Cemal Enginyurt ismini, önce bir bakanlık baskınında duyduk. Devlet Bakanı Tunca Toskay''dan, bazı kişilerin tayinini istemiş, ancak talebi yerine getirilmeyince (veya biraz gecikme olunca) silahını çekmiş, kendi partisinin bakanının makam odasına doğru koşmuştu. Gazetelerin yazdığına göre, Tunca Toskay, bir başka devlet bakanının odasına sığınarak bu zinciri kırılmış öfkeden kurtulabilmişti.
Cemal Enginyurt''u, ikinci defa, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde gördük. Yine kendi partisinin bakanı olan Sadi Somuncuoğlu''nun makam arabasına ve korumalarına tekme-tokat saldırarak sövüp-saymıştı. Meclis bahçesinde cereyan eden o hazin, o çirkin hadiseyi, çeşitli televizyon kanalları, döne döne verip durmuşlardı. Arkasından, malûm gazetelerin MHP''ye saldırıları başlamıştı. Bu saldırıların daha ne kadar devam edeceğini bilemiyoruz.
MHP''nin Merkez Yürütme Kurulu üyesi olduğum için, partili-partisiz okuyucularla, dostlarım-arkadaşlarım beni de aradılar. Bitmez-tükenmez telefonlar karşısında şaşırıp kaldım. Milyonlara hitap eden bazı radyo ve televizyon programlarım dolayısıyle, beni arayanlar olmuştur. Ama itiraf ederim: Bu kadar çok, bu kadar acı, öfke ve isyan yüklü telefon konuşmalarıyla ilk defa karşı karşıya kaldım. Öncelikle çok açık ve çok kesin cümlelerle ifade edeyim ki, Cemal Enginyurt''un davranışlarını hiç kimse mazur gösteremez. Hiç kimse bu gayri aklî, gayri ahlâki, gayri siyasî, gayri medeni...öfkeye de "Ülkücü davranış" etiketi yapıştıramaz. "Türklük gurur ve şuurunu, İslâm ahlâk ve faziletini" benimsemiş bir partide de, o partinin Ülkü Ocakları''nda da böyle kaba-saba hareketlere, böyle akıl-mantık ve terbiye dışı davranışlara yer verilemez. Belki kırk kürsüde söyledim; bu sütunda da belki kırk kere yazdım: Ülkücü harekette kavga yoktur! Kaba kuvvet yoktur! Cehalet yoktur! Hangi ülkücü, kendinden yirmi yaş büyük olan ve kendi yaşı kadar Türk milliyetçiliğine hizmet eden bir bakanına, bir ağabeyine saldırabilir; sövüp sayabilir?
Benim gördüğüm, bildiğim, tanıdığım bütün ülkücüler, büyüklerine karşı edepli-terbiyeli kimselerdir. Gönül kırmayan, memleket mes''eleleriyle yoğrulan; okuyan, araştıran bilen kimselerdir. Sabırlı yüreklerdir. İmbikten geçmiş gibi tertemiz gençler; büyük idealistlerdir. Şimdi bana: Peki bu Cemal Enginyurt da kimdir? diyeceksiniz.
Cemal Enginyurt, MHP milletvekili olmadan önce, bu milletin, bizim milletimizin bir ferdidir. Bu deli-dolu kişiyi ellerine alarak MHP''ye saldıran gazeteler, köşe bucak yazarları, partili-partisiz kişiler, biraz insaflı-biraz vicdanlı olmalıdırlar. Ve fazla değil; bir-iki günlük gazetelerimizi önlerine alarak şöyle bir tetkik buyurmalıdırlar. Göreceklerdir ki: Bu asil milletin delisi de vardır, velisi de! Cahili de vardır, âlimi de! Kabadayısı da vardır efendisi de! Yani iyisi de vardır, kötüsü de!
Bu memlekette, bir karış toprak, bir tutam ot için adam öldüren kimseler çoktur. Ben bu memlekette, köpekleri dalaştığı için veya kuzuları birbirine karıştığı için; mavzerlerin çekildiğini, fidan gibi delikanlıların delik-deşik edildiğini ve nice çocukların yetim kaldığını, ocakların söndüğünü bilirim. Açın bakın gazetelerimize; kendisine laf atan veya yan gözle bakan kimseleri vurup öldüren insanlarımızı görürsünüz.
Şimdi kim bu kötü kişiler yüzünden milletimizi lânetleyebilir?
Kabul etsek de, etmesek de o eli kanlı, o vicdanı nasırlı, o ağzı küfürlü, o kafası karanlık...insanlar da bizim milletimizin birer parçasıdırlar. Herkes Cemal Enginyurt mes''elesine de bu açıdan bakmalıdır. Cemal Enginyurt''u MHP yetiştirmedi! MHP seçmedi! O, kendi toprağında yetişti ve onu bizim milletimiz seçip Meclis''e gönderdi. Cemal Enginyurt, Meclisimizde kat''iyyen ilk değildir. Son da olmayacaktır! Bazı parti yetkilileri, bazı yazarlar, bu Ordulu genç adamın öfkesini ele alarak: "Meclisimize sürülmüş bir kara lekedir! Demokrasi hayatımızın büyük ayıplarından biridir!.." diyorlar. Ve MHP''ye, Cemal Enginyurt öfkesini unutturacak bir hırsla saldırıyorlar.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Atatürk Cumhurbaşkanı, İnönü Başbakanken, hem de TBMM içinde, Elazığ Milletvekili Deli Halit Paşa''yı tabancayla vurup öldürmediler mi?
Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey''i, Çankaya-Muhafız Alayı Kumandanı Topal Osman, adamlarına boğdurtmadı mı?
Daha sonraki yıllarda, Meclislerimizdeki tekme-tokatlı kavgaları anlatmaya kırk sütun yetmez.
Cemal Enginyurt hadisesi kat''iyyen tasvip edilmeyen, ama aynı zamanda önü de alınamayan alınamayacak olan müessif hadiseler zincirinin şimdilik son halkasıdır.
Hiçbir MHP''li, partisine kırılmasın! Partisinden kat''iyyen kopmasın! Hiçbir akılsız-insafsız-vicdansız kişi de Cemal Enginyurt''u bahane ederek MHP''ye saldırmasın! Yel kayadan bir şey götüremez. İşte bugünkü kabinenin en başarılı bakanları MHP''li Bakanlardır. Bayındırlık Bakanımız Koray Aydın, Ulaştırma Bakanımız Enis Öksüz, Sağlık Bakanımız Osman Durmuş, Tarım Bakanımız Hüsnü Yusuf Gökalp, Sanayi Bakanımız Kenan Tanrıkulu ve bütün devlet bakanlarımız ve Başbakan Yardımcımız Devlet Bahçeli...kendi koltuklarını dolduran, ciddi, bilgili, basiretli, başarılı devlet adamlarımız değiller mi?
Cemal Enginyurt''un bıçkın, öfkeli, ölçüsüz hareketi MHP camiasını kat''iyyen lekeleyemez! Baksanıza adamcağız tuvaletten geç çıkan biriyle de kavga etmiş. Sadi Somuncuoğlu''na sabahleyin "Cumhurbaşkanı adayı olmazsan ölürüm!.." demiş. Akşamleyin de babası yaşındaki Somuncuoğlu''nun üzerine bir Topal Osman öfkesiyle atılmaya çalışmış. Herkes gibi ben de utanıyorum. Ne yapalım ki ateş yakmakla, su boğmakla, rüzgâr savurmakla vazifeli.

