Türk dünyası büyük bir devlet adamı ve mütefekkirini kaybetti. Maddeden çok manayı arayan bu gönül adamı, ahirete göçerken hepimize ders olacak nasihatler verdi.
O''nu ilk defa Azatlık Meydanı''ndaki vakur haliyle tanıdık. Sovyet İmparatorluğu''nu dize getiren Elçibey mücadelesini silâhla değil, kalemle yaptı. Ömrünü Türklüğe adamış bu gönül adamının, hüzün içinde bize veda edişi ders almamız gereken bir olaydır. 1938 yılında Nahcivan''da doğan bu civan "Türk"ün bütün hasletlerini üzerinde taşımasına rağmen, Türk dünyasından gerekli ilgi ve desteği göremediği için veda bile etmeden küs gitti, kırık gitti ahirete... Şili''de Allende''ye, Küba''da Kastro''ya ve hatta dünyanın en ücra köşesinde eline silâh alıp yol kesenleri kutsayan Türk solu, her nedense Elçibey''i tutmadı... Sevmedi, sevemedi. Sevemedi, çünkü Elçibey Sovyet İmparatorluğu''na başkaldıran bir milliyetçiydi. O, enternasyonelci olmadığı, olamadığı için aşağılandı, horlandı ve yalnızlığa mahkum edildi. Kediye boğdurulmak istenen bir arslan; veya itlere meze edilmek istenen bir bozkurt nasıl yaşarsa O da öyle yaşadı... Bu zillete daha fazla tahammül edemeden veda etti bizlere. Ömrü mücadeleyle geçen bir lider için "yalnızlık" kadar acı ve elem verici ne olabilir? Biz O''nu yalnızlığa mahkum ederken, O''na verebileceğimiz en büyük cezayı da vermiş olduk!.. Ölünün arkasından ne konuşulabilir... İki ayı aşkın bir süredir tedavi gördüğü Ankara''da eski bir Devlet Başkanı''nın varlığından bile haberdar değildik.
Dirisinden faydalanamadığımız bu gönül adamının ölüsünden nasıl faydalanabiliriz. Şiirleri, kitapları ve konferansları ile Türk dünyasına ışık tutması gereken Elçibey, gizli tutsak olarak ömrünü tamamlarken, hepimizi acılara ve gözyaşlarına boğdu... Sovyet emperyalizmine karşı ilk olmasa da, en soylu mücadeleyi veren bu kartal bakışlı çelik adam, Merkezi Asya Türk varlığının da temellerini atmayı başarmıştır.
Ömrünü hasrettiği Türk Birliği''ni gerçekleştiremeden veda edişinde O''nun hiçbir suçu olmasa gerektir. Bu idealin gerçekleşmesi için iğne ucu kadar destek görmeyen yalnız Civan''ın acıları ve hüzünlerini bütün fotoğraflarında görebilirsiniz.
Sağlığında kıymetini bilemediğimiz, gerektiği şekilde istifade edemediğimiz bu fikir ve duygu mücahidine, çok iyi bir devlet töreni organize edileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Hatta büst ve heykelleri için şimdiden siparişler bile verilmiştir...
Ancak hedef insanları sağlıklarında ölümle eşdeğer olan yalnızlığa mahkum etmek değil, onlardan hayatta iken faydalanmak olmalıdır.
Başımız sağ olsun!..

