AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, 2000 yılından çok umutlu. AB kurumlarının yeniden yapılandırılacağı Hükümetlerarası Konferans (HKO) çalışmaları, Şubat ayında başlayacak. Prodi, AB Komisyonu''nun, Schuman Meydanı''na 100 metre mesafede bulunan merkez binasındaki ofisinde çalışmaya başlayalı yaklaşık 100 gün olmuş. Jacques Santer ekibinin açtığı yaraları sarmakla işe başlayan Romano Prodi 60 yaşında. Ancak genç bir politikacı izlenimini vermeye çalışıyor. Her çarşamba günü, kabinesindeki diğer AB Komiserleri ile yaptıkları kahvaltı sonrası, haftalık olağan toplantıda son gelişmeler hakkında durum değerlendirmesi yapıyor.
İLTİMAS YOK Soğuk Savaş''ın sona ermesi ve Berlin Duvarı''nın yıkılmasının üzerinden tam 10 yıl geçmiş. Dile kolay. Şimdilerde AB kapısında bekleyen 13 aday ülke var. Birliğin genişlemesi, birleşmiş bir Avrupa için çok önemli. Prodi''ye göre "birleşmiş, istikrarlı ve demokratik bir Avrupa" için 2000 bin yılı çok önemli bir dönemeç olacak. HKO çalışmaları, Temmuz ayında Portekiz''den Dönem Başkanlığı''nı alacak olan Fransa''nın çalışmaları ile sonuçlandırılacak. Bu aşamadan sonra 2002 yılından itibaren aday ülkeler kabul edilmeye başlanacak. İlk grubun tam üyelik tarihleri ise 2005 yılı olarak şimdiden açıklanmış durumda. Kim hazırsa o girecek. İltimas olmayacak. Kriterlere uyan, ayak uyduran tam üye olacak. İşte HKO''nun önemi bir kez daha burada ortaya çıkıyor. Çünkü AB kurumları yeniden yapılandırılacak. Yeni üyelerin kabul edilmesi için AB''nin bu hantal yapıdan kurtarılması gerekiyor. Beş yıllık görevi sırasında Prodi''nin başarmak istediği üç konu var: Birliğin genişlemesi, ortak
para "Euro"nun birlik
içinde kullanılmasını sağlamak
ve Avrupa''nın kendi
güvenliğini sağlayacak savunma gücünü kurmak.
TÜRKİYE''NİN DURUMU Prodi''ye göre Türkiye konusunda alınacak çok yol var. Ankara''nın siyasi ve ekonomik reformları hayata geçirmesi önemli. Türkiye''nin reformları gerçekleştireceğine inanan Prodi, Helsinki kararlarının stratejik olduğunun altını çizerek, "Türkiye''nin, Avrupa''da kendisine yardımcı olacak somut adımlar atması, işlerin daha da iyi gitmesi anlamına gelecek" diye konuşuyor. Ancak, Prodi işleri biraz zamana bırakmanın da yararlı olacağı kanısında. Türkiye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşmaya değinmeden de edemeyen Prodi, olumlu havanın Akdeniz''in güneydoğusuna barış ve istikrarı getireceğini düşünüyor. "Bırakalım iki ülke aralarındaki sorunlara çözüm bulsunlar. Başkaları işe karıştımı neler olduğu daha önce görüldü" diyor. Atina''nın Helsinki Zirvesi''nde olumlu bir tutum takınmasını ise beklenen bir gelişme olarak yorumlayan Prodi, Ankara ile ilişkilerin Helsinki kararları çerçevesinde gelişeceğini söylüyor. AB Komisyonu Başkanı''na göre, "Yunanistan ve Türkiye''nin ilişkileri daha da geliştireceğine, artık AB üyesi bir çok ülke anlamış durumda". "Kıbrıs konusunda da önemli açılımlar olabilir" görüşünü gündeme getiren Prodi, Türk-Yunan diyaloğunun taraflar açısından olduğu gibi AB için de çok önemli olduğu düşüncesinde. Prodi, 2000 yılındaki gelişmelerin birliğin önünü açacağını ifade ediyor. Genişlemenin çerçevesinin çizildiği bir sırada iş HKO sonuçlandırmaya kalıyor. Herkesin bu konuda yardımcı olmasını bekleyen Prodi, "İstikrarlı, güvenli, hür demokratik bir Avrupa için ele ele verilim" çağrısında bulunuyor.
Kıbrıs daima gündemde... AB ile ABD arasında, 15 Aralık''ta Washington''da yapılan zirvede, Dünya Ticaret Örgütü''nün Seattle''da yaptığı toplantıların olumsuz sonuçlanmasının ardından, çok taraflı müzakere turunun başlatılmasına yönelik bir ortak bildiri de yayınlandı. Zirveye, ABD Başkanı Bill Clinton, Dışişleri Bakan Madeleine Albright, AB Dönem Başkanı Finlandiya Cumhurbaşkanı Marti Athisari, Başbakan Pavoo Lipponen, Dışişleri Bakanı Tarja Halonen ile AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi başkanlığındaki heyet katıldı. Trans-Atlantik işbirliğinin öneminin vurgulandığı zirvede, Kıbrıs, görüşmelerin ana konularından birini oluşturdu. ABD ve AB, New York''ta BM Genel Sekreteri gözetiminde başlatılan müzakerelere destek verilmesi konusunda tam bir görüş birliği sağlandı. Bir kaç yıl içinde Kıbrıs''ta nihai çözüme gitmek için bir faaliyet planı üzerinde çalışılmasını isteyen Washington yönetimi, Kıbrıs''ın AB''ye tam üyeliği öncesi, adadaki tarafların uzlaşması için gerekli diplomatik çalışmaların sürdürülmesini istedi. Brüksel''e gelen bilgilere göre, ABD ve AB, Kıbrıs''ta nihai çözüme gidilmesi için 2000 yılında aktif politika izlenmesini kararlaştırdılar. 21. yüzyılda Trans-Atlantik işbirliğinin en önemli konusun "Kıbrıs''ta çözüm" olacağı, şimdiden anlaşılmış durumda. Zirveye katılan üst düzey bir Avrupalı bürokrat, Kıbrıs sorununun çözümünde "bugüne kadar görülmemiş" bir yaklaşım olduğunu ifade ederken, Washington''un bu çerçevede çok umutlu olduğunun altını çizdi.
AB Bütçesi onaylandı Avrupa Parlamentosu''nun son genel kurul çalışmaları sırasında, AB''nin 2000 yılı bütçesine onay çıktı. Buna göre bütçenin dağılımı şöyle: Yapısal fonlar: 32.68 milyar euro taahhüt ödeneği ve 31.80 milyar euro ödeme. İç pazara yönelik politikalar: 6.03 milyar euro taahhüt ödeneği ve 5.67 milyar euro ödeme. Ortak tarım politikası: 40.99 milyar euro. Dış etkinlikler: 40.86 milyar euro taahhüt ödeneği ve 3.61 milyar euro ödeme. İdari harcamalar: 4.70 milyar euro. Rezervler: 0.91 milyar euro. Bütçeten verilecek üyelik öncesi yardımlar:
3.17 milyar euro taahhüt ödeneği ve
1.69 milyar euro ödeme.
Sıra Portekiz''de AB Dönem Başkanlığı''nı üstlenecek Portekiz''in öncelik vereceği çalışma programının ana hatları şunlar: - Kurumsal reformların yapılacağı HKO''nın Şubat ayında başlatılması. - Sürdürülebilir, enflanyonsuz ve istihdam oluşturan büyümeyi destekleyen bir etken olarak ekonomik ve para birliğinin güçlendirilmesi.
- AB''nin uluslararası rekabet gücünün artırılması. - Avrupa yurttaşlığı kavramının güçlendirilmesi. - Üye ülkelerin NATO çerçevesindeki taahhütleri de gözetilerek, AB''nin güvenlik ve savunma kimliği ile ilgili kararların alınması. - Genişlemenin AB politikalarına etkisi. - İç pazara yönelik politikaların desteklenmesi.

