Kaydet
a- | +A

Yola çıktığımız ''altmış''lı yılları hatırlıyorum. Bir avuç idealist genç; Türkiye''yi ''çağdaş uygarlık düzey''ine çıkartmak için and içmiştik. Hatta Doğunun kalkınması için seferber olmuş, ''Zap suyu''na köprüler bile kurmuştuk.

O zamanlar kitle iletişim araçları da dahil olmak üzere imkânlar çok kısıtlı, çok sınırlı, hatta yok denecek kadar azdı. Bu yüzden popüler bir gazetenin sponsorluğunda ''Zap suyu'' kıyılarına çadır kurarak kamuoyu oluşturmaya çalışmıştık... Sonra bu ''köprü''lerin altından çook sular aktı. Zaman değişti, yetmişli yıllarda hiç umulmadık bir anda ve hazırlıksız bir zamanda ''iktidar'' olundu. Tıpkı bugünlerde olduğu gibi... Yaşı elliyi bulanlar o günleri iyi hatırlarlar. Benzinden çaya, tüpgazdan margarine yokluk çektiğimiz o mutlu (!) iktidar günlerine...

''Su işleyenin, toprak kullananın'' dedik tutmadı... ''tribünlerdekiler sahaya'' dedik olmadı... ''kumar borcu olmayan parlamenter'' aradık, bulamadık. Velhasıl neyi tutsak elimizde, ne söylesek dilimizde kaldı...

O dönemlerde, ''köykent''ler kurup doğuyu kalkındırmayı başaramadık ancak, yirmibirinci yüzyıl arefesinde Batıyı ''çadırkent''l#lle donattık. Şimdi artık, Siirt, Mardin ve Hakkâri''de ''köykent''ler yok amma; İstanbul, İzmit ve Adapazarı''nı ''çadırkent''l#lle bezedik! Büyük felâketin üzerinden üç koca hafta geçmiş olmasına rağmen, İstanbul''un göbeği sayılabilecek ''Avcılar''da, depremzede vatandaşlarımız derme çatma naylon çadırlarda hayatta kalabilme mücadelesi veriyor...

Evleri yetkililer tarafından mühürlenen yüzlerce aile perişan. Müsait alanlar olmasına rağmen, ''Kızılay''ın bölgede iskân faaliyeti başlatmaması sebebiyle vatandaşlar infiâl halinde. Vatandaşın yarasını sarmakla yükümlü kurum ve kuruluşların vurdumduymazlığı sebebiyle, hayırseverlerin de yardımlarında ciddi azalmalar gözlenmektedir. Hele zamansız telâffuz edilen ''Deprem Vergisi'' sonrasında işler iyice kesatlaştı.

Hatta Çalışma Bakanı Okuyan''ın tabiriyle; yardımlar bıçak gibi kesildi...'' Bu da işin diğer bir boyutu. Ağır aksak yürüyen yaraları sarma gayretleri yeterince şeffaf olmadığından, hayırseverler de mütereddit.

Yardımların hak sahiplerine ulaştırılmasında yaşanan güçlükler, zamanla azalacak yerde giderek çoğalmaktadır. Geçici de olsa askerin müdahil olduğu bölgeler (kısımlar) hariç tutulacak olursa, keşmekeş olanca haliyle devam ediyor.

İşin şakaya gelir tarafı yok. Zaman süratle akıp gidiyor. Onbinlerce şehit ve yaralı verdiğimiz bu felâketin ''kanıksanma''sı bizlere çok pahalıya mâlolacaktır. Öncelikle bölge halkının barınma ve beslenme problemlerine kalıcı çözümler getirilmelidir. Akabinde de; afetzedeler ve ilgililer arasında sağlıklı bir ilgi ve iletişim kurulmalıdır. Bölgeyi etkisi altına alan şayia, dedikodu ve yalan haberlerden koruyabilmek ancak bölge halkına ve tüm ülkeye sağlıklı, doğru ve aktüel bilgiler sunmakla mümkün olacaktır.

Evet, bizler Doğu ve Güneydoğu''ya ''köykent''l#ri kurmayı başaramadık. Ancak Marmara Bölgesi''ni ''çadırkent''l#lle donattık.

Bu ayıp, bize ''yeter'' de ''artar'' bile!.