Bugün Şeker Bayramı''nın ilk günü. Bütün okuyucuların bayramını tebrik ediyorum. Sadece Türkiye okuyucularının mı? Hayır! Bayramın bütün milletimize, İslâm alemine ve insanlığa huzur ve refah getirmesini niyaz ederim. Daha nice bayramlara sağlıkla, saadetle ulaşılmasını dilerim. Sevdamız elbette Türkiye''nin kalkınması ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmasıdır. Ben, samimiyetle inanıyorum ki Türkiye''nin büyük devletler arasında yeralması, çok güçlü bir seviyeye ulaşması, (Avrupa''dan kopmamak kaydıyla) bütün Türk Cumhuriyetleriyle, siyasî, iktisadî ve kültür bağları kurmasına bağlı. Ben bu idealin şiirini, kitabını yazdım. Konferanslarını verdim. Şimdi size, bu Ramazan Bayramı dolayısiyle en son şiirimi sunuyorum. Onu beğenmeyenler olabilir. Ama o benim en son ve en güzel şiirimdir. Yeni Turan şiirleri yazmaya devam edeceğim. Ve en son şiirlerimi Turan isimli bir kitapta toplayacağım. Bu Ramazan Bayramı''nda bana el uzatan herkese sunacağım bayram şekerinin tadı işte böyledir:
TURAN -Sadık Kemal Turan kardeşime sevgiyle- Ben Altay dağlarından koparak geldim Yüreğimde Türkistan''dan binbir nakış var. Çok şükür aslım da, neslim de belli Türküm, Müslümanım o dağlar kadar * Dokuz tuğ taşıdım ben dokuz davula vurdum Dokuz evliya gücüyle yürüdüm geldim Büyüdü benimle mübarek yurdum Ebed-müddet bu devleti ben kurdum * Nevruz toylarımızda ateşler tutuşturdum Orhun''dan, Seyhun''dan, Ceyhun''dan geçtim. Yol gösterdi kükreyerek bana Bozkurt''um Atımla hep yanyana gözelerden su içtim Baykal''da da çimdim ben, Hazar Denizi''nde de Toprağıma bağdaş kurup oturdum. * Ben ki, Alper Tunga''ya gönül verenlerdenim Yurt uğruna dolu dizgin göğüs gerenlerdenim Sonra durgun sulara bismillâhlarla Kilim seccadesini serenlerdenim. Yâni hem alplerdenim, hem alperenlerdenim. * Ben Türkmen''im Özbek''im, Kazak''ım Kırgızım ben Azerbaycan Türkleriyle aynı kandanım. Kıpçakları, Uygurları, aşkla duyanlardanım Ben ki Tatarlardan Gagavuz''lardan Çuvaş''lardan Başkurt''la#dan, Oğuz''la#danım. * Kalem de tuttum çok şükür kılıç da, gül de Güvercin bakışlı sıcak türküler de söyledim. Anlayan anladı kim olduğumu Aman dileyeni sevdim, öfkemi yendim Övdü büyük Peygamber İstanbul başbuğumu Kur''anla da müjdelendim. * Sevsem gözbebeğim olur ne varsa Öfkelensem öfkem dağları ezer. Dilim bazan suların çağlamasına Bazan da bülbüllerin şakımasına benzer. * İşte Bilge Tonyukuk, Kültiğin, Bilge Kağan Hepsi biribirinden daha mübarek: Süzme asaletimin nurdan kefili! İşte Dede Korkut, kaftanı ipek Soyumun-sopumun bin yıllık dili. * Ve Yusuf Hashacib, Mahdum kulu, Fuzulî Hepsi de Peygamber soyunca asil! Sonra Kaşkarlı Mahmud gönlüme düşen cemre Ali Şir Nevaî, Gaspralı İsmail... Şiiri bir bakraç süt gibi Yunus Emre. * Cengiz Aytmatov ki, Cengiz Dağcı ki Ayın ondördünden sağılan huzur. Sâbir Rüstemhanlı... Ruh kadar eski Ve daha binlerce nur üstüne nur. * Servetim Buharî''nin, Yusuf Hemedani''nin Ahmet Yesevî''nin nur servetinden Güzelliğim, merhametim, şefkatim Hep Şah-ı Nakşibent Hazretlerinden * Hun''la#dan, Göktürk''le#den alıp getirdim İpek ipliğimi, altın tığımı Mintanıma minyatürler işledim durdum Selçuklu çinisine gönül mührümü vurdum. Osmanlı ebrusuyla süsledim yastığımı Mustafa Kemaller''le yeni baştan doğruldum Kim demiş yetmişbeş yaşıma bastığımı?

