Zaman geçip, sisler dağılınca "Batı"nın gerçek yüzü daha da iyi anlaşılıyor... Biz demiştik veya biz yazmıştık kolaycılığına sapmadan yeniden yazmakta ve söylemekte fayda var!
Türkiye iç çekişmeler ve sun''î gündemlerle güç kaybettiğinde "Batı"nın üzerimize nasıl çullandığını hep birlikte görüyoruz.. Ne Yunanistan''ın sahte yumuşamaları, ne Fransa''nın iyiniyet jestleri ve ne de İsrail''in sağlayacağı destek fayda veriyor...
"Batı"nın felsefesi, düşünce tarzı, hedef ve beklentileri "bizim"kilerle taban tabana zıttır. Bugün "Kürt" kartı ile Türkiye''yi bölmeye çalışanlar; yarın "Zaza" kartı ile Kürtler''i bölmeye uğraşacaklardır.
Kartların açık oynanmasına rağmen bunca hatanın peşpeşe işlenmesine de bir mana veremiyoruz. Hayatın "gerçek"lerinden ve mücadelenin "ciddiyet"inden bîhaber kadroların istilâsına uğramış Türkiye zor günler yaşamaktadır.
Israrla soğutup, küstürmeye çalıştığımız ve zorla gayr-i memnunlar tarafına itelediğimiz bu insanlar bizim "can"larımız! "Türk''ün Türk''ten başka dostu yok!" diye çığlıklar atmamıza rağmen; öz be öz Müslüman Türk olduklarını bildiklerimize reva gördüğümüz davranışlara bakınız!
Milli birlik ve beraberliğimizi, milli gücümüzü tahribe yönelik sakat yaklaşımlara derhal "dur!" denilmezse, gidişât iyi değildir. Giderek yalnızlığa itildiğimiz bir dünyada aslımıza ve gerçek kimliğimize dönmekten başka çare yoktur.
Birbiri peşi sıra gündeme getirilen "uğur"suz raporlar, "afakî" değerlendirmeler ve sonu gelmez "taviz"lerle bir yerlere varamayacağımız anlaşılmıştır.
"Israr"a hiç gerek yok! Senfoni orkestraları, türban karşıtı kampanyalar ve kimliğimizi, mirasımızı reddedici davranışlar; bizi "Batı"ya yaklaştırmak yerine uzaklaştırmıştır.
Biz "taviz" verdikçe, biz "alt"tan aldıkça ve biz milli kimliğimizi reddettikçe; üzerimize gelinmekte, "insaf"sız ve "iz''an"sız taleplerle bunaltılmaktayız. "Bir musîbet, bin nasihatten evlâdır." Bu musibeti başımıza saran "Batı"ya söylenecek sözlerden çok, ortaya konulacak eylemler önemlidir. Eylem plânlarının da dayanağı millet meclisi ve milletin kendisidir. Milli olan herşeyi dışladığımız bu dönemde "millet"e dönmek de kolay değildir.
Belden aşağı vuruşlar ve faullü dövüşlerle Türkiye yıldırılmak isteniyor. Bu ikiyüz yıl önce de böyleydi; bugün de böyle... Bizim en büyük talihsizliğimiz gayr-i milli kadroların başımızda oluşudur.
Bu tesbitimiz Hükûmet ve koalisyon ile ilgili bir tesbit değildir. İşte Ecevit ve Bahçeli gerekli "tavrı" belirlemiş ve tarzımızı açıklamışlardır.
Fakat "iktidar" olmak, hükümette sandalye sahibi olmak demek değildir. YÖK''ten üniversitelere, milli eğitimden Dışişlerine kadar "çile"siz, "gaile"siz, "yeter"siz ve "hedef"siz kadrolar ortadadır. Bu kadrolar ve bu gayr-i milli anlayışla Türkiye''nin meseleleri çözümlenemez.
"Olan"lar olmuş, Türkiye bir açmaz"a itilmiştir. Eşit platformlarda görüşmeler sürdürülürken iç kamuoyu bilinçlendirilmeli, restore ve rehabilite edilmelidir.
Ne derler? "Demirden korkan trene binmez!" Biz bu coğrafyaya tâlip olmuş ve bu coğrafyada yaşıyorsak; haklarımızı ve ülke bütünlüğümüzü savunmayı da biliriz!..

