Elimize bir kıymık batsa, canımız elimizde zannederiz. Bir uzvumuzun bedenimizden ayrılmasının acısını tarif edebilmek bile mümkün değildir. Hâl böyle olunca, son haftada yaşadıklarımızın muhasebesini yapabilmek "imkânsız" demektir.
Buna rağmen, bazen "ölüm"ün kurtuluş olabileceğini de düşünmüyor değiliz... Yaşadıklarımızın hepsini "maddi" ölçüler içerisine hapseder, "manevi" cephesini ihmal edersek bu hayat bize bir külfete ve bir angaryaya dönüşür.
Fakat hayat sadece "madde" değil ki! Onu aşan ve bizi hayata bağlayan bir "maneviyat" var. Çok boyutlu olan bu "manevi" yönün takviyesinde büyük faydalar vardır...
Zaten ülkemizdeki ve hatta dünyadaki hayır sahiplerini motive eden bu "manevi haz ve tatmin" değil midir?
"Madde"nin tükendiği yerde "mânâ"nın başlaması kaçınılmazdır. "Ölenlere rahmet, kalanlara sabır" dilerken aslında tükenen "madde"yi ve hiç bitmeyecek "mânâ"yı seslendiriyoruz!..
Acılarımız çok büyük. Bunlara tâkât getirmek çok güç. Ancak dertlerin ve belâların da insanlara rahmete dönüşeceğine "İmanımız" var. O halde, işin manevi cephesine ağırlık vermekte sayısız faydalar vardır.
Acılar paylaşılırsa azalır. Öyleyse bu paylaşmayı geciktirmemek gerekir. Milletimizin büyük bir dayanışma ve yardımlaşma gayretine girdiği ortadadır. Bunun tedricen artırılması gerekmektedir.
İç ve dış yardımlar gelecektir. Bu yardımların iyi organize edilmesi, israf edilmemesi ve önceliklere uygun kullanılması gerekir. Sen ben, sivil asker, özel genel vs. gibi ayrımlara gidilmeden "birlik"te hareket etmek gerektiğine hemfikir olalım. Birbirimizi rencide edecek davranışlardan kaçınalım.
Nereden ve kimden gelirse gelsin iyiye, güzele, faydalıya omuz vererek teşvik edelim. Yine nereden ve kimden gelirse gelsin kötüye, çirkine, faydasız ve boş şeylere itibar etmeyelim!..
Dedikodu, şayia, iftira ve karalamalara yüz vermeyelim. El ele omuz omuza, hep birlikte bu acılı günleri, sevinç ve huzurlu bir geleceğe taşıyalım.
Daha önceki yanlışlıklarımızı tekrarlamayalım. Fonksiyonlarını yitirmiş, refleksleri dumûra uğramış kişi, kurum ve kuruluşları devreden çıkartarak, yeniliklere yelken açalım.
İdeolojilerden, dogmalardan, hurafelerden, bağnazlık ve saplantılardan kurtulalım! İyisiyle kötüsüyle, zenginiyle fakiriyle, âlimiyle cahiliyle, açığıyla kapalısıyla, kalkınmışı ve geri kalmışıyla bu ülke, bu millet biziz! Bunun farkına varalım!..
Ülke ve milletimizi bîtâp düşüren çekişmelere, sürtüşmelere ve mücadelelere son verelim.
Ölenlerin rahat ve huzur içinde olmaları, kalanların muhabbet ve kenetlenmelerine bağlıdır. Bunu da unutmayalım.
Ölenler, "şehid" oldu kurtuldu... Biz de sonumuzu düşünerek, yaşadıklarımızdan "ibret" alalım!..

