Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin NATO nezdindeki daimî temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen, AB''nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) konusunda NATO''da alınan son kararın Washington Zirvesi''nden ileri bir aşama teşkil ettiğini söyledi. Öymen''e göre şimdi, AB''nin iyi niyetli davranması ve varılan mutabakata uygun hareket edip, kendi iç kararlarına dönüştürmesi beklenecek. Avrupa''nın ortak güvenlik ve savunma yapılanmasının NATO ile ilişkilerini bir temele oturtma çalışmalarının bugün başlayacağını belirten Öymen, "Her komitenin bir çalışma alanı var. Mekanizmalar oluşturduk. Bu mekanizmaların hepsinde bizim tam ve eşit denetim hakkımız var. Yani AB içinde bize henüz vermedikleri eşitliği biz bu mekanizmalarda sağlamış olduk" dedi. Öymen, NATO ve AGSK''da gelinen son nokta ile ilgili soruları şöyle cevaplandırdı:

* NATO''nun tutumundaki yenilikler neler ? - Can alıcı noktası, NATO ile AB arasındaki ilişkilerin, NATO-BAB ilişkileri üzerine bina edileceğiydi. Bu bize çok kuvvetli bir dayanak sağladı.

Son söz NATO Konseyi''nin * Türkiye ve NATO''nun kazançları ne oldu? - Birinci kazancımız, NATO ile AB arasında resmi görüşmeler başlatılması oldu. İkinci kazancımız, bu görüşmelerde sadece AB''nin NATO''dan beklentilerini değil, aynı zamanda NATO''nun da AB''den beklentilerinin dile getirilmesini sağladık. Yapılacak bütün çalışmaların NATO Konseyi''nin gözetiminde yapılmasını da kabul ettirdik. Yani, NATO Konseyi devre dışı bırakılarak hiçbir temas yapılması söz konusu değil. Bütün temaslarla ilgili yetkiler konsey tarafından verilecek. Bütün temasların sonuçları konseye gelecek. Herhangi bir karara varılması söz konusu olursa NATO ile AB arasında, bu karar da NATO Konseyi''nin onayına sunulacak. Başından beri bizim istediğimiz gibi, konseyin denetiminde, her defasında konsey kararına gerek duyulacak şekilde sürece oturtulmasını sağlamış olduk. Bizim başlangıçtan beri beklentilerimiz bunlardı. Şimdi aldığımız bu kararda, beklentilerimizin hepsi var.

* AB''ye, NATO karargahından nasıl bir mesaj yollanıyor? - AB''ye şu mesajı veriyor bu: Yani siz bizimle işbirliği yapmak istiyorsanız, işte bu kurallarla yaparız. Başka türlü bir mekanizma kuramayız NATO ile AB arasında. AB dese ki; "Ben bunları kabul etmiyorum." O zaman hiçbir ilişki kurulmayacak demektir NATO ile AB arasında. Çünkü bu kurallar NATO ile AB arasında yapacağımız işbirliğinin kurallarıdır. Şimdi bizim bu kuralların altına, NATO''daki AB ülkeleri imza attığına göre, gelip de karşımıza "Yok biz bunları kabul etmiyoruz" demeleri çok mantıksız olur. Biz bununla da yetinmedik. Ayrıca bir mektup imzaladım. Genel sekretere, bu kararları nasıl anladığımızı da mektuba yazdım. Şimdi o mektuba da hiçbir itiraz gelmedi. Bu da gösteriyor ki; Türkiye''nin yorum tarzı da benimsenmiş oldu. Şimdi bu bize önemli bir avantaj sağladı doğrusu. NATO üzerinden meseleleri kontrol altında tutma ve gelişmeleri denetleme, ilgili konularda karar alınacağı zaman konseyi devreye sokma ve konsey üyesi olarak Türkiye''nin tam söz hakkına sahip bulunması gibi unsurları sağlamış olduk.

