Belçika''da Wallon bölgesinin en büyük siyasi partilerinden olan PRL (Liberal Parti) Başkanı Daniel Ducarme, "Türkiye''nin AB''ye entegrasyonu sürecini destekliyoruz" dedi. Türkiye''nin Avrupa savunmasında NATO üyeliği ile yerini aldığını ve çok uzun süredir önemli rol oynadığını söyleyen Ducarme, AGSK çalışmalarında Ankara''nın ağırlığının mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirtti. AB ile ilişkilerde Türkiye''nin bazı sorunları olduğunu, Avrupa''nın özellikle insan hakları, Kıbrıs veya hukukî bazı beklentileri bulunduğunu söyleyen Ducarme''ye göre, Türk-Yunan yakınlaşması da bu yeni süreçte olumlu yönde etkili olacak unsurlardan biri.
Çok dinli ve kültürlü Ducarme, Avrupa''da çok kültürlü ve dinli bir değişime bazı kesimlerin karşı olduğunu ve direndiklerini saklamıyor. PRL lideri, özellikle Hıristiyan demokrat çevreler ve bu çevrelerin siyasi partilerinin sıcak bakmadığına dikkat çekiyor. Oysa Modern Türkiye''nin kurucusu Atatürk''ün; laik, bağımsız ve batıyla ilişkilerde yeni bir felsefe getirdiğini hatırlatan Ducarme, bu devlet yapısı ve anlayışı ile Türkiye''nin Avrupa Birliği''ne katılmaması için hiçbir haklı gerekçe olmadığını kaydediyor. Liberaller Türkiye''ye üyelik yolunda destek veriyorlar. Ducarme, AB''nin ABD modelini seçerek çok kültürlü, çok dinli ve çok ırklı bir topluluk yolunda adımlar atması gerektiğine inanıyor. Yani herkesin kendi kültüründe ve dininde yaşayabileceği, ancak tek bir devlet şemsiyesi altında ve ortak anayasanın gereklerine uyarak yaşamayı kabul ettikleri bir topluluk. Avrupa entegrasyonunda bu yönde adım atılması gerekiyor. Türkiye''de bu şartlarda bir yaşam tarzı ve birliktelik istiyorsa, AB''ye üye olmalı.
Maskeleri düşüyor Helsinki''de Türkiye''ye üyelik perspektifi açılması ve adaylık sürecine dahil edilmesinden sonra maskelerini düşürmeye başlayan Hıristiyan Demokrat ve bağnaz ırkçı çevreler ile çok kültürlü bir Avrupa için mücadele edenler arasında amansız bir mücadele yaşanıyor. Dışişleri Bakanı İsmail Cem''in Brüksel ziyareti sırasında soğuk davranan Alman Hıristiyan Demokrat Hans Gert Poettering, Türkiye''yi Avrupa''da görmek istemeyenlerin sözcüsü gibi hareket etti. İnsan haklarından, azınlıklar meselesine kadar bir dizi sorunu Cem''in önüne koyarak takiyye yaptı. Cem, Avrupa''nın sınırlarının Boğaziçi''nde bittiğini açıklayarak, maskelerini bir kez daha düşüren Alman Hıristiyan Demokratlar''ın Avrupa Parlamentosu''ndaki temsilcisi ve parlamentonun en güçlü siyasi grubu olan PPE''nin başkanı Pottering''le görüşmesinden sonra sert bir açıklamada bulundu. Dışişleri Bakanı, entegrist, bağnaz, ırkçı, yabancı düşmanı bu çevrelere karşı amansız bir mücadele verileceğini kaydetti.
Adaylığa karşılar Alman Hıristiyan Demokratlar, "Türkiye''ye verilen AB aday üyeliği sözü çok derin hüsrana uğratacaktır. Çünkü Türkiye''ye hiç bir zaman gerçekleşmeyecek bir vaadde bulunulmuştur. Türkiye''nin uzun vadede bile olsa AB''ye üye olması düşünülemez. Bu yüzden aday statüsü verilmesi yanlış bir karardır" sözleriyle, önümüzdeki dönem iktidara geldikleri takdirde adaylık ve üyelik sürecinde engel teşkil etmeyi sürdürecekleri mesajını veriyorlar. Cem de bu tehlikeye dikkat çekerek, aceleci davranılması gerektiğini söylüyor.
