Kaydet
a- | +A

"Sel gider, kum kalır!.." derler. Ne doğru bir söz. Aylarca süren hazırlıkları izleyen günlerin beraberliği, ''AGİT'' ile birlikte bitti.

Kaldık biz bize ve baş başa... Ne Clintonlar''ın nezâketi ne de Yeltsin''in barbarlığı. Her şey geçici. Şimdi tekrar iş başa düştü.

Yaşadığımız maddi ve manevi ''deprem''in enkazını kaldırmak için seferber olmalıyız. Bu seferberliğin ilk adımı kenetlenmektir.

Vatandaş yedi düvele ayıp olmasın dedi; dertlerini, acılarını, sıkıntılarını sineye çekti. Şimdi külâhı önümüze koyup düşünme zamanıdır.

Biz nerede yanlış yaptık?

İşlerimiz tıkırında gider, çarkımız dönerken, bu başımıza gelenler nedir?

Daha düne kadar kendi kendine yeter bir ülke iken bugün dünyaya avuç açma noktasındayız!

İşin garibi de yediden yetmişe hiç birimiz burnumuzdan kıl aldırmıyoruz. Hiç kimsenin yoğurdu ekşi değil ama durumumuz da ortada...

Biz kabul etsek de, etmesek de maddiyat önemli. Yılların ihmali ve birikimi ile dağları bulan borçlar, yiğidin kamçısı olmaktan çıkmış adeta kâbusu olmuştur.

Birkaç istisna dışında durumdan memnun olan hiçbir fert ve sektör kalmamıştır. Millet âdeta can çekişiyor!..

Durumumuz açık seçik ortada iken ''hükümet'' kafasına koymuş, gözünü vatandaşın cebine dikmiştir. Vergiler ve zamlar kar yağmadan önce başımıza yağmaktadır.

İğneden ipliğe gelen zamları hiç kaale almayan hükümet, işçi memur emekli ve dargelirlilerin ücretlerini dondurmakla işe başlamıştır.

''IMF'' direktifleri istikametindeki ''bütçe''nin tek gelir kaynağı vergilerdir. Aslında kaynak üretmesi ve vatandaşları rahatlatması gereken ''iktidar''ın kolay yolu seçmesi vatandaşı ''zor''a koşmuştur.

Deprem bahanesiyle yılların ihmali, yine dargelirli vatandaşlara ciro edilmiştir. Varını yoğunu depremzedelere yardım için seferber eden büyük çoğunluk yeni vergi ve zamlarla tedirgin edilmiştir.

İç yardımların bıçak gibi kesilmesinin ardındaki gerçek ''güvensiz''li#tir. Dış yardımların ise encamından kim haberdar ki?

Yardımlar ve kredilerin nasıl çar çur edildiği ortadadır. Yaşanan ekonomik kriz sadece ''KİT''#rrin problemi değildir.

Bu kriz bütün Türkiye''yi ve her sektörü etkilemiştir. Ek vergi ve zamlar yaralarımıza tuz biber ekmektedir.

Türkiye defalarca ''IMF reçeteleri'' ile tedavi edilmek istenmiş, ancak hiçbir netice alınamamıştır.

Bu neticesiz gayretlerin tekrarlanmasının vatandaşa hiçbir fayda sağlamayacağı ortadadır.

Yardımların bir türlü şeffaflaşmadığı, dernek ve kuruluşların yolsuzluk yuvası olduğu bir dönemde, sağlanacak kaynakların verimli bir şekilde kullanılabileceği şüpheleri her geçen gün artmaktadır.

Plân ve bütçe komisyonunda görüşülerek Meclis Genel Kurulu''na getirilecek olan ''deprem vergisi'' hakkında koalisyon üyelerinin anlaşmaya vardığı kesin.

Muhalefet partilerinin de nefesi kesildiğine göre, bu işin ''bittiği'' anlaşılmaktadır.

İstikrar programı altında kamuoyuna sunulan ek vergilerin, büyük bir huzursuzluk kaynağı olacağı da meydandadır.

''KİT''#lele uçuruma dönüşen kamu açıklarını, günahsız vatandaşların sırtına yüklemek nasıl bir ''yönetim'' anlayışıdır?

Vatandaşın aşına, işine ve mutluluğuna göz dikilerek sağlanacak gelişmeden ne hayır gelir? Mutluluk ve kalkınma dengesinin olmadığı toplumlarda huzur da olmaz.

Dedik ya 57''nci hükümet kolay yolu seçmiş, cennetlik canını hiç üzmemiştir. Ortaçağ âdetleri üzere ''salma'' çıkartmayı uygun görmüştür.

Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın''ın da ifade ettiği gibi "haraç gibi vergiler" ülke ufuklarına kâbus gibi çökmüştür.

İşimiz zor! Hele yaklaşan Ramazan-ı Şerif ve bastıran kış şartları da düşünülürse; milletimize ''sabır'' tavsiye etmekten başka bir yol gözükmüyor!..