Dünya öküzün boynuzundan inip futbol "top"unun ensesine bindi. Yer gök adeta futbolla doldu. Milyonlarca insan bir "top"a esir oldu.
Futbol deyip geçmeyiniz. Ayrı bir sektör ve kâr getirici bir yatırım olan futbolla yatıp kalkanların sayısı her geçen gün artmaktadır.
Dışa açılmanın, yabancı futbolcu transferlerinin ve en önemlisi de başarma azminin sonuçları devşiriliyor.
"Galatasaray" çok büyük bir görevi başarı ile tamamladı. Hatta Türkiye ortalamalarının çok üstündeki bu sonucu doğuran sebepler iyi araştırılırsa geleceğe ışık tutacak "karine"lere ulaşılabilir. Bizde sporun uluslararası tanıtım aracı olarak kullanılması "Özal" ile başlamıştır.
Branş ayırımı gözetmeksizin ses getirecek sporculara ve tesislere yatırım yapan "Özal"ın meyveleri yeni yeni toplanmaktadır.
Mesele futbol veya takım taassubu ile ele alınırsa, sonuçlar bizi yanıltabilir. Başarma azmiyle dolu bir gurup insan sonuca ulaşabilmiş ve bütün tahminleri altüst etmiştir.
"Galatasaray"ın bugüne kadar gıpta ile izlediğimiz başarıları hakkında tereddütlerimiz, endişelerimiz hatta korkularımız vardı...
Ancak bütün bunların yersiz olduğunu final maçında yakinen müşahede ettik.
Artık ferdi başarıların rafa kaldırıldığı, "Takım" çalışmalarının netice aldığı bir döneme girilmiş oldu. Akıl, fikir, zeka, fizik, teknik, taktik ve daha bir sürü maddi gereklerin yanında "İnanma" ve "Başarma" azminin neler verebileceğini hep birlikte görmüş olduk.
"İnanmış dört adam bana kâfi" diyen düşüncenin haklılığını yaşamış olduk.
Dini, dili, kültürü ve dünyası çok farklı insanların müşterek hedefler etrafında nasıl kenetlendiğini hep birlikte zevkle izledik.
Kalpleri başarma azmi ile dolu insanların sessiz sessiz dua edişini, hüznünü, sevincini ve gözyaşlarını gördük.
Fatih Terim gibi bir insan mühendisinin, bir psikolog ve bir öğretmenin neler yapabileceğini öğrendik. Biliyoruz da, "Bilmek" yeterli midir? Sadece "Bilmek" yeterli olmuyor. Ayrıca başarabilmek gerekli.
Meşhur bir söz vardır:
"Bakmakla öğrenilseydi kediler kasap olurdu" derler... Demek ki bilmek, görmek yeterli olmamaktadır. Yapmak, iyi yapmak ve mükemmele ulaşmak için de çok yapmak gerekmektedir.
Terim''in değil, Türkiye''nin aslanları da bunu gerçekleştirdi.
Bize bu mutluluğu yaşatanları yürekten kutluyoruz. Bütün bunlar çok iyi. Ancak yeterli değildir. Önce Terim ve ekibini başarıya taşıyan sebep ve saikleri incelemek ve bu dersten Türkiye''yi faydalandırmak gerekir.
Daha sonra; varını yoğunu ortaya koyup, zaferi tırnaklarıyla yakalayan "Taffarel"i Türk vatandaşı yapmalıyız. Futbolun profesörü "Hagi" ve "Popescu"ya da bir jest yapılarak Türkiye''nin iyi niyet ve tanıtım elçileri statüsü verilmelidir.
Bir de nasip, kısmet ve takdir denilen "ilahi" taksim unutulmamalıdır.
Hakkı olan kazandı denilebilir. Ancak "ilahi" destek de çıplak gözle görülecek ölçülerdeydi.
Yaz kış demeden Türkiye''yi destekleyen Avrupa ve Türkiye''deki taraftarlara da teşekkürü unutmamak gerekir.
Tebrikler!..

