Kaydet
a- | +A

Yılların birikimi problemlerimizin çabucak çözüme ulaştırılması hiç de kolay değil. Kaldı ki dinamik bir yapının da her zaman problemleri olacaktır.

Meclis, bu yasama döneminde ciddi bir performans sergiliyor. Takdire lâyık bir direnç gösteriyor. Ancak meseleler öyle kolayca "şıppadak" çözülemiyor.

Uluslararası tahkime imkân hazırlayacak olan çalışmaların önündeki "Anayasa" engelinin, aşılması lâzım. Aslında bu "lâzım" kelimesinin altında yatanlar çok önemli. Çünkü birçok kimse "lâzım" ölçülerindeki aşırılıkları dile getirmektedir.

Tahkim konusu giderek sarpa sararken iktidar ve muhalefet arasında "şantaj"a varan taktik savaşları devam ediyor..

Anayasa değişiklik tekliflerinde ve kabulde gerekli olan oy oranlarını yüksek bulanlar var. Fakat "Anayasa"nın da yol geçen hanına döndürülmesi riskleri de gözardı edilmemelidir.

Son günlerde "tahkim"e eklenmeye çalışılan ekstra politizasyon nedeniyle konunun asıl mecrasından saptığı da söylenebilir.

Uluslararası Tahkim Yasasının yeniden gündeme alınması, partilerarası bir uzlaşmanın sonucudur. Böyle bir uzlaşma olmamış olsaydı, hükûmet bu riski göze alamazdı. Nitekim referandum ihtimalinin belirmesi iktidar partilerini tedirgin etmiştir.

"Tahkim"den önce, Siyasi Partiler Kanunu''nun ele alınması hususu hem bir "uzlaşma"yı, hem de uzlaşma öncesi bazı "pazarlık"ları gündeme getirmiştir.

Anayasa komisyonunda görüşüldükten sonra Genel Kurul''a getirilecek olan Siyasi Partiler Kanunu''nu, Meclis''in savunma içgüdülerini yansıtmaktadır. Sığ da olsa siyasi partileri koruyucu hükümler içermektedir.

Daha açığı yasama görevi üstlenen "Parlamento"nun, bir ölçüde masaya yumruğunu vurma eylemidir. İyi de bundan sonrası düşünülmüş müdür?

Partilerin kapatılması ve üyelerinin cezalandırılması "Anayasa Mahkemesi"nin yetki ve sorumluluk alanındadır. Bu tür bir yasanın çıkartılmasının yeterli olup olmadığını, zaman gösterecektir.

Birçok konuda "yasama"nın yetkilerini kullanan ve toplumda tartışmalara sebep olan Anayasa Mahkemesi kararları ortada iken; Siyasi Partiler Kanunu''nda yapılacak değişikliklerin uygulanabilirliği şüphelidir.

Bizi düşündüren husus, gerek Siyasi Partiler Kanunu ve gerekse uluslararası tahkim konusundaki "Anayasa" değişikliklerinin mahkeme tarafından teyid ve tasdik edilecek olan "uygunluğu"dur. Anayasa Mahkemesi''nin görüşleri belli olmadan, varılan "uzlaşma"ların geçerliliği pek mümkün görülmemektedir.

Öncelikli konular arasında yer alan kanunların çıkartılmasını takip eden günlerde Meclisin tatile girmesi beklenmektedir.

Diğer bir ifade ile Meclis tatile girdiği dönemde adli tatil sona erecek, yeni bir çekişme başlamış olacaktır.

Tahkim konusunda pazarlık yapılıp yapılmadığı hususu önem taşımamaktadır. Yapılmış olsa bile pazarlıklar siyasi parti ve Meclisle sınırlıdır. Meclis dışı düşünce ve eylemleri bağlamayacaktır.

İşin gerçeği belirsizlikler ve problemler daha uzun süre devam edecektir. Hele sosyal güvenlik yasası, af ve pişmanlık yasaları da devreye girdiğinde, tartışmalar daha da büyüyecek, uzlaşmalar unutulacaktır.

Ağustos ayı içindeki faaliyet programına bitmiş gözüyle bakılabilir. Esas müsabaka ve taktik savaşları ekim ayını beklemektedir.

Eylül Ekim ayları gevşer gönül yayları... Telsim Ligi başladı ve sürprizleri hep birlikte gördük.

''Siyasi Lig'' Ekim''de başlıyor, sürprizlere hazırlıklı olalım!..