* Bütün bu gelişmeler yeterli mi, Türkiye''yi tatmin ediyor mu? - Bir anlamda yeterli değil. Çünkü AB içinde yapılacak çalışmalarda da bu unsurları dikkate alan çözümlere ulaşılması lazım. AB''nin NATO imkânlarını kullansın, kullanmasın, yapacağı hiçbir harekâtın, atacağı hiçbir adımın Türkiye gibi AB üyesi olmayan, NATO üyesi olan ama kriz bölgelerinde bulunan ülkelerin güvenlik çıkarlarına zarar vermemesi lâzım. Bu hareket noktası ile bağdaşacak çözümleri kabul edebiliriz. Onun gerisinde kalacak, Türkiye için güvenlik riski taşıyabilecek ve Türkiye''nin de hiçbir söz sahibi olmayacağı durumlara da izin vermeyeceğiz. Fakat bunun üzerine, AB''nin olumlu yönde alacağı kararları bina etmek lâzım. İzlediğimiz kararlı tutum bize bu sonuçları alma imkânı verdi. Bundan sonra da sanıyorum aynı kararlı tutumla neticeye gitmeye doğru çalışacağız. AB''ye NATO''nun sağlayacağı katkılar ile AB''nin NATO''nun bekletilerini karşılaması arasında bir denge kurmaya çalışacağız. Karşılıksız, tek yönlü, sadece onların istediğini vermeye dayalı bir mekanizma kurulmasına imkân vermeyeceğimizi biz ortaya koyduk.

* NATO''da başka, kendi içinde başka konuşan, ittifakta alınan kararları kendi kararlarına dönüştürmeyen AB yan çizerse ne olacak? - NATO imkanlarından yararlanacağı konularda AB olumlu, uyumlu davranır da öbür konularda isteksiz davranır, hiçbir şey vermezse ne olur? Bunun cevabı çok basit; NATO ile AB ilişkilerini kompartımanlara ayırmak kâbil değil. Bizim NATO olarak AB''ye vereceğimiz desteği değerlendirirken, bu konuda ilgili kararları alırken, AB''nin genel yaklaşımına da bakmamız gerekecek.

* Türkiye''nin AGSK''ya katılımı konusu nasıl çözümlenecek? NATO''nun yeni tutumu bu yolu açacak mı ? - Bir masada kaç kişinin oturacağı önemli, fakat yeterli değil. Yani "biz sizin görüşünüzü aldık ama gene de bildiğimiz yolda gideceğiz, bu sizin güvenlik çıkarlarınıza zarar verirse, bu bizi ilgilendirmez" mi diyecekler, yoksa "anlıyoruz ki bu konuda çok büyük bir hassasiyetiniz var, haklı beklentileriniz var o bakımdan sizin bu beklentilerinizi de dikkate alacak şekilde görüşlerinize yer vereceğiz" mi diyecekler? Bunu göreceğiz. İlişkileri, karşılıklı itimada ve karşılıklı menfaatleri koruyucu dengeye dayandırmak lâzım. AB olarak alacakları resmî tutumun kağıda nasıl yansıdığına bakarız.

AB ile ticari ilişkiler arttı AB ülkelerine ihracat, bu yılın Ocak-Haziran döneminde yüzde 3.7 arttı. İhracatçı Birlikleri kayıt rakamlarına göre, bu yılın ilk yarısında AB ülkelerine ihracat 7 milyar 167 milyon 37 bin doları buldu. Bu rakam, 1999 yılının aynı döneminde 6 milyar 911 milyon 439 bin dolar düzeyindeydi. AB ülkelerine altı ayda en fazla ihracat yapan sektör ise 2 milyar 528 milyon 722 bin dolarla hazır giyim-konfeksiyon oldu. En fazla ihracat artışı da, yüzde 32.1 ile demir ve demir dışı metallerde yaşandı ve 714 milyon 81 bin dolarlık ihracat gerçekleşti. AB ülkelerine altı ayda ayrıca, 821 milyon 499 bin dolarlık tekstil ve hammaddeleri, 805 milyon 370 bin dolarlık elektrikli ve elektronik cihaz ve makine ihracatı gerçekleştirildi. AB''ye ihracatta en fazla artışın yaşandığı demir ve demir dışı metaller sektörünü, yüzde 31.4 ile hububat, bakliyat, yağlı tohum izlerken, bu sektörde 86 milyon 483 bin dolarlık ihracat gerçekleşti. Ocak-Haziran döneminde AB''ye ihracatta en fazla artışın yaşandığı üçüncü sektör ise yüzde 11.4 ile çimento ve toprak ürünlerinde yaşanırken, 230 milyon 532 bin dolarlık ihracat yapıldı.