Cem, Türkiye''nin hedef değiştirerek üyelik müzakerelerini başlatma tarihini 2001''e çekmesinde bu rizikonun rol oynadığını saklamıyor. Öte yandan Türkiye''yi çok kültürlü bir AB''de görmek isteyenler de açıkça görüşlerini dile getirmeye başladılar.
2001 hayal değil AB Komisyonu''nun genişlemeden sorumlu Genel Müdürü Eneko Landaburu ile Berlin''deki Avrupa Politikaları Enstitüsü''nden Dr. Mathias Joob, Türkiye''nin AB üyeliğine destek verdiler. Landaburu, Cem''in müzakereleri erken başlatma niyetinin hayalci olmadığını ve Türkiye''nin gerekleri yerine getirdiği takdirde 2001-2002 yıllarında tam üyelik müzakerelerine oturabileceğini söyledi. Türkiye''nin üyeliğine ilişkin bazı itirazların bulunduğunu saklamayan Landaburu, Kıbrıs meselesinde de çözüm istendiğini ancak siyasi çözüm olmadan Kıbrıs''ın tek taraflı AB üyeliğinin de kolay bir olay olmadığını belirtti. Kıbrıs''ta herşeye rağmen son günlerde çok önemli gelişmeler olduğuna işaret eden Landaburu''ya göre, Yunanistan''ın da Kıbrıs''a bakışında değişiklik var. BM Genel Sekreteri Kofi Annan''ın iki topluma eşitlik getiren sözleri de önemli bir gelişme. Mathias Joob da Türkiye''nin AGSK çerçevesinde üyeliğinin dikkate alınması gerektiğine inanıyor. Türkiye''nin itiraz ve görüşlerinin haklılığına değinen Joob''a göre, BAB''daki hak ve iktisabı Türkiye''ye AGSK''da verilmedi. Karar organlarına katılması sağlanamazsa, Türkiye NATO''daki veto hakkını kullanacak. Bu da ciddiye alınması gereken bir husus.
Top Türkiye''de 2001''in ikinci yarısından itibaren AB Dönem Başkanlığı''nı üstlenecek Belçika''nın Başbakanı Guy Verhofstadt da kendileri için bir Türkiye sorunu bulunmadığını, üyelik meselesinin Helsinki''de çözümlenmiş bulunduğunu açıkladı. Belçika Başbakanı''na göre, bundan sonraki dönemde adım atması gereken taraf Türkiye olacak.
Ceyhun: Elimizi çabuk tutmalıyız Avrupa Parlamentosu''nun Yeşiller Grubu üyesi Ozan Ceyhun''a göre, Türkiye-AB ilişkilerindeki gecikme, Türkiye düşmanlarına yarıyor. Ceyhun, "Eskiden genişlemeden yana olan çoğu kişi, mali külfeti ve benzeri nedenlerden dolayı genişlemeye karşı tavır alır hale geldiler. En azından genişleme konusuna eskiden çok bonkör yaklaşan kimi çevreler, artık konuya çok sivri bakış açısıyla yaklaşıyorlar. Bu şartlar da tabii her geçen gün Türkiye''nin aleyhine işliyor. Avrupa Parlamentosu dengesinde muhafazakâr kesim, yani Hıristiyan Demokrat kesim her geçen gün Türkiye''nin üyeliğine daha soğuk bakmakta." "Türkiye''nin AB ile ilişkilerinde ihtiyacı olan; karşı tarafı bilgilendirmek. Türkiye''nin gerçeklerini anlatma ve doğruyu görmelerini sağlamak olmalı" diyen Ceyhun, Avrupa Parlamentosu''nu ikna etmek için Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz''ın rol oynayabileceğini kaydetti.

