Tarihin her döneminde Türk devlet yapısında "Ümera" ve "İlmiye" sınıfları vardır. Bu iki sınıfın isimleri ve fonksiyonları değişiklikler gösterse de etkileri aynıdır. Bugünlerde bu iki sınıfın üst temsilcilerinin fikir ayrılıkları su yüzüne çıkmıştır. Doğru veya yanlış iki tarafın da bir tasarrufu olmuş, tartışma başlamıştır. Haklı-haksız ayrımı yapmak bize düşmez. Ancak Gürüz yönetimindeki "YÖK"ün Türk devlet yapı ve teamülüne uymayan icraatı sebebiyle "İlmiye" sınıfının sürekli itibar kaybettiği ortadadır. Özellikle bağnazlık ve ideolojik taassubu nedeniyle sadece Gürüz değil, YÖK camiası da halkın gözünden düşmüştür. Bunun en açık ispatı, dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel''in görev süresinin uzatılmama işlemidir. Demirel, Gürüz''ü ikinci kez "YÖK"e atarken, belki de kendisinin de ikinci kez seçimini ve/veya görev süresinin uzatılabileceğini ima ediyordu. Ancak beklenen "Etki" doğmadığı gibi, "Tepki" de çok sert oldu.
"YÖK" 12 Eylül öncesindeki olağanüstü dönem sonucu ortaya çıkan bir yönetim yapısıdır. Bu yapının bugünkü şartlarda tartışılması yersizdir. Her kurum ve kişi, her olay, her sonuç kendi şartları içerisinde değerlendirildiği taktirde bir mana ifade eder. Açıkçası dün "YÖK"ün gerekliliğini savunanlar bile bugün aksini iddia ederek "YÖK"ü "YÜK" sayıyorlar.
İşin gerçeğini söylemek gerekirse "YÖK" rekabet hislerini ve çalışma arzularını katletmiş, üniversitelerimizi "Kabristan"a çevirmiştir. "YÖK"ten memnun olanlar incelendiğinde; "Bilim"den çok "Film"e yatkın oldukları görülecektir. Bir inat uğruna Türk yükseköğretim sistemi katledilmiştir. Bunun müsebbibi sadece "YÖK" ve Başkanı değildir. Bu duruma sessiz kalan ve hatta prim veren her seviyedeki siyasiler ve yetkililer de bu sonuçtan sorumludurlar.
Daha açık bir ifade ile başarısızlık ve bağnazlığa prim verilmiştir. Bu kadrolara "Atama" ile gelenler tabii olarak "Seçilmiş"leri istemezler. Seçilmişlerin başarıları onları rahatsız eder. Bir de "Sözümüzü geçiremiyoruz!" mazereti var ya, insanı çileden çıkartır. Hatırlarsanız bir dönemin Başbakanı, "YÖK" Başkanı''na söz geçiremediğini beyan etmişti.
"YÖK" bir dükalık haline getirilerek halktan, haktan ve eğitimden kopartıldı. Bu sonuç zaten kaçınılmazdı. Ne var ki olan yine bizim zavallı evlâtlarımıza oldu!.. Düşününüz ömründe bir defa sınava girecek ve istikbali bu sınavın sonucuna bağlı olan öğrencilerin sınav soruları çaldırıldı. Bu da yetmezmiş gibi yalan yanlış ve eksik sorularla çeşitli hileler yapıldı.
Hele yetişmiş bilim adamlarının üniversitelerden "Karga tulumba" atılmaları hâlâ zihinlerdedir.
"YÖK" Genel Kurulu''na karar öncesi tavsiyemiz; "YOK" olmadan önce bu inatlardan vazgeçmeleridir.
Bizden söylemesi.

