Anayasamız''a göre Meclis dışından aday olunması mümkün. 110 parlamenterin teklifi ile Cumhurbaşkanlığı''na aday olmak işten bile değil!..
Bu tür bir adaylık için siyasi partilerin liderlerine tevdi edilen bir görev mevcut değildir.
Beş liderin "beşibiryerde" imzalarının parlamento dışı bir adaya, adaylık statüsü kazandırmadığı ortada.
Böyle açık bir karine mevcut iken Sn. Sezer''in adaylığı için asgari 105 düz parlamenterin imzasına ihtiyaç vardır.
Dün "beş+beş" formülünde 420 imzayı bulan koalisyon teklifinin sonucunu hep birlikte gördük.
Bu defa liderlerin imzalayıp, parlamenterlerin de imzalamak zorunda kaldığı bir teklif var. Bakalım imzaların hükmü ne zamana kadar devam eder...
Parti liderleri çeşitli sebep ve saiklerle yarış dışı kaldıklarında, her nedense kural değişti...
Bugüne kadar parlamento dışı aday konusunda "etmedik lâf bırakmayan"lar. Bu defa uzlaşma adı altında imza veriyorlar.
Bir yılını yeni doldurmuş bir parlamentodan "yiğitlik" beklemek zordur. Dördüncü tura kalan
iki adaydan birinin "276"yı bulamaması halinde sonuç "erken seçim"dir.
Teorik olarak böyle bir ihtimalden söz edilse de; pratikte bu sonucun çıkması çok zordur.
Gerçi "beşibiryerde" imzaya rağmen Sezar''ın hakkı, Sezer''e verilmek isteniyorsa Parlamento''ya "nefs-i müdafaa" hakkı da doğmuştur.
Parlamento dışı aday tercihini bir demokrasi göstergesi olarak takdim etmek isteyenlerin, önümüzdeki günlerde mahcup olmamalarını dileriz!..
Parlamento''nun beşte birlik bir oranla teklif edilmesi gerekli ve mümkün olan bir "aday"ın liderler tarafından "inha"sı demokrasi ise mesele yok!..
Şayet hür iradenin tecellisine fırsat bırakılmadan "istikrar" adına "dikte" ettirilen isim ve/veya isimler varsa; bu duruma "demokrasi" yerine "bürokrasi" demek daha uygun olacaktır.
Kamuoyunda yeterince tanınmayan "Sezer"e karşı söylenecek bir sözümüz yoktur. Hele hukuk "menşe"li olması da ayrı bir avantajdır.
Fakaat, izlenilen yol bir hukukçuyu Çankaya''ya taşıyacak kadar hukuki olmamıştır.
Diyeceksiniz ki, yeterli "nisap"ta imza toplanarak prosedür tamamlanmıştır. Öyleyse tartışmaya hiçbir sebep yoktur!
İlk bakışta "doğru" gibi görülen bu yaklaşımla, iyi incelenir ve irdelenirse; Çankaya''ya yapılan bu ''tercih''e kılıf hazırlanmıştır.
Açıkçası gerek "iktidar" ve gerekse "muhalefet" (liderleri) bu tercihleri ile büyük bir tutarsızlığa imza atmışlardır.
"Sezar''ın hakkını Sezer"e verenlerin, Anayasa Mahkemesi Başkanı''nın daha önce Cumhurbaşkanlığı talebinin olup olmadığını da açıklamaları gerekir.
Hani Mahkeme Başkanı''nın olur da bir talebi yoksa, bu tür bir tercihin Çankaya''dan geri gelmesi işten bile değildir.

