Müslüman güzel ahlaklı olmalıdır. Kimsenin ayıbına bakmamalı, kendi ayıplarını görmelidir. Kendini hiçbir Müslümandan üstün bilmemelidir.
Abdülmü'min Cilyânî hazretleri Endülüs'te (İspanya) yetişmiş olan İslam âlimlerindendir. 531 'de (m. 1136) Gırnata'nın (Granada) Vâdîâşî (Guadix) bölgesindeki Cilyâna'da (Juliana) doğdu. Tahsilini Kurtuba (Cordoba)'da tamamladı. Buralarda iç karışıklıklar başlayınca önce Kahire'ye gitti, sonra Şam'a yerleşti ve 602'de (m. 1205) orada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Müslüman güzel ahlaklı olmalıdır. Kimsenin ayıbına bakmamalı, kendi ayıplarını görmelidir. Kendini hiçbir Müslümandan üstün bilmemelidir. Her Müslümanı görünce, kendi saadetinin, onun duasını almakta olabileceğine inanmalıdır. Kendinde hakkı bulunanların kölesi gibi olmalıdır. Hadis-i şerifte buyruldu ki: "Üç şeyi yapan Müslümanın imanı kamildir: Ailesine hizmet etmek, fakirler arasında oturmak ve hizmetçisi ile birlikte yemek." Bu üç şeyin, müminlerin alameti olduğu Kur'an-ı kerimde bildirilmiştir. Selef-i sâlihînin hallerini öğrenmeli, onlar gibi olmaya çalışmalıdır. Kimseyi gıybet etmemelidir. Gıybet yapana mani olmalıdır. İşitince incineceği şeyi, arkasından söylediği zaman, sözü doğru ise, gıybet olur. Yalan ise iftira olur. Her ikisi de, büyük günahtır. Emr-i mâruf ve nehy-i anil-münker yapmayı âdet edinmelidir. Hadis-i şerifte buyruldu ki: "Ailesi çok, rızkı az olup, namazlarını iyi kılan ve Müslümanları gıybet etmeyen, kıyamet günü benim yanımda olur."
Çalışmalı, fakat karşılığını Allahü teâlâdan beklemelidir. Onun emirlerini yapmaktan zevk duymalıdır. Yalnız Ona güvenince, O, her dileği ihsan eder. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Allahü teâlâ yalnız Ona güvenenin her dilediğini verir ve bütün insanları buna yardımcı yapar." Yahyâ bin Mu'âz-ı Râzî buyurdu ki: "Allahü teâlâyı sevdiğin kadar, herkes seni sever. Allahü teâlâdan korktuğun kadar herkes senden korkar. Allahü teâlâya kulluk ettiğin miktarda, herkes sana yardımcı olur."
Kendi çıkarlarının arkasında koşma! Allahü teâlâ ile insan arasında olan en büyük perde, kendi nefsini düşünmesidir ve kendisi gibi aciz olan bir kula güvenmesidir. İnsanların değil, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı düşünmelidir. Aileye ve çocuklarına karşı tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıdır. Onların haklarını yerine getirecek kadar aralarında bulunmalıdır. Onlara bağlanmak, Allahü teâlâdan yüz çevirecek kadar olmamalıdır.