Türkiye''ye karşı, Gümrük Birliği''nden (GB) kaynaklanan mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen AB, dış ticaretimizin lokomotif sektörü tekstil ve konfeksiyonda karşılaştığımız güçlüklerin çözümünde de yeterince yardımcı olmuyor. Avrupa, üçüncü ülkeler karşısında doğan itilaflarda da sessiz kalarak, "Gümrük Birliği acaba hukuki bir içerikte değil mi?" sorusunun sorulmasına yol açıyor. Bunun son örneği, Türkiye ile Hindistan arasında patlak veren ve Dünya Ticaret Örgütü''ne (WTO) taşınan anlaşmazlıkta yaşandı. Türkiye, AB''nin tekstil kısıtlaması uyguladığı üçüncü ülkelerle masaya oturdu ve anlaşmalar imzalamaya başladı. Çin''le bile uzlaşmaya varan Türkiye, AB''nin önemli miktarda tekstil alışverişi yaptığı Hindistan''a takıldı. Hindistan, Türkiye''nin AB ile gittiği Gümrük Birliği''nin hukuki niteliğini tartışmaya açtı. Yeni Delhi''ye göre tarım ve hizmet sektörleri de dahil olmak üzere bir çok alanın GB dışında kalması, alınan kararın hukukiliği üzerinde kuşku oluşturuyor. Hindistan daha da ileri gitti ve şu soruyu sordu: "GB tam anlamıyla hukuki bir anlaşmaysa niçin Türkiye''ye karşı anti-damping soruşturması açıyorsunuz?" WTO, soruşturmada Hindistan''ı haklı buldu ve Türkiye''ye "Hindistan''a tekstil kısıtlaması uygulayamazsın" dedi. Türkiye bunun üzerine AB Komisyonu''na başvurarak "Hindistan oyunbozanlık ediyor, beni yalnız bırakmayın, bana destek verin" çağrısı yaptı. AB, ne yazık ki tam ağırlığını koymaktan kaçınarak, Türkiye''yi Hindistan karşısında yalnız bıraktı. Türk tekstil ve konfeksiyoncularının AB temsilcisi Haluk Özelçi''ye göre, AB aslında daha fazla aktif rol oynayabilirdi. Ama yeterli desteği vermedi. Oysa Türkiye, Gümrük Birliği''ni AB ile yaptı. Yükümlülükler altına girdi. AB''nin dış ticaret politikasına uymayı kabul etti, ortak tekstil politikasını yüklendi, bu politikanın gereklerini yerine getirdi. Yıllarca Türk tekstil ve konfeksiyon ürünlerine kota uygulayan AB, şimdi de Türkiye karşısında üçüncü ülkelerin tarafını tutar bir eğilim sergileyerek balta vuruyor.
Yılmaz''a da soruldu AB ile ilişkilerden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz''ın Brüksel ziyareti sırasında, Hindistan ile ihtilaf Eurocoton (Avrupa Pamuk Ürünleri Birliği) Genel Sekreteri Michelle Anselme tarafından gündeme getirildi. Anselme, Avrupa özel sektörünün çatı örgütü olan UNICE''nin TÜSİAD ile ortaklaşa verdiği yemekte, Yılmaz''a "Dünya Ticaret Örgütü, Hindistan''ın lehine karar aldıysa, biz Gümrük Birliği''ni bundan böyle nasıl savunacağız. Gümrük Birliği sizce ne anlama geliyor, AB tarafından gerekli desteği gördüğünüze inanıyor musunuz?" sorusunu yöneltti. Anselme, böylece Gümrük Birliği''nin hukukiliğini tartışmaya açmış oldu. Türkiye, 2001 yılının Şubat ayına kadar Hindistan ile arasındaki ihtilafta bir uzlaşmaya varmak zorunda. İTKİB Avrupa Temsilcisi Haluk Özelçi''ye göre, Türkiye bu ihtilafı tek başına çözmek zorunda bırakılmamalı, zaten çözemez de. Zira Türkiye bu ihtilafı kendisi için ortaya çıkarmadı. AB ile başlattığı Gümrük Birliği yükümlülükleri ve ortak tekstil politikası çerçevesinde, AB''yi memnun etmek için anlaşma masasına oturdu. AB bir de üstelik Hindistan''a kolaylıklar tanımaya başladı. Kotalarda esneklik göstermeye karar verdi. Olağanüstü esneklik hükümleri çerçevesinde toplam 8 bin ton kota imkânı tanıdı. Hindistan ayrıca üçüncü ülke olmasına rağmen ek avantajlara da sahip. Neredeyse AB içindeki bir ülke gibi hareket ediyor. Hindistan daha da ileri gitti. Geçtiğimiz haftalarda tekstil ve konfeksiyon alanında AB ile serbest ticaret anlaşması yapılmasını önerdi.
Bir başka sorun Türkiye''nin başını ağrıtan bir başka sorun da tercihli orijin kurallarının değiştirilmeye kalkışılmasından kaynaklanıyor. Özelçi, bu sorunun ne anlama geldiğini şu sözlerle açıklıyor: "Bu, üçüncü ülkelerden AB''ye ithâl edilecek olan tekstil ürünlerinin kısa süre içinde, AB pazarlarında serbestçe dolaşması demek. Bu durum elbette Türkiye''nin menfaatlerine ters düşüyor. Avrupa Ortak Ekonomik Alanı''na ( EFTA) dahil ülkelerin yanısıra, Slovakya gibi aday devletler, genel olarak tercihli orijin kurallarında değişikliğe gidilmesini istiyorlar. Biz kesinlikle aleyhinde olduğumuz gibi, Eurocoton ve Avrupa tekstil sanayii de karşı. Çünkü bu ithalatı kamçılayıcı bir değişiklik olur ve Türkiye''nin tekstil ihracatına darbe indirir. Bu bizim için hayatî bir konu." EFTA ülkeleri daha da ileri giderek, Türkiye gibi AB ile gümrük hudutlarını kaldırmış, dış ticaret açığı veren ve tek Euro mali yardım almayan ülkeleri dışlarcasına, AB ile tekstil ve konfeksiyon dalında atılımlar yapan Tunus ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkeleriyle özel anlaşma yoluna gidilmesi için bastırıyorlar. Özelçi, bu konuda da derhal girişim başlattı. Özelçi''ye göre, EFTA''nın AB ile gümrük birliği anlaşması yok. Oysa Türkiye''nin var. Türkiye dışlanarak bir başka ülke veya ülkelerle EFTA+AB ortak anlaşma imzalama yoluna gidemez. Ya da kesinlikle Türkiye''nin de bu anlaşma sürecine dahil edilmesi gerekiyor. Türkiye bu mücadelesinde yanlız değil. Fransa''nın da desteğini buluyor. AB Komisyonu''nun, Türkiye''nin çıkarları doğrultusunda daha fazla ağırlığını koyması gerektiğini belirten Özelçi, "Komisyon bu konuda eğer Hindistan''a ciddi uyarılarda bulunur ve bu işi uygun şekilde halledin derse bu iş çözümlenir" dedi.

