Kaydet
a- | +A

Her an gelişen, her an değişen ve her an çözüm bekleyen meselelerle başedebilmek kolay değildir. Bu zorluğu peşinen kabul etmemize rağmen, artan problemlerimize çözüm getirecek tedbirleri de yürürlüğe koyabilmemiz lazımdır. Eğitimden güvenliğe kadar her alanda kontrolümüz dışında "gündem" oluşturulmaktadır. Giderek unutulan ve/veya terkedilen devlet yönetim teamülü sebebiyle "başıboşluk"lar yaşanmaktadır. Her önüne gelenin demeç verdiği, basın açıklaması yaptığı ve fikir beyan ettiği bir ortamda "medya"ya da kusur bulmamak gerekir. Yönetici olarak eline ve diline sahip olamayanlar; kusuru, kabahati ve suçu "medya"ya yüklemeye çalışmaktadırlar. Biz basın olarak kamuoyunu doğru ve aktüel bilgilerle techiz etmenin savaşını vermekteyiz. Bu savaşta teknik, taktik ve hatta stratejik hatalarımız olabilir. Vardır da... Ancak bu hataların kaynağındaki gerçek sebepleri bilmek lazımdır. Önce tarafsız ve bağlantısız olması gereken haberci ve yorumcular kasıtlı olarak yanıltılmakta, veya kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bugüne kadar temas etmek istemediğimiz bir konu olan; "Bazı servislere hizmet sunmak" gerçeğini masaya yatırmamız gerekmektedir. Sansür sadece "medya"yı kontrol değildir. Haber kaynakları ve konularını kontrol ve denetlemek de "sansür" sayılır. Hele indi (Subjektif) mütalaalarla basın mensuplarının tasnife tabi tutulması tam bir ortaşark kurnazlığıdır. Bu tür kurnazlıkların mevcut teknolojik imkanlar çerçevesinde işe yarayacağını düşünmek ise saflıktır. "Medya"nın tek hedefi tiraj ve reyting değildir. Hele meseleleri maddeye hapsedici kısır değerlendirmeler de düşünülürse yürütme hata yapmaktadır. Medya sektörünü para, tiraj ve reytingten de çok etkileyen husus manevi tatmindir. Haber üreten, yorum getiren ve geleceği tahminde başarılı olan medya mensuplarının manevi hazzı, hiçbir maddi ölçekle ölçülemez. Gündemi takip etmekten ileri gidemeyen politik karar beyinleri bir adım öne geçecek tedbirleri almalı ve gündemi tayin etmelidirler. Bunun için de gerek yasama ve yürütme, gerekse yargı; yaptığı ve yapacağı faaliyetlerle ilgili uluorta açıklamalara son vermeli, yetkisiz kişi ve kurumlar laf üretmekten vazgeçmelidirler. Hele suç işlemeye kadar varan görev ihmal ve suiistimallerine fırsat verilmesi, davanın peşinen kaybıyla eşdeğerdir.

Kısacası; "Söz gümüşse sükut altındır!" diyoruz...