Kaydet
a- | +A

Büyük Atatürk''ün "Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır" sözü çok gerçekçidir. Tarihte daha sonra gelenler tarafından beğenilmeyenlerin sanki hiç yaşamamışlar gibi tarihi belgelerden yok edilmeye çalışıldıkları bilinmektedir. Mısır tarihinde yegane kadın Firavun olarak M.Ö 15. yüzyılda hüküm sürmüş olan Hatshepset, saltanatı uzun müreffeh ve barış içindeydi. Mamafih ölümünden sonra kıskanç halefleri onu tarihten silmek istediler. Gerçekten onun ismini anıtlardan, tapınaklardan kazıdılar ve resmi kayıtlardan silip çıkardılar. Ama bu gayretler boşuna idi. Hatshepset''in bugün tarihte iyi bir yeri vardır. Roma İmparatorluğu''nun uzun yüzyıllarında İmparatorlar bazen (damnatio memoriae), denilen kararnameler yayınlayarak istemedikleri bir kişiyi hem kamu önünde yererler hem de tarih bakımından unutulmalarını sağlarlardı. Bu gibi kararnameleri genellikle kişiye ait bütün maddi delillerin yok edilmesi takip ederdi. Roma''yı yakan Neron hakkında böyle bir kararname çıkarılmıştır ama Neron bugün tarihte mevcuttur. "Eğer geçmişi sevmiyorsanız onu değiştiriniz." İşte tarihin suiistimali budur. 1981 yazının başında Kuzey Almanya''da düşmanca tezahüratta bulunan gençler önünde konuşan Batı Alman Şansölyesi Helmut Schmidt Sovyetler Birliği''nden askeri bir tehdit gelebileceğini söyleyerek 1939 Nazi Sovyet antlaşmasını zikretti. Gençlerden biri "Böyle bir antlaşma yoktur, bunlar hükümetin uydurması" diye bağırdı ve binlerce genç Alman kendisini alkışladı. Bu olay da tarihin en yaygın suiistimallerinden birini yansıtmaktadır. Eğer geçmişte sevmediğiniz bir şey varsa sadece onun mevcudiyetini inkar edersiniz. Bu tekniğin yukarda da belirttiğimiz üzere uzun acımasız bir tarihi vardır.

Bugünkü Çin''de de geçmişi belirtmek imkansızdır. Çünkü çağdaş siyasi iktidardaki değişiklikleri değişmez bir şekilde Çin tarihindeki değişiklikler izlemektedir. Bir zamanlar modern Çin''in babası diye anılan Mao Tse-Tung şimdi o mevkiyi kaybetmiştir.

Mazinin siyasi bakımdan yeniden yazılması çok sık görülen bir olaydır.

Stalin''in 1973''te ölümünü Sovyetler Birliği''nde bir iktidar mücadelesi izledi. Bu iktidar mücadelesini kazananlar Rus tarihini derhal yeni baştan yazdılar. 25 Şubat 1976''da Kruşçev SSCB Komünist Partisi 20. Kongresi önünde meşhur gizli konuşmasını yaptı. Stalin''e atfettiği birçok cürüm arasında ölü diktatörü, resmi Komünist Partisi tarihini değiştirmek, saptırmak ve yeniden yazmak vardı. Bunu Mısırlıların ve Romalıların beğenecekleri olaylar izledi; Stalin''in cesedi Kızıl Meydan''daki anıttan çıkarılıp Kremlin içerisinde karanlık bir köşeye gömüldü. Rusya''daki ve doğu blokundaki heykelleri yıkıldı, Stalingrat şehrinin ismi Volgagrad oldu. Ayrıca Stalin ismini taşıyan binlerce sokak tabelası değiştirildi. Değişiklik rüzgarı Sovyetler Birliği''nde esiyordu. Üç yıl sonra Stalin''in imajı yeni bir değişikliğe uğradı. Müstebit, kötü ve deli başkan yerine Stalin''e ciddi hataları olan büyük bir lider olarak bakılmaya başlandı.

1980 baharında Doğu Alman hükümeti herkesi hayran bırakan bir beyanatta bulundu; Hıristiyan tarihinin en büyük isimlerinden biri olup zamanında siyasi bakımdan çok tutucu olan Martin Luther nerdeyse bir komünist kahraman oluyordu. Luther''ci din adamlarını baskı ile kendi arzularına göre karar vermeye sevk eden Doğu Alman Hükümet memurları, Lutherci liderlere bir komite kurdurarak Luther''i Sosyalist devletin bir kahramanı olarak ilan ettirdiler. Bu suretle Alman toplumunu Feodaliteden Kapitalizme ve ondan Sosyalizme geçişinde ünlü bir isimden yararlanılıyordu.

Batı Demokrasileri de siyasi kazanç maksadıyla maziyi yeniden yazma eğiliminden kurtulamamışlardır. İngiliz Hükümetinin yayınladığı "Beyaz Kitaplar"daki görüş çok kez İngiliz üniversitelerindeki görüşten farklıdır. 1894''te Fransa''da Alfred Drefües''ü mahkum etmeye kararlı Fransız ordu subayları davalarını geniş ölçüde sahte belgelere dayandırmışlardır.

Maziyi değiştirmek çok kez sahte belgeler hazırlamak, belgeleri tahrif etmek şeklinde gözükmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri''ndeki geniş hürriyet havasından yararlanan bazı Ermeni çevreler de 120 kadar sürekli yayında bulunarak 1915 olaylarını tahrif ederek dünyaya yaymaya çalışmaktadırlar. Her ne kadar bazı çevreleri ve bilhassa genç ermeni beyinlerini yıkamaya muvaffak olmuşlarsa da sonunda başarı kazanamayacaklardır. Biliyoruz bazı sahte belgeler asırlarca hakiki diye dünyaya yutturulmuştur. Mesela 8. yüzyılda Roma''da Papalığın nezdindeki bazı katipler Konstantin''in hibesi adı verilen bazı sahte belgelerle bin yıldan fazla bir süre İtalya üzerinde Papanın dünyevi hakimiyetini iddia etmişlerdir. George Orwell''in 1984 adlı romanında parti komiseri: "Maziyi kontrol eden geleceği kontrol eder, bugünü kontrol eden geleceği kontrol eder" demektedir. Tarihin bilim adamları tarafından tahriki en korkunç olanıdır. Ermenilerin, azınlıktaki milletler arası tedhişi destekleyen bir avuç sözde bilim adamı kisvesi altındakilerin objektif bilim adamlığından uzak bu yayınlarına cevap bilhassa Türk araştırmacılara düşmektedir. Bu bakımdan Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı''nın "Harp Tarihi Belgeleri Dergisi"''nin Türkiye''deki Birinci Cihan Harbi sırasındaki Ermeniler tarafından yapılan Türk katliamına dair objektif yayın ve belgeleri büyük bir sevinçle karşılıyoruz ve benzer yayınların çoğalmasını diliyoruz.