Yirmi Nisan Perşembe, ikibin yılının ilkbaharında Türkiye tarihi bir gün yaşadı... Bu heyecan bir "ilk"in gerçekleştirilmesinden değil, holiganların başlattığı sinir harbinden kaynaklandı. Günlerdir devam eden ve hükümetler seviyesine kadar tırmandırılan ufunet şimdilik geçti sayılır... Tabii finalde de bir İngiliz takımıyla oynama sıkıntısını gözardı etmeyelim. Bu ölçüde pervasızlıklar yaşanmasa dahi, yine de çeşitli sıkıntılar olacaktır. Ne var ki futbolun anavatanı olarak bilinen İngiltere''de futbolun çocuklarını, kendi sahalarına gömmek gibi bir mutluluk yaşandı... Bunca mesele arasında; "futbolun sırası mı?" diyebilirsiniz. Bir ölçüde de haklı olabilirsiniz. Ancak tırmandırılan mücadele o raddeye geldi ki; dönüş gerçekten zor olacaktı. Burada futbolu temel sebep görmemek gerekir. Aslında Holigan ve İngiltere dehşeti, bize gerçek Türkiye-Avrupa ilişkilerini yansıtmaktadır. Bu galibiyet Türkiye''nin sosyo-politik ve ekonomik sıkıntılarına çözüm getirmez. Ancak; giderek kaybolmaya yüztutan özgüvenimizi takviye etmiş, pekiştirmiştir... Galatasaray''ın milyonları ekranlara kilitleyen bu başarısı, sadece sarı-kırmızılıların bir başarısı değildir. Yediden yetmişe, her branş ve sporcunun başarısıdır. Bu bakımdan sonucu beraberlik dahi olsa tur atlamanın, final oynamanın sevinç ve heyecanı hoşgörülmelidir. Sporun hiçbir dalında faaliyet göstermeyen, Beden Terbiyesi''nin hiçbir problemine çözüm getiremeyen ve hiçbir konuda biraraya gelemeyen siyasetçilerimizi; aynı uçağa, aynı hedefe kilitlemenin ne büyük bir başarı olduğunu sizler de bilir ve takdir edersiniz. Bu arada İngiliz şımarıklığı ve holigan azgınlığına verilen bu cevap çok yiğitçe olmuştur.
Sarı ve kırmızı kartların uçuştuğu, penaltı ve kornerlerin peşpeşe yaşandığı bu maç, uzun süre hafızalarda kalacak, dededen toruna anlatılacaktır.
Ve Kıbrıs Biz Çankaya ve futbolla yatıp kalkarken, Yavru Vatan Kıbrıs''ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı... Kıbrıs Davası''nın yaşlı kurdu yine büyük bir farkla koltuğu korumayı başardı... Sayın Denktaş''ı candan kutluyoruz. Baba''nın Çankaya''da yaptığı hatayı tekrarlamayan Denktaş, bir dönem daha Cumhurbaşkanı... Küçük-büyük, cahil-âlim, fakir-zengin, ne olursa olsun halka gitmenin faydasını hem Denktaş, hem de halka inanç zaafı içinde olanlar görmüş oldular. Demokrasilerde halkın gücünü bilmek ve bu güce inanmak gerekir. Aksi halde; birbirini izleyen düzenlemeler sonuçta akim kalır. Başarıya ulaşamaz! Zafer sarhoşluğu ile alınacak kararların, zaman içerisinde ortaya çıkarabileceği yanlışlıklara da dikkat çekmek isteriz. Yetmişli yıllarda Türkiye''nin yaşamış olduğu Demirel-Ecevit sürtüşmesinin sonuçları hâlâ hafızalardadır. Yarın pişman olacağımız kararları almakla belki nefsi bir tatmin sağlanabilir. Fakat zaman içerisinde giderek büyüyecek olan kırgınlıklar sebebiyle ülke ve toplumlar zarar görecektir. Dr. Eroğlu bir Denktaş olmazsa bile Kıbrıs Direnişi''nin kilit isimlerinden biridir. Unutulmasın! "Testinin biri kırılırsa, diğeri de çatlar!"

