Kaydet
a- | +A

Çevrenize anlayışla ve güven duyguları uyandırarak yaklaşmakla ilgilidir. Uyum, başkalarının bakış açısını görebilmeyi, onlarla aynı düzeyde iletişimler kurup, duygularına saygı göstermeyi gerektirir. Uyum, etkili olmasını arzuladığınız tüm iletişimlerin en önemli unsurudur.

İş yerlerinde birçok karar, teknik becerilerden çok, karşılıklı uyuma bağlı olarak alınır. Bu uyum anlık yakınlaşmalarla değil, zamana bağlı olarak gelişen bir süreçtir. Kendinize yakın bulduğunuz, uyumlu bir ilişki içinde olduğunuzu düşündüğünüz birisiyle aynı işi paylaşmanız ve başarılı olmanız zor olmayacaktır.

Uyum, iletişimin, etki uyandırmanın ve değişim sağlamanın ön şartıdır. Karşılıklı uyum sağlayan kişiler, çoğunlukla benzer duruş biçimler, hareket ve mimikler sergiler, aynı zamanlarda gülüp konuşmalarını aynı biçim ve ritimde sürdürürler. Birbirlerine uyarlar.

Uyumun kendiliğinden oluşmadığı durumlarda neler olur? Bu durumda, uyum sağlayabilme becerisi gereklidir. Uyum sağlama becerisi kazanmış kişiler, iletişimin diğer katılımcılarını kolayca rahatlatabilirler.

Uyum sağlamanın bir unsuru, karşınızdakinin durum, tarz ve duygularına saygı duyarak ona ayak uydurmaktır. Karşınızdaki kişi endişeli görünüyorsa, endişesini anladığınızı göstererek ona ayak uydurursunuz. Karşınızdaki hoşça vakit geçirerek eğleniyorsa, siz de onun eğlencesine katılarak ayak uydurabilirsiniz.

Uyum, başarılı ve başarısız olan birçok çalışma sistemi arasındaki farkı belirleyen en önemli etkendir.

Bir iş yerinin yöneticileri ile çalışanları arasında uyum sağlanması zorunludur. Performans değerlendirmelerini sürdürmek, çalışanın yöneticisinden ve yöneticinin çalışanlardan gelen eleştirileri kabullenmesi için karşılıklı uyum ortamı oluşturmasına bağlıdır.

Uyum ile değerlendirmeler yerini bulur ve biçimlenir. Değerlendirme, öğrenme ve gelişme ile ilgilidir. Sürekli iyileşmeyi amaçlar.

Nurettin Bozan-Eskişehir

ŞİİR

Bir zamanlar

O hasırda ben de yattım bir zamanlar

O simidi ben de sattım bir zamanlar

O duyguyu ben de tattım bir zamanlar

Şimdi böyle oldum, aç'tım bir zamanlar

O yağmurda ben de koştum bir zamanlar

O hamurda ben de piştim bir zamanlar

O çamurda ben de düştüm bir zamanlar

Şimdi böyle oldum, harç'tım bir zamanlar

O tohumu ben de ektim bir zamanlar

O fidanı ben de diktim bir zamanlar

O sevdayı ben de çektim bir zamanlar

Şimdi böyle oldum, geçtim bir zamanlar

O hayvanı ben de güttüm bir zamanlar

O kaygıyı ben de güttüm bir zamanlar

O ocakta ben de tüttüm bir zamanlar

Şimdi böyle oldum, güçtüm bir zamanlar

O yerlerde ben de kaldım bir zamanlar

O hâllerden ben de oldum bir zamanlar

O kullardan ben de kuldum bir zamanlar

Şimdi böyle oldum, göçtüm bir zamanlar

O yollardan ben de geçtim bir zamanlar

O sulardan ben de içtim bir zamanlar

Ve bir hışım gibi geçtim bir zamanlar

Şimdi böyle oldum, gençtim bir zamanlar

Harun Karagülmez

TARİHTEN BİR YAPRAK

EDEBALİ: Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında yaşamış büyük İslâm âlimi. Osman Gazinin kayınpederi ve hocası. Şeyh Edebali ismiyle meşhur oldu. Karamanoğulları topraklarında doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Pek çok âlimden fıkıh, tefsir, hadis ve diğer ilimleri tahsil edip üstün derecelere yükseldi. Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı tarafından devletin Batı Anadolu sınırlarındaki Söğüt yöresine yerleştirilen Kayı Boyu mensuplarının reisi Ertuğrul Beyin oğlu Osman Bey, kendisini, ilim ve feyzinden istifade için sık sık ziyaret ederdi. Şeyh Edebali hazretlerinin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının âlemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan istifade ettiğini gördüğü rüyayı bu ziyaretlerden birinde görmüştü. 1326 (H. 726) senesinde 125 yaşlarında Bilecik’te vefat etti. Dergâhının yanında defnedildi. Eskişehir’de de adına bir türbe yapıldı.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...