Eskilerde bize anlatılanlar bugün için geçersiz sayılır olmuş.
Derler ki... "Müzik evrensel, rüzgâr özgürdür."
Şu günlerde sınır tanımayan diğer konu spordur. Almış başını gidiyor.
Bakın bugün buradasınız, yarın orada.. Şimdi İtalya''da, Bologna''da...
İtalya''ya ayak basar basmaz G.Saray''ın UEFA Kupası''ndaki rakibi Bologna''yı kara kara düşünür bulduk.
"Kar mı yağdı böyle oldu" demeye kalmadan başladılar anlatmaya.
Ne de çok dertleri varmış.
Bologna Teknik Direktörü Francesko Goudolin sezon sonu kovulduğu Udinese önünde prestij aradı. Ama takımı 82. dakikaya kadar 1-0 önde iken, sahadan 2-1 yenik ayrıldı.
İşte Francesko Goudolin bunu unutamıyor.
Geceleri gözüne uyku girmiyor.
Avucunun içindeki galibiyeti kaçırıp, prestij kaybettiği için.
Bologna''da diğer üzülen oyuncu milli kalecileri Pagluica. Bu maçı gol yemeden kapatmış olsaydı 566 dakika gol yememe rekorunu kıracaktı. Üstelik yediği iki golden önce bir de penaltı kurtarmıştı.
Bologna''nın derdi sadece bunlarla bitmiyor. Takımın beyni ve kaptanı Marocci yok. Signori sakat. İnotto, Fontolan, Ventola ve Eriborto takımda yer alamıyor, Kolyvanov ise kronikleşmiş sakat.
Sizin anlayacağınız Bologna''yı neresinden tutsanız elinizde kalıyor.
Tek ümitleri coşkulu seyircileri. Havanın kötülüğü, ağır saha... Eskiden doğa güçlerine, futbolcu bozucu faktörlere biz ihtiyaç duyardık. Şimdi İtalyanlar''ın ümidi oldu.
İtalyanlar''ın diğer derdi ise Hakan Şükür''ü nasıl durduracakları. Bunun için ise seçtikleri yol Paramatti''yi Hakan üzerinde oynatmak. Nefes aldırmamak.
Bologna''da hava böyle.
Bize kendilerini kötü gösterip, gevşetmek istiyorlar.
Artık futbol evrensel bir ortaklık olduğuna göre; G.Saray böyle senaryolara kapısını kapalı tutmak zorunda.
Unutulmaması gereken diğer bir konu İtalyan takımı ile oynuyor olmamız.
Neresinden bakarsanız bakın Avrupa''nın en iyi futbol oynanan bir ülkenin ekibi ile karşılaşıyoruz.
Eğer yanılıp da gevşersek, "Eşekten düşmüş karpuza döneriz." Kimse de bizi toparlayamaz.
Ülkemizde "içimizdeki İrlandalılar''la" başlayan çatışma hâlâ sürüyor.
Gerçi Mustafa Denizli açıklamaları ile olayı belli bir noktaya getirdi. Prim sistemini, yüz milyarlık olayı anlattı. Ama yurda dönüşte kaldığımız yerden devam edecek gibi.
Milli futbolculara Jeep''leri özel şirketler veriyor. Faturası federasyona kesiliyor. F.Bahçe-G.Saray maçının ertelenmesine idam fermanı çıkarılıyor. Futbolumuz almış başını gidiyor. Kuşlar kadar bağımsız, rüzgâr gibi özgür. Koca bir ülkeyi takmış peşine sürüklüyor. Hem de mutluluk dağıtarak. Ülkemize kazandırdığı dövizler de cabası.
Eskiden yüz, ikiyüz bin dolar ile sınırlanan TV naklen yayın ücretleri, artık yabancı medya kuruluşları tarafından milyonlarca dolar karşılığı satın alınıyor.
Daha ne istiyoruz ki?..

