Sayıların insan hayatındaki önemini biliyoruz. Bu yüzden de takdir ettiğimiz kimselere "hesap adamı" diyerek, takdirimizi belirtiriz.
Diğer taraftan da "Hesap, kitap bilmez" diyerek tenkît ettiklerimiz de olur. Kısacası insanlar sayılarla içiçe yaşarlar.
"Beş artı beş"i ele alalım. Bir dönem insanımızı meşgul eden, zamanlarımızı tüketen "beş artı beş"in; hesap adamlarını ve hatta Başbakanları bile yanılttığını hep birlikte gördük.
Derken spor camiasını ikiye bölen bir tartışma yaşandı!.. "Beş artı bir diye özetlenen bu tartışmalar az can yakmadı...
Sonuçta "Beş artı bir" de hesap kitap bilmez, uluslararası kariyere sahip bir teknik adamımızı "tuş" etti. Dedik ya sayı, insan ilişkisi önemlidir diye!
Bu arada ayrı branşlarda olsa da halterde benzer bir hesap hatası yaşadık. Senelerin tecrübeli sporcusu cep herkülü de hesap hatası ile "sıfır" çekerek, bir tarihe nokta koydu...
Hesap kitap bilmek önemli! Hesapsız kitapsız insanların başarıları "şansa" kalmıştır. Çok defa insanları bu şans da kurtaramaz.
Şimdi "gündem"de başka bir sayı var. Meclis açıldıktan sonra bu sayı ile yatıp kalkacağız. Gerçi daha şimdiden "üçyüzoniki" tasası hepimizi sarmış durumda.
Partiler "üçyüzoniki" ile yatıp, kalkıyor. Çok "ilmi" olmasa da gerçekten çok "sivri" değerlendirmeleri okuyor ve dinliyoruz. Bakalım bu gözler daha ne "hesap hataları" görecek!..
İlk hatayı "Başbakan-Kutan" görüşmesinde yaşadık. Türk Ceza Kanunu''nu (TCK) bütün olarak ele almak yerine; bu "üçyüzoniki" ayrı olarak Meclise sevkedilecek. İşler ayrı gayrı olunca birbirleri ile uyum sağlaması mümkün değildir.
Zaten "MHP" lideri Bahçeli dışında açık, seçik ve kesin konuşan yok! Herkes çakıl taşı gibi yuvarlak konuşuyor.
Başbakan Ecevit; "Eğilim var uyum yok!" diyerek gerçek niyetlerini yansıtıyor. Fazilet Partisi''nin "taraf" olması tutarlılığını etkilemekte, işi başka mecralara çekmektedir.
Burada kilit rol oynayacak olan "ANAP"ın, yanar döner politikaları terketmesi gerekir. Rüzgârın yönüne göre değil, toplumun ihtiyaç ve beklentilerine uygun politikalar geliştirilmelidir. Demagoji ile bir yerlere varılamayacağı bilinmelidir.
Hele bazı "sivri" dillilerin; "üçyüzoniki kalksın diyenler, hangi tahrikleri tezgâhlamak istiyorlar?" yollu tarizlerinin bir yararı olmaz! "İdam" cezası kalksın diyenler kimleri öldürmeyi planlıyorlar? Denilirse bunun mantığı var mıdır?
Hem sonra "eğri oturup, doğru konuşalım" bu "üçyüzoniki" (çoktaaan) bizim kendi iç meselemiz olmaktan çıkmış bir konudur. Avrupa Birliği''ne üyeliğimizin önşartı haline gelen "üçyüzoniki" ile ilgili efeliklere hiç gerek yoktur.
Hatırlarsınız benzer bir durum "IMF ve Stand by" için ortaya çıkmıştı. Bazı hükümet üyeleri asıp, kesmeye devam ederlerken; şimdi herkes yelkenleri indirmiş, Cottarelli''nin direktiflerine, pardon önerilerine uygun davranabilme yarışındalar.
Dediğimiz gibi sayılar ve insanlar arasında ciddi bir ilişki vardır. Bu ilişkide sayı saymasını bilenler, hesaplı kitaplı olanlar kazanır!
Hesapsız ve kitapsızların kazandığı hiç görülmemiştir.

