Kaydet
a- | +A

Üç aya yaklaşan NATO müdahalesi ile Balkanlar''da yeni bir dönem başlıyor. Mevcut duruma bakıldığında tarafların hepsi yara almıştır.

Rusya''nın NATO askerlerinden önce Priştine''ye girmesi; panik, korku ve telâşın sonucudur. Tıpkı Adriyatik Denizi''ne donanma sevki için alınan karara benzemektedir.

Rusya korkuyor!.. Hinterlandı giderek daralan, hammadde kaynakları azalan ve sürekli itibar kaybeden Rusya; çıkış arıyor. NATO harekâtından sonra ortaya çıkan duruma sevinmek mümkün değildir. Zaten fakir bir bölge olan Kosova, Sırplar''ın çekilme sırasındaki hırs ve vahşeti ile bitme noktasına gelmiştir.

Kısmî bir rahatlık ve güven sağlanmış olsa bile, Kosova''nın tekrar ayağa kalkabilmesi yıllar alacaktır. Bir, belki de iki neslin kaybedilmesine sebep olanlar tarih önünde hesap vereceklerdir.

Uluslararası barış gücü kontrolüne giren Kosova''nın paylaşılması ise ayrı bir faciadır. Şayet bu barış gücünde Rusya da görev alacaksa, bölgede istikrardan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Rusya öteden beri Balkanlar''da hâmî rolü sürdürmektedir. Özellikle Sırp zulmüne destek veren Rusya''nın bölgede sorumluluk alması, yeni sorunların habercisi olacaktır.

Rus birliklerinin Kosova''da işgal girişimleri tabiri caiz ise "mezarlıkta türkü çağırmak"tan farklı bir davranış değildir. Yeltsin''in gölgesinde çıkış arayan Miloşeviç bu davranışla hâlâ teslim olmadığını vurgulamaktadır. Kosova''nın özerkliği ve geleceği açısından Rus birliklerinin bölgede görev alması büyük bir talihsizlik olacaktır.

Bu ikili oyunuyla Rusya, Balkanlar''a nifak sokma peşindedir. NATO harekâtı süresince NATO karşıtı ve Sırp destekçisi olan Ruslar''ın, uluslararası barış gücünde yer almaları hiç de inandırıcı olmayacaktır.

Harekâtın her safhasında üstün bir fedâkarlık örneği sergileyen Türkiye''nin; birden dışlanması da hayra alâmet değildir. İtalya ve Yunanistan''ın harekât sırasında NATO''ya pürüz çıkartmalarına karşın, Türkiye NATO''ya sadece destek vermekle kalmamış, ayrıca üsler de vermiştir. Clinton''ın Demirel''e teşekkürüyle geçiştirilmek istenen bu fedâkarlıklar, bir kalemde silinip atılamaz. Kaldı ki Türkiye''nin bölgede tarihi mirası, sorumlulukları ve hakları vardır. Bölgedeki insanların güvendiği ve beklediği tek güç olan Türk Silâhlı Kuvvetleri''nin, oldu bittilerle dışlanmasının altında yatan sebepler araştırılmalıdır.

Türkiye sadece külfetlere katlanarak bölgedeki etkinliğini sürdüremez. Sembolik miktardaki polis gücünün bölgede görev alması da yeterli değildir.

Balkanlar''da barış ve istikrarın kök salabilmesi için, Türkiye''nin bölgede görev alması zaruridir. Sırp milliyetçiliği ve saldırganlığı son bulmamıştır. Sırada Sancak ve Karadağ beklemektedir. Uluslararası barış gücü, öncelikle Rus birliklerini bölgeden uzaklaştırarak Türk Silâhlı Kuvvetleri''ni bünyesine almak zorundadır. Aksi halde bölgede ayrımcılıklar artarak yeni gaileler uç verecektir.

Balkanlar''ın yeni savaşlara ve katliâmlara tahammülü kalmamıştır!..