Kaydet
a- | +A

Bizim kuşağımız çok acayip bir çizgi izledi. Kırıklarla dolu bu çizgiye bakanlar ister istemez şüpheye düşüyor...

Bu yüzden bizim kuşağımız; bazen kendi kendisini, bazen rejimi bazen de bilimi sorgulama ihtiyacı duyuyor.

Gençlik yıllarımızda İzmir''den İstanbul''a, Mersin''den Trabzon''a kadar bütün limanlar ve rıhtımlarımız "Go Home" nîdaları ile çınlardı.

O günlerde ''ABD'' karşıtı olmak, adam olmakla eşdeğer tutulur, önemli bir nitelik olarak görülürdü...

Haklarını yemeyelim Silâhlı Kuvvetlerimiz ve ileriyi gören sermaye sahipleri dışında ''ABD''ye sıcak bakmak bile suç sayılırdı...

Dahası, öğretim üyelerinin tamamına yakın bölümü ''ABD''de eğitim görmüş olan ''ODTÜ'' de bile, ABD büyükelçisinin makam aracı ateşe verilmek suretiyle zihinler bulundarılır, kamuoyu aldatılırdı.

Hele ''ortanın solu'' sloganı ile yola çıkan Karaoğlan''ın başını çektiği büyük bir siyasi kitle; ABD düşmanlığı ile öğünür, bunu milliyetçiliğin, devletçiliğin hatta halkçılığın bir gereği sayarlardı...

Atatürk ''CHP''sinin itici gücü haline getirilen bu ''anti-Amerikan'' havanın zaman içerisinde nasıl kaybolup yerini ''Pan-Amerikan''cılığa terkettiğine hâlâ şaşarım!..

Bu arada sadece bizim değil, birçok aklı başında insanın bu şaşkınlık sebebiyle bunalımları oynadığı da bir gerçektir.

President Bush ve Özal arasındaki iyi ilişkilerin nasıl ve kimler tarafından ''tî''ye alındığı hâlâ hafızamızdadır.

Bu defa Başkan Clinton''ı uçağının merdivenlerinde karşılayan Demirel''e her nedense sıcak bakılır oldu. Ayrıca Başkan Clinton''a TBMM Genel Kurulu''nda konuşma yaptırılması bile Türk misafirperverliğinin bir gereği olarak yorumlandı.

Gerçi depremin büyük bir şiddetle ikinci defa vurduğu Türkiye; Başkan Clinton''a gerektiği ölçüde ilgi gösteremedi. Ancak üst yönetim; bizim vatandaş olarak sergilediğimiz bu zaafı, çok fazlasıyla telâfi edici davranışları ile hepimizi mutlu etti!..

Çok kritik ve çok acılı bir dönemimize rastlayan asrın zirvesi ''AGİT'' için de aynı durum söz konusudur.

Umarız yetkililer bizim acılarımız sebebiyle gerekli ilgiyi gösteremediğimiz bu faaliyetlerde bizleri mahçup etmezler.

Bu arada bizi mutlu kılan en önemli husus; eski tüfeklerin ve medyanın ''ABD''ye kayıtsız, şartsız ''biat''leri olmuştur.

Misak-ı milli hudutlarında,

Atatürk milliyetçiliğinde,

Dinde ve laiklikte,

Kıvançta ve tasada; bir türlü biraraya gelmeyi başaramayan ''biz''#rri tek cephede ve tek noktada birleştiren ''ABD ve Clinton''a minnettarız.

''Blue Jean''de, ''pop ve rap''ta, ''Coca cola''da, ''viski''de, ''rakı''da, Mc Donalds''da, ''televole''lerde hatta ''Ciguli''de bile birleşemeyen bizler, ''Başkan Clinton'' etrafında ortak bir paydada birleştik!

Bu gelişme az birşey değildir. Hele çizgisi kırıklarla dolu bizim neslin ortak bir paydada birleşmesi büyük bir gelişimdir.

Hele dün "Go Home yankee!" diye çırpınan eski tüfeklerin; bugün "Welcome, Mr. President" diye çırpınmaları, gerçekten muhteşem bir tablo oluşturuyor!..

"Long Live Mr. President!"