Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin "tehdit"leri bitmiyor. Sıralamalar konusunda ise rivayetler farklı... Ne var ki yaşadığımız "kirlenme" konusunda fikir birliği oluşmuş durumdadır.

"Yolsuzluk"lar ortak endişe kaynağı haline geldi. İçişleri Bakanı Tantan''ın çok açık bir şekilde seslendirdiği bu konu artık "çuval"a sığamayacak durumdadır.

Şimdi bizler Türk toplumunun yüzyüze kaldığı "sonuç"ları tartışırken, tedbir almak yerine, teşvik eder gibiyiz. Gerçekten usulsüzlük ve yolsuzluklarla mücadele edilecekse; "tarz"ımız bu olmamalıdır.

Demokratik, liberal yapı ve işleyişi "yolsuz"luk sebebi olarak görüp, kamuoyuna böylece takdîm etmek yanıltıcıdır. Biz belki de yanlış ve eksik uygulamaların kurbanı olmaktayız.

Sürekli suni gündemlerle meşgul edilen Türkiye''nin gerçek gündemi ortadadır. Kişi başına düşen milli geliri üç bin doların altına düşüren sebep başarısızlık, tembellik ve bilgisizlik değil; "yolsuz"luklardır.

Ekonomik, sosyal ve politik hayatımız ortada iken konuyu getirip "af kanunu"na bağlayanlar şimdi ne diyeceklerdir? Akıl hocaları, fikir babaları tutturmuş "genel af" diyor!.. Bu yüce duyguya karşı çıkmak kimin haddine. "Af"fetmek büyüklüğün şanındadır.

Ancak kimi "af"fedelim? Onbeş yıl boyunca ülkeyi kan gölüne çevirip onbinlerce insanımızı toprağa gömen "öcveren"i mi?

Yoksa küçük tasarruflarını bankalara yatırarak hem gelir elde etmek, hem de üretime katkıda bulunmak isteyenlerin "para"larını kapıp kaçanları mı?

Cezaya "lâyık" olanları tam belirleyemediğimiz gibi; "af"fa "müstehâk" olanları da lâyıkıyla belirleyemeyeceğimiz anlaşılmaktadır. Soygun ve hortumlamanın bin türlü yolu olabilir. Ancak bu tür banka boşaltmalar sadece itimadı suiistimal değil; sağlanan kamu hizmeti yetkilerini de istismar etmektir. Biz hiç bir kurum ve kuruluşa güvenemeyecek miyiz? Bu kirlenme işlemine istemeyerek de karışmış olsa "medya" topun ağzındadır. Ele "talkın" verirken; "salkım"ı götürmek uygun olmaz! Şimdi konu gelip "medya"nın önde gelen bir kuruluşuna kadar dayandığına göre, durum zannedildiğinden de "ciddi" boyutlardadır. "Kaz"ı çevirerek yanmasını önlemek isteyenler olabilir. Ancak mızrak, çuvala sığmaz!.. Bu basın kuruluşumuzun bugüne kadar sürdürdüğü yayın politikasına gözatmak gerekir. Kimler karalanmadı, kimlere çamur atılmadı ki?

Maddi ve manevi tahribatın gerçek sebebi üç beş kuruşluk menfaatte düğümlenirse; o zaman "ahlâk" ilkeleri ne olacaktır.

Türkiye zor günler yaşıyor. Kaybettiklerimiz bir yana, ele güne rezil oluyoruz. İşin garibi de bu "zihniyet" giderek yaygınlaşmakta, hayli taraftar bulmaktadır.

Sözü uzatmaya gerek yok! Deveye; "boynun neden eğri" diye sormuşlar... Mübarek hayvan da; "nerem doğru ki?" diyerek cevap vermiş.

Şimdi bizim halimiz de aynen deve misali "neremiz doğru" bilemiyoruz.