Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin bir ''geçiş'' dönemi yaşadığı malum. Bu arada adı konmamış bir ''kriz'' dönemi geçirdiğimiz de ortada...

Hükümet bir kısım hedefler ve programlarla ekonomiye çekidüzen vermeye çalışıyor. Bu gayretlerin karar vericisi durumundaki ''IMF''nin görüşleri ve meselelerimize yaklaşımı çok önemli.

''IMF'' görüşmelerinde hükümet hem taraf, hem de partner olarak temsilciler bulunduruyor. Bu arada resmi olmasa bile gayriresmi manada ''sermaye''nin de sözcüleri görüşmelere müdahil oluyor.

Ancak hükümetin ve ''IMF''nin kaale almadığı ve/veya sesini duymadığı bir kısım insanımız var ki büyük sıkıntılarla boğuşuyor.

Biz ''sermaye''ye düşman olmadığımız gibi, vatandaşlarımıza iş sahası açan büyük firma ve holdinglere karşı da dikkat sarfederek yaklaşırız.

Açıkçası Koç, Sabancı, İhlas gibi yatırım yapan holdinglerin sayılarının artmasını ve dünya klâsmanında ön sıralarda yer almalarını da çok arzu ederiz.

Ne var ki Türkiye üç-beş holdingten müteşekkil değildir. Yüzlerce hatta binlerce küçük ve orta ölçekli işletmelerin varlığı da unutulmamalıdır.

Bugün yüz tane holdingin ortalama onar bin çalışan ile ortaya koyduğu istihdam bir milyon kişiyi kapsar. Ortalama beş kişiden oluşan aileleri sayarsak bu sayı beş-altı milyonda kalır.

Fakaat ülkenin kılcal damarları gibi en ücra köşelere kadar dağılmış küçük ve orta ölçekli işletmelerin sağladığı istihdam; hesaplanan ve zannedilenin çok üzerindedir.

Hâl böyle olmasına rağmen ekonomik kararların alınmasında bu muazzam güç her zaman ''ihmal'' edilir. Plânlama ve icraatta pek kaale alınmaz!..

Hele aile işletmeleri şeklinde tarım ve hayvancılıkla iştigal eden kuruluşların imkan ve ihtiyaçlarına bakılmaksızın ''karakuşî'' kararlar alınmakta; bu insanlar gereksiz yere küstürülmektedir.

Ege''nin şirin ilçesi Seferihisar İzmir''in banliyösü olmasına ramen; tabii, tarihî ve turistik zenginliklerini muhafaza edebilmiş ''nadir'' beldelerimizdendir. Ege''de yapmış olduğumuz tesbitler hayli ilginç...

Narenciye, seracılık ve hayvancılıkla geçimini sağlayan bu ilçe sakinlerinin sıkıntıları bütün köylü ve küçük işletmelerin de sıkıntısı.

Avrupa ''BSE'' deli dana hastalığı ile ''hop'' oturup ''hop'' kalkarken, ülkemizde yetiştirilen sağlıklı hayvan üretim ve tüketimine getirilen tahditler köylüleri bıktırmaktadır.

''Karadan gemi idare etmek'' işgüzarlığına saplanan tarım ve köyişleri bakanlığını kazalara, köylere ve mezralara davet ediyoruz. Sahaya çıkıp ''vatandaş''ı dinleyiniz! Kılcal damarlar misali Türkiye''yi besleyen aile işletmelerine kulak veriniz!..

Aksi halde çok yakın bir gelecekte sağlıklı et ve gıda yerine; hastalıklı, kaçak ve kayıt dışı et ve gıdalarla beslenmek zorunda kalınır.

Bizden söylemesi insanlara takatlerinden fazla ''yük'' yüklemeyiniz! Kaçakcılık ve yolsuzlukları teşvik etmeyiniz...