Bizim bir ata sömüz var: "Af gibi, adûdan intikam olmaz" Adû: Düşman demektir. "Düşmanınızdan intikam almak istiyorsanız onu affetmelisiniz." Bir ata sözümüz daha aklımda: "Adûdan intikam almak gibi nâdan işi olmaz."
Nâdan: Cahil, haddini bilmez karşılığında Farsça bir kelime.
Bu iki ata sözü, birbirini tamamlar mahiyette. Beri yanda, şu ata sözü de bize ait. "Adû''dan intikam almak gibi dünyada kâm olmaz" Kâm''ın; istek, murad, maksad, lezzet olduğunu biliyorsunuz.
Bu atasözlerinden şu neticeyi çıkarmak mümkün: Eskiler de af konusunda anlaşamamışlar. Bazı kimseler; "ancak cahil insanların intikam peşinde koşabileceğini" söylemişler. "Kanı kanla silmek, olmaz." "En büyük intikâm hasmı veya düşmanı affetmektir" demişler. Bu görüşe katılmayanlar da seslerini yükseltmişler: "Dünyada en büyük zevk, düşmandan intikam almaktır!" diye bağırmışlar.
Bu iki zıt görüş, bugün de çekişme halinde. Herhalde bin yıl sonra bile durum değişmeyecek ve af sancısı dinmeyecek.
Yeni af kanunu, Meclisimizi ve milletimizi aylardan beri meşgul ediyor. Affın çıkmasını isteyenler yanında, istemeyenler de var. Affın siyasî, iktisadî, içtimaî, hukukî neticeleri üzerinde durmuyorum. Yalnız, af dolayısiyle ortaya çıkan bir büyük kine, bir büyük zulme, taassuba, düşmanlığa...dikkatinizi çekmek istiyorum:
Türk solu, yedi Mehmetçiğimizi öldüren bir PKK militanının, bir suç işlemiş gibi, hüküm giymesine ve affedilip çıkarılmasına kırk defa razı! Ama yedi Marksisti katleden bir ülkücünün de aynı terazide tartılmasına şiddetle muhalif! Bu büyük kini tartabilecek bir kantar var mıdır acaba?
Milletimiz, bir af sancısı içinde! Mahkûmlar ve mağdurlar dışında kalanlar da, bu sancıyı şiddetle duymaktadırlar.
Emekli Valilerimizden şair Rıza Akdemir dostumun çok mânidâr bir şiiri, bana, milletimizin sesi gibi geldi.
Siz de bu af sancısını onun gibi duymuyor musunuz?
AF SANCISI
Bir politikacının ağzından:
Af yasası çıkalı herkes yazıp çiziyor.
Geçen gün bir siyaset erbabı şöyle dedi:
"Çeteler çıktı ama, Öcalan içerde kaldı.
Bu yüzden af yasası içime pek sinmedi."
Bir yetimin ağzından:
Bir dünyayı yıkmaktır bir insanı öldürmek
Bütün âlem boğulur bir mâsumun kanında.
Kaatillere acıdın, kan dökenleri sevdin
Gözyaşı dökenlerin hiç oldun mu yanında?
Bir dul kadının ağzından:
Gözü dönmüş bir kaatil eşimi kurşunladı
Ve haince söndürdü bir kalbin rüyâsını.
Boynu bükük yavrumun acısını bilen yok
İki yıldır soruyor her akşam babasını.
Bir annenin ağzından:
O, gözbebeğimizdi, yuvamızın gülüydü
Günahsız kanı aktı kaatilin ellerine.
Yüzü bir dal çiçekti, saçları örgülüydü
Kefenlere büründü gelinliği yerine.
Bir şehidin ağzından:
Bir haydut kurşunuyla toprağa aktı kanım
Üflenen bir mum gibi karardı, gitti ömrüm.
Eğer affederseniz kiralık katilimi
Mezarımdan doğrulur, onu ben öldürürüm.
Bir vatandaşın ağzından:
Aldanmışız demek ki hak var, kânun var diye
Adaleti yıkarsan bir şey kalmaz geriye.
Madem ki salıyorsun suçluları hapisten
Bari korumak için bizi koy içeriye.
Bir babanın ağzından:
Senin kalbin anlamaz bağrımı yakan derdi
Istırabı, yıllarca gözyaşı döken bilir.
Nasıl affedersin sen çocuğumu vuranı?
Bir evlâd acısını bin çile çeken bilir.
İnanıyorum ki, Türkiye''de bu şiirin altına imzasını koyacak milyonlarca insan var. Af konusunda, milletçe duyduğumuz sancıyı dindirebilmek için, Hükümetin bir halk oylamasına gitmesi gerekirdi. Halkın yürek sesini dinlemeden af çıkarmaya çalışmak, mağdurların olduğu kadar mahkûmların da sancısını artıracaktır.

