Türkiye Gazetesi E-Gazete
Arama
Kaydet
a- | +A

İnsan, yeryüzündeki serüvenine başladığı andan itibaren görünmeyen bir sese kulak verir: “Neden buradayım?”

Bu soru, insanın kaderine işlenmiş bir çağrı gibidir. Beden toprağa, ruh ise mana âlemine ait olduğundan, insan iki dünya arasında yürüyen bir yolcuya benzer.

Bu yolculukta aradığı şey çoğu zaman bir makam, bir başarı ya da bir alkış değildir; daha derinde, kalbin en sessiz köşesinde fısıldanan o hakikattir: Anlam...

Hayat dışarıdan bakıldığında basit bir çizgi gibi görünür. Doğar, büyür, çalışır, yaşlanır ve ölürüz. Fakat insan kalbi böyle işlemez. Kalp, yalnızca kanı değil, aynı zamanda anlamı da pompalar.

Kur’ân-ı kerimin “Hiç düşünmez misiniz?” hitabı aslında bu iç arayışa yapılan bir davettir. Kelamı ilahiden muradı ilahiyi en iyi anlayan Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bu âyeti kerimeyi nice hadisi şeriflerde nakletmiş. Müfessirlerimiz ne güzel şerhlerde bulunmuşlar. Bu güzel çağrı bizlere kadar ulaşmış. Bizler bu hakikati düşünüp derinleştikçe, bir ömrün sadece maddi meselelerden ibaret olamayacağını hissederiz. Zira insan, kendisine “eşyanın isimleri öğretilen” bir varlıktır; yani varlığı kavramak, yorumlamak ve anlamlandırmak onun fıtratındadır.

Anlam arayışı çoğu zaman bir gecenin sessizliğinde belirir. Karanlık, gündüzün gürültüsünü susturur ve insan kendi sesini duymaya başlar. O an, hayatın asıl perdesi aralanır. Bu perdede mal, mevki, şöhret yoktur; yalnızca vicdan, niyet, sabır ve umut vardır. Çünkü insanı anlamına yaklaştıran şey, dış dünyadaki sahip oldukları değil, iç dünyasında biriktirdikleridir.

Modern çağın hızlı ritmi, insanın bu arayışını çoğu zaman gölgede bırakır. Teknolojinin sunduğu konfor içinde, ruhun ihtiyaçları unutulur. İnsan, dışarıdaki gürültüden kaçarken kendi içindeki sessizliğe yabancılaşır. Oysa hakikat, hızla değil, sükûnetle gelir. Yazıma yarın da devam edeceğim...

Özge Özden-Kahramanmaraş

ŞİİR

Kapı

Ötelerden bir nida,

Gir kapıdan içeri!

Lütfederse ol Hüda,

Velî olur, serseri.

Varlık, varsa onundur,

Sen varlığın var sayma,

Değişmez bir kanundur,

Her şey anın eseri...

Dağıt, bulursan halka,

Bir bardak su bir lokma

Değiş, varmadan kırka,

Testereyle keseri...

Şu mahut ömür biter,

Üstünde kuşlar öter,

Beterden de var beter,

Fark edilmez ekseri.

Gıyabî odun musun?

Ateşe meftun musun?

Yanacaksan burda yan,

Diliyorsan Kevser’i...

Mustafa Özkahraman

KARIŞTIRILAN KELİMELER

DEF’ATEN: Bir defada, birden.

DEFAATLE: Defalarca.

ZAAF: 1. Düşkünlük. 2. İrade zayıflığı. 3. Eksiklik, yetersizlik.

ZAFİYET: 1. Zayıflık. 2. Bitkinlik.

ÂCİZLİK: 1. Güçsüzlük. 2. Beceriksizlik:

ACZİYET: Sözlüklerde karşılığı yoktur ama sahada özellikle siyasette çok kullanılan Türkçeleştirilmiş bir kelime. İleride sözlüklerde yer bulabileceği tahmin edilmektedir.

TEMERRÜT: 1. Dik kafalılık, kafa tutma, direnme. 2. Hukuk, ekonomi ek faiz ödememe durumu. 3. Hukuk, ekonomi herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme; direnim.

TEBERRÜK: Mübarek sayma.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR