Yedi yıl süresince yan gelip yatan partiler ve meclis, Cumhurbaşkanı seçimi kapıya gelip dayandığında her nedense panikledi...
Dördüncü turda da Başkan''ın seçilememesi meclisin fesih sebebi. Bunun olmayacağını hepimiz biliyoruz.
Aslında normal seyrinde sürmesi gereken seçime dış müdahaleler olmasaydı bu iş büyümeden sonuca ulaşılacaktı.
"Beş artı beş" formülü niyet olarak iyi olsa dahi zamanlama yönüyle çok yanlıştı. Hatta gerekli olan bir anayasa değişimi bu zamansız teşebbüs yüzünden başarılı olamadı.
Önce kişilere endeksli teklifler sebebiyle gayrı memnun kitleler oluşturuldu... Sonrasındaki lider tahakkümleri ise yaraya tuz biber ekmiş oldu.
Beşer yıllık iki dönem uygulaması sağlanamayınca seçilecek adayın yedi yıllık Çankaya işgaline çanak tutulmuş demektir.
Gerçi beş ve yedi arasındaki süre sadece iki yıldır. Ancak bu süreler bile tahammül sınırlarını zorlamaktadır.
Liderlerin kanun ve teamül dışı uygulamalarına başkaldıran parlamenterlerin halktan destek görmeleri de cesaret arttırıcı bir husus olmuştur.
Bunca müsait zamana rağmen cumhurbaşkanlığı adaylarının saklı kalmasının ardından beş siyasi parti liderimizin şaşırtıcı huruç kararı, parlamentoyu etkilemeye yetmedi.
Dikkat edilirse ilk tur sonuçlarında çok ciddi bir dağılma mevcuttu.
İkinci tur sonuçlarından cuma günü için bazı ipuçları istihsal etmek mümkün olsa dahi, bu kaygan ve değişken zeminde tahmin yapmak zordur. Telaş ve panik içerisinde "beşibiryerde" kararlarla aday gösterilen Ahmet Necdet Sezer''in adaylık talebi olup, olmadığı bile meçhuldür.
Velev ki talebi olsa bile; Devlet memurluğuna devamı konusunda daha şimdiden tartışmalar başlamıştır.
Aslında emeklilik (normal veya sağlık sebebiyle) yahut istifa (ki bu da emeklilik sayılır) yoluyla memuriyetten ayrıldıktan sonra yapılacak olan başvurular hem "şık", hem de "yasal" olacaktı. Benzer durum Meclis Başkanı Akbulut için de geçerlidir. Hiyerarşik ve bürokratik bir yetkinin kullanıldığı Meclis Başkanlığı görevinden ayrılmadan aday olmak da "şık" olmamıştır.
İkincisi için "yasal" değildir, diyemiyoruz. Çünkü Meclis Başkanlığı devlet memurluğu olmadığı gibi, bizatihi siyasi bir görevdir de...
Görüleceği üzere ikinci tur sonrasında başa güreşen iki adayın da az veya çok defoları olduğu meydandadır.
Beyaz bir sayfa açarken bile tartışma ve defodan bahsediliyorsa; gelecekte çok başımız ağıracak demektir.
Üçüncü adayımız Yalçıntaş''ın hiçbir tartışması ve defosu olmamasına rağmen "Faziletli" olması gibi bir "açmaz"ı vardır.
Bütün bunlardan sonra gönlümüz ister istemez Mail Beye meylediyor. Ediyor da; onun da kendinden başka seveni yokmuş gibi geliyor bize!..
Ne diyelim?
"İnsan beşer, durmaz şaşar!
Düz ovada yürür iken, ayağını sürter düşer."
Biz de düz ovada (olanlara) şaşırıp kaldık!..

