Kaydet
a- | +A

14 Ağustos 1947''de bundan tam 52 yıl önce Pakistan ve Hindistan bağımsızlıklarına kavuşup İngiliz Uluslararası Topluluğunun (British Commonwealth of Nations) iki dominyonu oldular. Her iki ülke de kuvvetli bir parti ve kuvvetli bir liderle bağımsızlıklarına kavuştular. Pakistan''da parti All-İndia Muslim League (Tüm Hindistan Müslüman Ligi) ve lider Kaid-i Azam (Büyük lider) Muhammed Ali Cinnah idi. Hindistan''da parti Hind Milli Kongre Partisi ve lider ise Mahatma Mohandas Gandi idi. Muhammed Ali Cinnah büyük bir liderdi. Hakkında yüzlerce kitap ve binlerce makale yazılmıştır. Kitaplar arasında 1979''da İslamabad''da yayınlanan World Scholars on Quaid-i Azam Mohammad Ali Cinnah (Muhammed Ali Cinnah Hakkında Dünya İlim Adamları) adlı mükemmel eseri zikredebiliriz. Japonların Pearl Harbor saldırısı ABD''yi ister istemez dünya lideri haline soktu. Asya ve Afrika''da milliyetçilik cereyanı artmakta idi. 1. Dünya Savaşı''nda olduğu gibi milliyetçilik ve self-determinasyon ABD için müşkil problemler doğuruyordu. Bunlar ABD''nin müttefiki devletlerin imparatorluklarını tehdit ediyordu. ABD halkı milliyetçi hareketlere sempati duyuyor, ABD hükümeti de bağımsızlık savaşı yapanların itimadını kazanmak istiyordu. İkinci Dünya Savaşından önce ABD''nin Hindistan''la resmi ve kamuoyu ilgisi az olmuştur. Amerikalılar Hind tarihini, felsefesini dinini ve siyasetlerini çok az bilmekte idi. İki ülke arasındaki ticari ilişkiler de önemsizdi. Gandi''nin müstemlekelere karşı savaşı bilindiği halde İkinci Dünya Savaşına kadar Cinnah ve Müslüman ligi ABD''de tanınmıyor, buna karşılık İngiltere ve Hindistan''da tanınıyordu. Hind Milli Kongre Partisi 1885''te kurulmuştu. Müslümanların ABD''de tesirli sözcüsü yoktu. Müslüman Ligi 1906''da kurulmuştu ancak 1930''larda liderliği temsil etmeye başladı. 25 Aralık 1876''da Karaçi''de zengin bir ailede doğan Cinnah, 15 yaşında gelince Lincoln İnn''de Hukuk okuması için İngiltere''ye yollandı. İmtihanlarını iki yılda verdi ve 18 yaşında baroya davet edilen ilk Hintli talebe oldu. Liberalizm siyasi felsefesine bağlandı. Bir çok Hintli lider onunla arkadaş oldular hatta onun İngiliz parlamentosuna seçilen bir Hintli olması için gayret sarfettiler. Cinnah, Kongre Partisine de üye oldu, Hindu-Müslüman siyasi işbirliği için çalıştı. Avukatlık mesleğinde de çok ilerledi. O zaman Bombay''daki tek Müslüman avukat olmasına karşın Bombay''ın en parlak avukatı olarak tanındı. Aynı zamanda zamanının en pahalı avukatı oldu, zekası çok parlaktı. Kongre Partisinin o zamanki iki liderden Dadabhai Naoraji ve G.K. Gokhale, Cinnah''ı bir dost bellediler ve onun Kongre Partisinde önemli bir yere geleceğine inandılar. Cinnah 1912''de Müslim Lig Konseyine katıldı. Cinnah 1916''da Lig ile Kongre Partisinin Lucknow''da birlikte toplanmaları ve Lucknow Paktını imzalamalarında baş rolü oynadı. Burada iki parti Hindistan''ın gelecek anayasası konusunda anlaştıkları ilk ve tam belgeyi meydana getirmişlerdi. Kongre Partisi, Müslümanların ayrı seçim bölgelerine sahip olmalarını kabul etmişti. Cinnah burada Lig''in lideri seçilmişti. Şimdi üçlü liderlik yapıyordu. Ligin lideri, Kongre partisinde bir lider ve İmparatorluk Yasama Konseyinin bir üyesi idi.

Cinnah''ın ABD basınında ilk isminin duyulması 12 Kasım 1930''da Londra''da kral tarafından St. James Palace''da toplanacak ilk yuvarlak masaya seçilen 58 delege arasında olması sonucu gerçekleşmiştir. Bu konferansta Müslüman Blok Londra''daki Hintli liderlere bir ültimatom vererek ayrı seçim bölgeleri ve kamu hizmetlerinde bir pay istediler. Bu münasebetle Cinnah''ın konuşması 13 Kasım 1930 tarihli New York Times gazetesinde bütünü ile yayınlandı. Hint toplumunu yeni bir milliyetçilik dalgası sarsmıştı bu milliyetçilik daha çok dini sembollerle belirleniyordu. Yuvarlak Masa Konferansı sırasında Beatrice Baruby 28 Kasım 1930 tarihli New York Times''da bir makalede Moğol işgalinin sebep olduğu asırlar süren düşmanlığı, Hindistan''daki muhtelif ırkların çatışmasını ve ekonomik farklılıkların barışı isteyenlerin birliğini bozacağına işaret etmişti. Müslüman lider Cinnah ve Hindu lider Sir Tej Bahadur Sapru en makul ve önyargısız kabul ediliyorlardı. New York Times 18 Aralık 1930''da bu iki lider maalesef bir araya gelemediler "yoksa dini ihtilaf son bulurdu" diye yazmıştır.