Ekonomik durumumuz mâlum. Bu arada enerji darboğazımız da meçhulümüz değil. Bir de petrol zamları eklenirse, bu kış hâlimiz harap demektir.
İki haftadan bu yana "Avrupa notları"mızda petrolle ilgili gelişmelere temas etmiştik. Avrupa petrol zamları sebebiyle fokur fokur kaynıyor.
İngiltere, Almanya ve Belçika''da ciddi protestolar yaşanıyor. Fransa köklü Ortadoğu politikaları sebebiyle bu zamlardan en az etkilenen Avrupa ülkesi durumunda olmasına rağmen yer yerinden oynuyor!..
Bu saydığımız ülkeler işleri tıkırında olanlar. Toplumlarının da tuzu kuru. Bizim durumumuz ise onlardan hayli farklı.
İşsizlik ve fakirlikle boğuşmanın yanısıra bir de "yok"lukla mücadeleye girecek olursak, bu "yok"luğa tahammül zor olacaktır.
İşin gerçeği petrol kaynaklarına yakınlığımız bir avantaj. Buna rağmen bu coğrafi (maddi) yakınlığı; paraya ve/veya petrole tahvil edebilmek pek mümkün olamamaktadır.
Ciddi bağlantılar sağlanamadığı ve kalıcı politikalar üretilemediği takdirde, ekonomimizi büyük ve ciddi bir kriz beklemektedir. Açıkça belirtmek gerekirse "IMF" ve "Stand-by" da bizi kurtaramaz!..
Kötümser bir tablo çizdiğimizi söyleyenler olacaktır. Ancak "tedbir"i elden bırakmayıp "tedarik"li olmak bize çok şeyler kazandıracaktır.
Petrol yükselirken "Euro"nun düşüşünü bir "ABD" oyunu olarak değerlendirmek kolaycılığına düşmeyelim. Bakınız dünya borsalarında da büyük düşüşler gözleniyor.
Uzun zamandır sesi duyulmayan "OPEC"in Viyana''dan yükselen sesi, petrol zamlarının süreceğini söylüyor!.. Bu arada "Ambargo"dan bunalan Irak''ın ne yapacağı meçhul!..
Bunca bilinmezlik sonucundan iyi haberler umanlara "hayırlı olsun." Ancak görünen odur ki; önümüzdeki kışta bizi bekleyen zorluklar var...
"Pusu"da bekleyen en büyük "zor"luk "OPEC"in üretim kısıtlama kararından doğacaktır. Kış aylarında artan petrol tüketimine paralel bir üretim yapılmayınca, fiyatlar kaçınılmaz olarak tırmanacak; zayıf ekonomileri güç durumda bırakacaktır.
Ortadoğu politikaları hakkında çok şeyler söylendi. Fakat Türkiye açısından katedilmesi gereken çok yol vardır. Gerek petrole bağımlılığımız ve gerekse enerji ihtiyaçlarımız sebebiyle biz; Ortadoğu''yu yok sayamayız.
Hazar petrolleri ve Ortaasya yönüyle de sıkıntılarımız olduğu ortadadır. Petrol denizi içinde bir ada durumundaki Türkiye''nin işi giderek zorlaşmaktadır.
Sınır ticaretindeki bazı kolaylıklar rahatlatıcı olsa dahi, yeterli olamaz!
Körfez savaşında ve sonrasındaki Türkiye''nin kayıpları sadece petrol ile de sınırlı kalmadı. İhracatımızı da etkileyen bu savaşın istikrarımıza vurduğu darbe ise hiçbir şeyle kabil-i kıyas değildir.
Şimdi "tedbir" zamanıdır. Bu tedbirler de ekonomik olmaktan çok, dış politikalarla ilgilidir. Türkiye komşuları ile iyi ilişkiler kurarak bulunduğu coğrafyanın avantajlarını kullanabilmelidir.
Tarihin "tortuları" ile vakit kaybederek "pusu"da bekleyen "zor"luklara çanak tutulmamalı, zaman değerlendirilmelidir.
Bugün Avrupa''da yaşanan petrol zamları, dalga dalga yayılarak; özellikle petrol üreticisi olmayan zayıf ekonomileri hayli sarsacaktır.
Türkiye sarsılacak ülkelerin ilk sırasında yeralmaktadır. Günü kurtarmaya dönük kısa vadeli tedbirler yerine stratejik dostluklar ve uzun vadeli politikalar uygulanmalıdır.
İç politik yatırımlara dönük "show"lar karın doyurmayacak, yaklaşan kış şartlarında zor günler yaşanacaktır.
"Tedbir" için geç kalınmamalı, hedefler büyütülmeli, saplantılardan kurtularak geleceğimiz tehlikeye atılmamalıdır!..

