Çankaya ve hükümet arasında ping-pong topuna dönen, kanun hükmündeki "kara"nâme sonrasındaki gelişmelere dikkat... Şimdi durup dururken bu "yetki" restleşmesi de "nereden çıktı?" demeyiniz.
Koalisyon ortakları başbaşa vererek Cumhurbaşkanlığı yetkilerine "satır" atmak peşindeler. Gerçi Ahmet Necdet Sezer; daha sade vatandaş iken bile, bu "yetki"leri gündeme getirmişti. Ancak bu defa durum farklı!..
Durumun farkı "zaman"lamadan kaynaklanmaktadır. Meclisin halen kapalı olduğu ve "kara"nâmenin encamı belli olmadığına göre, biraz daha "sabır"lı olmak gerekirdi.
Kanaatimizce Hükümet; "kara"nâmedeki "acul" tavrını burada da sergileyerek, yeni yeni tartışmalara zemin hazırlamaktadır.
1982 Anayasası yürürlükte olduğu sürece, Çankaya''nın "yetki"lerinin kısılması gibi bir durum sözkonusu olamaz.
Hele sistem içerisinde bağlayıcı hükümler içeren kanun ve teamül ortada iken; bu "beyhude"
gayretlere hiç, ama hiç gerek yoktur.
Meclis''ten alınmamış bir yetkinin kullanılması gafletine düşülmesi halinde, "kaos"kaçınılmazdır.
"Bir asteğmenin görev yeri değişikliğini bile ben imzalıyorum!" diyerek şikâyetini dile getiren Başbakan Ecevit; meseleyi basit göstermek istese de, konu "Anayasa" hükmü olarak karşımıza çıkacaktır.
Anayasa''mızın "104"üncü maddesi gayet açık bir hüküm vazetmektedir. Bu maddeye göre;
"Cumhurbaşkanı Devletin başıdır ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Anayasa''nın uygulanmasını, Delet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir" denilmektedir.
Hele "104"üncü maddenin "b fıkrası"nda yeralan "yürütme" alanına ilişkin hükümler var ki, bunları okuyan bir "Başbakan"ın bu "yetki" konusuna hiç, ama hiç temas etmemesi gerekir.
İsterseniz bu "b fıkrası"na birlikte gözatalım!
"Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek."
Bu da yetmez! diyorsanız, devamına da bir bakalım;
"Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek."
Bu kadarı da bizi "kesmez!" diyorsanız, o takdirde de; maddenin devamını okuyalım:
"Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu''na başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulu''nu başkanlığı altında toplantıya çağırmak."
Bütün bu açık mevzuata rağmen, halen Cumhurbaşkanı yetkileri konuşulacaksa; "Anayasa" değişikliğine gitmek kaçınılmazdır.
Mevcut Meclis aritmetiğinde bu değişiklik gerçekleşemeyeceğine göre, "uzlaşmak" ve Başbakan''ımızın öztürkçe kelimeleriyle ifade ettikleri gibi;
"Eşgüdüm"den başka çare görülmüyor. Hele bir hukuk adamı ile hukuk yarışına girmek "koalisyon"a hiçbir fayda getirmez.
Tıpkı kanun hükmündeki "kara"nâme''de olduğu gibi...
Bizden hatırlatması!..

