Kaydet
a- | +A

Durup dururken dersek yalan olur. Ancak bizce hiç gereği yok iken başlatılan "af" tartışmaları huzurumuzu bozmaya devam ediyor.

Dikkat ederseniz sayıları yetmiş bine ulaşan tutuklu ve hükümlülerin sesleri son günlere kadar duyulmuyordu. "F" tipi cezaevi protestoları ile geçiştirilmeye çalışılan "af" konusuna çözüm getiremeyince olaylar patlak verdi.

Önce "af" nedir ve kapsamı ne olmalıdır? Bu konuya cevap bulunmadan yapılacak bütün çalışmalar "eksik" kalacaktır.

Bir de normal dışı hükümlü ve tutuklular var ki tam bir "karmaşa". Meselâ günahsız sivilleri ve çocukları gözünü kırpmadan öldüren "PKK"nın başı Öcveren ne olacaktır?

İdam dosyası kanun ve teamül dışı usullerle Başbakanlık''ta bekletilen Öcveren''in durumu tam bir muamma.

Mevcut mevzuat çerçevesinde Ecevit hükümeti suç işlemektedir. Mahkemenin "karar" verdiği bir dosyayı "idare"nin elde tutma ve geciktirme yetkisi yoktur.

Öcveren dosyası Büyük Millet Meclisi''ne sevkedilmeden herhangi bir "af" kararının alınması da mümkün değildir.

Alınamaz mı? Gayet tabii alınabilir. Ancak Çankaya''da artık bir "hukuk"çu var. Muhalfarz Çankaya onayı da alınmış olsa; geride Anayasa Mahkemesi hazır bekliyor.

Basın affına ilişkin "4454" sayılı kanun Anayasa Mahkemesi''nce iptal edilmiştir. Dikkat edilirse kanun hükmündeki "kara" nağme için jet hızıyla çalışan hükümet, bu "iptal" ile ilgili olarak, "ipe un sermekle!" meşguldür.

Şimdi siz başını örttü veya bacağını açtı diye sudan sebeplerle mahkum ettiklerinize kulak tıkar; Öcveren ve taifesini "af"fetmeye çalışırsanız, yemininize ve milletinize ihanet etmiş olursunuz.

"Af"fetmek belki de ceza vermekten de daha fazla dikkat ister. Hele bizim gibi sistemlerin oturmadığı, kişilere ve zümrelere has özel hükümlerin hakim olduğu bir toplumda, "af kanunu" çıkartmak kolay bir iş değildir.

Bütün bu zorluklara rağmen "af" çıkmalı ve/veya çıkartılmalı mıdır?

Bu soruya "hayır!" demek gerçekten de zordur. Hatta zor olmaktan da öteye "haksız"lıktır. Gelin görün ki bu gerçeğe rağmen gelişi güzel bir "af"fın faydadan çok zararı olacaktır.

Hükümet Öcveren''e diş geçiremediğinden "af" konusunda da çeşitli kaçamaklar bulmak peşindedir. Büyük bir âlâ-yû vâlâ ile Türkiye''ye getirdiğimiz Öcveren ömrünün en güzel günlerini yaşıyor.

Öcveren''e sağlanan statü ve imkânlara bakıldığında Türkiye''nin yarıya yakın bölümü "İmralı"da kalmaya taliptir. İnanmayan varsa öteki Türkiye''nin bireylerine sorabilir.

Biz başkası olmaya ve başkalarının isteklerini yapmaya devam ettiğimiz müddetçe meselelerimizi çözemeyiz. En iyi çözüm "kendi"miz olmaktadır.

Bilmiyorum bunu becerebilecek miyiz?