir. Oysa öteki ülkeler, AB içinde bir dünya gücü olmayı seçtiler. Şimdilerde, Avrupa başkentlerinde sıkça sorulan ve cevabı aranan soru, halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin AB içinde yeri olup olmadığıdır. Türkiye''ye adaylık tanındığı zaman, AB''ye girme eğilimi olacak. O zaman AB''de, Müslüman bir ülkenin yeri olup olmadığı sorusu gündeme gelecek. Bu konu şimdiden tartışmaya açıldı bile. Nasıl bir Avrupa isteniyor? Aynı kültüre ve kadere sahip olduğu düşünülen her ülkenin AB''ye girme eğilimi vardır. Bir dayanışma Avrupası mı yoksa, serbest ticaretin yapıldığı bir Avrupa mı? Şimdilerde bu iki soru aynı anda ele alınıp tatışılıyor. Alman Sosyalist Klaudes Hanch''in Avrupa Parlamentosu''nda dile getirdiği sorudaki gibi; "Bugün Türkiye''ye ''evet'' derseniz, yarın kime ''hayır'' diyeceksiniz?" Belçika eski Başbakanı Dehaene''ye göre konu; kültürel, ekonomik ve siyasal açıdan tartışılabilir. Önemli olanlardan biri de Avrupa''nın işleyişidir. Global bir dünyada sonsuza dek gidilmez. Ortak bir politikanın sınırları vardır. Değişik

düzeylerde ortaklık formülleri bulunmalı. NATO''nun Rusya ile yaptığı gibi AB, Rusya ile sıkı ortaklık antlaşmaları yapmalıdır. AB''nin Akdeniz politikası da desteklenmelidir. AB Akdeniz ülkeleri ile öncelikli ilişkiler içinde olmalıdır. Ancak bunun AB''ye girme anlamına gelmemesi gerekir. Dehaene, "Türkiye''nin üyeliği çok sonralara mı kaldı?" sorusunu ise, AB Komisyonu Başkanı Prodi''nin Türkiye''yi diğer aday ülkeler ile aynı sınıfa koymadığının altını çizerek cevaplıyor. Türkiye hakkında siyasal meselelerin öncelikli olarak ele alınması gerekir. Türkiye''nin konumunda Avrupa''nın çıkarları nelerdir? İşte burada Türkiye''nin kaydedeceği gelişmeler önemli.