Kur’ân-ı kerim kursunun emekli olmuş yaşlı Akif Hoca’sının artık gözleri bile az görüyordu. Radyoda mukabele sesini duyunca kulak kesildi. Yıllar önceye kapı araladı bu ses...
Program bitince spiker okuyan hafızın ismini söylediğinde parmakları bastonunun sapını sıktı. “Bu o” dedi... “Bu o çocuk...”
Hatırladı dün gibi... O gün, kursun avlusuna elinden sıkıca tuttuğu oğluyla birlikte yorgun bir kadın gelmişti. Gözleri görmeyen oğluna Kur’ân-ı kerim öğretmesi için ricada bulunmuştu kendisine. Kursun yöneticisi Akif Hoca “Annesi, burada gören çocuklar bile zorlanıyor. Bu evladımız nasıl hafız olacak?”
Ama anne “takdir Allah’ın hocam. Biz sebepten kaçmayalım” demişti. Akif Hoca, kayıt kâğıdını imzalamış kaydını yapmışlar en arka odada bir yer ayırtmışlardı. Onunla kimseler aslında ilgilenmiyordu. Çocuklar okurken o dinliyor zihninde her harfi ezberliyordu.
Kursun hocalarından Hasan Efendi bir sabah avludan geçerken çocuğun sesini duydu. Kulak kesildi. Sonra yanına gitti:
-Evladım, sana kim ders yaptırıyor, dedi. Çocuk mahcup bir şekilde duyduklarımı unutmamaya çalışıyorum, dedi.
-Yanlışlarını kim düzeltiyor?
-Allah’ın yardımıyla bulmaya çalışıyorum.
-Adın ne senin?
-Bilal...
Hasan Hoca’nın gözleri doldu. “Yarın sabah namazından sonra yine burada ol” dedi.
Ertesi gün geldiler. Sonraki gün de… Sonra her gün. Diğer talebeler uykudayken Hasan Hoca, Bilal’e harf harf, sayfa sayfa Kur’ân okutuyordu. Ezberini dinliyor, yanlışlarını düzeltiyor, yorulduğunu hissettiğinde omzuna dokunup “Biraz daha gayret evladım. Allah emek verenin emeğini zayi etmez” diyordu.
Bilal, hocasının bu güvenini boşa çıkarmamak için gecesini gündüzüne kattı...
Aradan iki yıl geçti. Hafızlık merasiminde en son Bilal kürsüye çıktı... Bu güzel konuya yarın da devam edeceğim...
Selman Devecioğlu
ŞİİR
Gönlüme
Ey Leyla'ya kalbi sürgün Mecnun gönül
Yâr, ruhun asumandan yağdı çöllere.
Aşkın hicran serabında mahpus gönül
Vuslatı yakan ateşte, yandı küllerde
Cihan cihetsiz bulut damlaya susuz,
Girdabın en derinde rüzgârsız döner.
Ruh bedene yurtsuz, yağmur kuyusuz,
Dünya güneşten gecesiz amansız döner.
Dost yazmış, kul yazılmış Levhi mahfuza,
Kader tespihinde asılı gönül çekilir.
Kalem imame mürekkebi göze damlasa
Görür de gönül belki sükûna çekilir.
Felekten sayfa okuyamaz gönlüm bîhaber
Ey Mecnun, incinir gönül, Leyla'yı incitenden,
Gönlüm senden kırılırım aman ki ol haber
Güzel yakışır Leyla'ya asılıdır, inci tenden.
Yavuz Selim Bulut
SAĞLIK OLSUN
SAĞLIKTA YAPAY ZEKÂ: Teknoloji, elde bulunan ve yeni üretilen ürünlerin nitelikli, kaliteli ve daha ekonomik biçimde meydana getiren bilgi ve beceri aşamalarından oluşmaktadır. Yapay zekâ ise insan zekâsının ileri teknoloji ile kopyalanmış halidir. Aynı zamanda mantıklı ve matematiksel kararlar verebilme teknoloji sistemine sahiptir. Hemşirelik hizmetlerinde kalitenin artırılması ve güvenli hasta bakımı için geçmişten günümüze geliştirilen teknolojiler arasında, elektronik sağlık kayıtları, mobil sağlık, tele-sağlık ve uzaktan hasta izlemi sayılabilmektedir. İçerisinde bulunduğumuz yüzyılda yapay zekâ sağlık sektöründe de kullanılmaya başlanmıştır. Yapay zekâ, analiz etme ve öğrenme gibi yeteneklerle uygulamaları daha hızlı, verimli ve daha az maliyetlerle gerçekleştirebilmektedir. Profesyonel hemşirelikte yapay zekâ ve robot teknolojileri yeni bir oluşumdur. Yapay zekâ ve robot teknolojileri sağlık sisteminde gün geçtikçe vazgeçilmez hâle gelmiştir. [www.turkiyehastanesi.com]

