Kaydet
a- | +A

Beş günlük resmi ziyaret için ülkemize gelen ABD Başkanı Bill Clinton tam bir Türk dostu olduğunu ispatladı. Tarihte Türk düşmanı ABD Başkanları da olmuştur. Bunlardan biri de Başkan Wedrow Wilson''dur. ABD Birinci Dünya Savaşı''na 1917''de girmişti. Bu sırada Avrupa''da savaş Fransa''da Fransa ile Alman imparatorluğu arasında cereyan ediyordu. Osmanlı İmparatorluğunun ise o cephede askeri yoktu. Bu bakımdan ABD Türkiye''ye savaş ilan etmemiş Türkiye de ABD''yle sadece diplomatik ilişkiler kesilmişti. Nitekim Birinci Dünya savaşını sona erdiren Lozan Barışında ABD taraf değil sadece gözlemcidir. Böyle olduğu halde birinci Dünya Savaşı''ndan sonra yapılan Versay, Saint-Germain, Trianon ve Neuilly barış anlaşmalarının Paris konferansında hazırlanışı sırasında Başkan Wilson İzmir''in Yunanlılar''a verilmesi gibi hususlarda tam Türk düşmanı gibi hareket etmişti. Biz Türkler dostumuzu ve düşmanımızı unutmayız.

Başkan Clinton TBMM''deki konuşmasını çok iyi hazırlamıştı. "Türkiye bizim için çok önemli bir ülkedir" diyen Clinton''ın konuşmasında Kıbrıs sorununun çözümü insan haklarına, riayet, Yunanistan''la olan pürüzlerin barışçı yolla halledilmesi gibi konular yer alıyordu. Başkan Clinton ilk olarak Anıtkabire giderek Atatürk''ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunmuştur, daha sonra eşi Hillary ile Cumhurbaşkanlık köşküne giden Clinton burada Cumhurbaşkanımız Demirel''le başbaşa görüşmüştür. Burada Clinton çok önemli iki konuyu ele almıştır. "Sizden beklediğim Helsinki''ye kadar geçecek zamanda sizin için makul olan jestleri yapmanız. Benden sizin için yapmamı istediklerinizi yerine getirmeye hazırım. Ancak benim elimi güçlendirmenizi istiyorum. Güçlendirmezseniz de ben sizin istediklerinizi yapmaktan geri kalacak değilim. Ama bana yardımcı olduğunuz takdirde sizin istediklerinizi çok daha etkili bir şekilde yapabilirim" demiştir. Bu sözler tam bir Türk dostu ABD başkanından beklenirdi. İkinci konu etnik her gruba bağımsızlık verilemiyeceğidir. Başkan Clinton bu konuda şunları söylemiştir. "Doğu Timor''da yaşananlar ortada. Bağımsızlık talep eden her etnik gruba devlet kurma hakkını tanıdığımız takdirde yeryüzünde 500 tane devlet çıkacaktır. Bu kez de bu küçük devletlerin ayakta kalabilmeleri sorunu gündeme gelecek. Bu kadar devletin yaşayabilmesi imkânsız......

Bu suretle Clinton tercihini açıkça ulus-devletten yana koymuştur. "Sonuçta en iyi yapı yine ulus-devlettir." Mamafih Clinton etnik gruplara da bir takım haklar tanımak gereğini de vurguladı. "Ancak ulus-devletlerin en önemli sorunu ülkenin birliğini, bütünlüğünü ve merkezi yapıyı korurken diğer kültür ve dinlere de kendilerini ifade edebilecek bir alan oluşturabilmektir. Her ülke kendi şartlarına göre bu sentezi bulabilmelidir." Bu Kürt meselesine sarih bir atıftır. Clinton''a cevap veren Başbakan Ecevit "Önemli olan bu etnik gruplara sağlanan imkânların, hakların bir bölünmeye yol açmaması ve terör yolu ile ifade bulmamasıdır" demiştir.

Clinton: "Benim başkanlığımın iki ana önceliği olmuştur. Bunlardan biri Tükiye''nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesidir. Avrupa bir fikirdir. Avrupa bunun farkındaysa değişik dinleri, kültürleri, dilleri de kucaklaması gerekir. Ben size 10-15 milletlerarası sorun sayabilirim. Bu sorunlardan hiçbiri Türkiye''nin katkısı olmadan çözülmez" diyerek bir gerçeğe parmak basmıştır.

Başkan Clinton''ı yakından tanıdık ve Türkiye''nin böyle değerli bir dosta sahip olmasından ötürü kıvanç duyduk.