Türkiye-AB ilişkileri en hassas döneminden geçiyor. Helsinki''de, Ankara''nın resmen aday olarak tanınmaması durumunda, bir anlamda yollar artık ayrılacak. Marmara depremi sonrası oluşan "olumlu hava", Ankara ile Brüksel arasında yürütülecek müzakerelere nasıl yansıyacak? Bahar havasının mevcut olduğu bir ortamda, Türkiye''nin adaylığının müzakere edileceği Helsinki süreci, AB dışişleri bakanlarının 12 Eylül''deki toplantısıyla başladı. Aslına bakarsanız; olumlu mesajlar dışında, hiçbir AB ülkesinin Türkiye hakkındaki politikası tam olarak belirlenmiş değil. Biraz gerçekçi olmaya çalışırsak, Helsinki zirvesine kadar Türkiye''nin işinin hiç de kolay olmadığını görürüz.
ORTAK POLİTİKA YOK AB içinde Türkiye''nin önüne konulması düşünülen yol haritası konusunda ortak bir politika belirlenmiş değil. AB üyeleri arasında Ankara ile ilgili görüş ayrılıkları ise her geçen gün biraz daha kendini gösteriyor. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker''in geçen haftaki "Türkiye''ye romantik söz vermeyelim. Sonra büyük hata yapmış oluruz. Türkiye, AB''ye tam üye olamaz. Daha önünde çok seneler var" şeklindeki açıklamasına ne demeli? AB içinde, Hıristiyan demokratından sosyalistlerine kadar, Juncker''in sözlerinin altına imza atacak
birçok çevre var. Kafalarındaki konular, bugüne kadar, Avrupa diplomasisi tarafından, Türkiye''yi dışlamak için kullanıldı. İnsan hakları, demokratikleşme, Kıbrıs meselelerini Türkiye''nin ev ödevleri olarak açıklayan AB, bir yandan da "Ankara tam üye olursa, Avrupa entegrasyonu biter" şeklindeki büyük taraftar bulan yaklaşımlara bir açıklık getirmek zorunda.
TÜRKİYE FAZLA BÜYÜK "Türkiye, Avrupa dengelerine uyabilmek için fazla büyük ve üçüncü dünya ülkesi. Bir başka deyimle; Avrupa için uygun olmayan yapıya sahip. Avrupa''dan kültürel olarak tamamen farklı" şeklindeki Türkiye tanımlamaları, Lüksemburg zirvesi sonuçlarına tam anlamıyla yansıdı. Bunu
ise kimse görmemezlikten gelemez. Açıkçası, insan hakları, demokrasi, Kıbrıs, vesaire yutturmaları, Türkiye''yi kapı önünde bekletmek için Avrupa diplomasisi tarafından kullanılan gerekçeler. Türkiye''nin sorunlarını, diğer üye ya da aday ülkelere gösterilen yapıcı işbirliği içeren politikalarla çözülmesine yardımcı olacak bir AB yerine, devamlı baskı yapan ve dışlayan bir görünümdeki Avrupa kendini Helsinki de değiştirecek mi? Bununla birlikte, İsveç ise Türkiye''nin aday olmadan önce yerine getirmesini istediği şartları şu şekilde sıraladı: "Komşularla siyasi meselelerin çözümlenmesi, işkencenin önlenmesi, siyasi örgütlenme özgürlüğü, ölüm cezasının kaldırılması, (AGİT) Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı''nın Türkiye''de bir misyon bulundurması. Brüksel''deki AB gözlemcileri, Avrupa''nın karşı karşıya kaldığı meselenin; Türkiye''nin Avrupa''dan uzaklaşmasına izin mi verileceği, yoksa Avrupa perspektifi mi sunulacağı olduğuna işaret ediyorlar. Türkiye politikalarında tam bir açmazın içine düşen AB''nin, Helsinki sürecini kazasız atlatmak için Ankara''ya karşı nasıl bir açılım yapacağı merak ediliyor.
Lüksemburg Başbakanı jean-Claude Juncker: Türkiye''ye romantik söz vermeyelim. Sonra büyük hata yapmış oluruz. Türkiye AB''ye tam üye olamaz"
Tarih tartışması AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi''nin, aday ülkelerin birliğe entegrasyonu konusunda takvim belirlenmesı görüşüne İspanya ve Fransa karşı çıktı. Fransa ve İspanya, Prodi''nin aday ülkelerin tam üyeliği ile ilgili yaklaşımının ayrımcı bir politika olacağı, uygulanabilir özelliği bulunmadığı yönünde tavır koydular. Takvim verilmesinin, aday ülkelerin müzakere sürecine darbe vurabileceğinin altını çizen İspanya Dışişleri Bakanı Abel Matutes "Hazır olan tam üye olur" şeklinde konuştu. Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine ise aday ülkelerle yürütülen entegrasyon sürecinin olumlu gittiğine işaret ederek, farklı yaklaşımlarla bu sürecin etkilenmemesi gerektiğini vurguladı.
"Deprem yaralarını saralım" çağrısı AB Ekonomik ve Sosyal Komitesi, deprem sonrası Türk ekonomisinin yaralarının sarılması için, birliğin, Türkiye ''ye bugüne kadar bloke olan mali yardımları bir an önce hayata geçirmesi çağrısında bulundu. Komite, AB Konseyi''nden, Türkiye ile tesis edilen mali işbirliğinin çalıştırılması için
gerekli kararı alması yönünde
adım atmasını istedi. Avrupa Parlamentosu Bütçe Komisyonu Başkanı Bayan Suvı-Anne Siimes, Marmara depremi sonrası, birliğin, bölgenin yeniden yapılandırılması için, bir an önce harekete geçmesini istedi. Türkiye''ye, AB''nin yapacağı mali yardımların hayata geçirilmesi ve insanların kış gelmeden konut ihtiyacının karşılanması yönünde adım atılmasının önemli olduğunu vurgulayarak, bu çerçevede, parlamento olarak, üstlerine düşen görevi yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi. AB''nin, Türkiye ve Yunanistan''daki deprem yaralarını sarmak için ek kaynağa ihtiyacı olabileceğine işaret eden Siimes, birliğin, doğal felaketler karşısında daha organize bir biçimde hareket etmesi zaruretinin ortaya çıktığını kaydetti.
"Ortak tavır" toplantısı Avrupalı sosyalistler, 10-11 Ekim''de Macaristan''ın başşehri Budapeşte''de, Helsinki zirvesi öncesi ortak tutum belirlemek için toplantı yapacaklar. Helsinki''de alınacak kararlar konusunda ortaya koyacakları politikaya son şeklini verecekler Türkiye''nin adaylığını da tartışacak olan sosyalistler; Ankara''nın önüne konacak yol haritasında insan hakları, demokratikleşme, Güneydoğu meselesinin, "olmazsa olmaz" olarak yer alması için görüş birliğine varmaya çalışacaklar.

