Kaydet
a- | +A

Avrupa Birliği''ne girmemiz tam bir siyasî irade gerektiriyor. Partilerimiz ve milletimiz, büyük çoğunluğu ile AB''ye taraftardır. Çeyrek asır önce, hattâ son yıllara kadar tereddüt vardı.

Tereddüt, konuyu bilmezlikten kaynaklanıyordu. Hem bu birliğin şartlarını ve durumunu bilmiyorduk. Hem de Türk milletinin ve Türkiye devletinin son yüzyıllarını... AB''ye girince Hristiyan olacağımızdan tutun da, bağımsızlığımızı kaybedeceğimizden korkanlara kadar her tip insanımız mevcuttu. Böyle değilse bile iliklerimize kadar sömürüleceğimiz mutlak ve muhakkaktı! Misal getirip kimseyi mahcup düşürmek istemem.

AB için artık millî irade oluştu. Siyasî iradenin teşekkülü bekleniyor. Eksiksiz, tavizsiz bir irade... İşin şurasından burasından tutup öğünmeye başlarsak, 200 yıldan bu yana yaptığımız gibi dere tepe düz gideriz.

AB için irademizi gevşetmek isteyenyer vardır. Ama açık muhalefet dönemi sona erdi. Bahanelere sığınmak metoduyla tempoyu düşürmek isteyenler, derinden gidiyorlar.

Niçin böyle davranıyorlar? Gayri meşru kazanca, har vurup harman savururcasına bir sefâhat içinde yaşamaya alışmışlardır. Bunlar nüfusumuzun yüzde bir ikisini, çevrelerinde çimlenenlerle beraber bilemediniz en fazla yüzde dört beşini teşkil eden, dejenere, hayasız bir azınlıktır. Avrupalı''nın onda, yirmide bir geliriyle, üstelik oralardaki hürriyetlerin daha azıyla yaşayan mutlak çoğunluğumuz, bu mutlu azınlığın umurunda bile değildir. Zaten kendilerinin her türlü gayri meşru hürriyetleri vardır.

Bazı bürokratlar, Osmanlı''dan gelen saygınlıklarını kaybedeceklerinden endişe ediyorlar. Bürokratın asıl Avrupa''da hem saygın, hem müreffeh olduğunu açıklayarak bu zümreyi aydınlatmak gerekiyor. Bürokrasi, yarım asır önce, demokrasiye başladığımız zaman da aynı endişeye kapılmıştı.

Bana göre daha ağırlıklı sebep, Türk''ü 300 yıldan beri oldurmayan, feci bir millî itiyadımızdır. İliklerimize işleyen dehşetli bir statükoculuk itiyadı ki, kolaylıkla eyyamcılığa, gün geçirme hastalığına dönüşmüş, her işimiz yarım bırakılmıştır. Nizâm-ı Cedidden bu yana bu kadar inkılâptan sonra elimizde köhne ve hantal, çağdaş şekilde işlemeyen, hattâ çağdaşlığı kavramakta zorlanan bir devlet yapısı kalmıştır.

ÖNE ÇIKANLAR