Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel, bugün Moldova''dadır. Türkiye Cumhuriyeti''nin yaptırıp Gagauz kardeşlerimize hediye ettiği su tesislerini açmak üzere Moldova devletinin Gagauz Özerk bölgesine gidecektir. Bu ziyarete ben de davetli idim. Mazeretim dolayısıyle katılamadım.
Ancak geçen yıl gene Cumhurbaşkanımız''la Moldova''da ve Karadeniz''in kuzey-batısındaki Gagauzlar''ın arasında idim. Gagauzlar, biz Türkiye Türkleri''nin şivesine çok yakın bir Türkçe konuşuyorlar. Türkçe''yi bizim alfabemizle yazıyorlar. Edebiyatları ve mütevazı ölçüde yayınları var. Geçen defa âcil ihtiyaçları tespit edilmişti. Sayın Demirel, Türk''ün yaşadığı her ülkede bu ihtiyaçları inceliyor, dinliyor, görüyor, meşhur olağan dışı hâfızası ile asla unutmuyor. Kısa notlar alıyor ve bunları devletimizin yetkili organlarına ulaştırıyor. Gerçekleşmelerini safha safha izliyor. Babalarımızın fikri- tâkıyb dedikleri bir işi sonuna ulaştırma hasletine sahiptir.
Adriyatik''ten Çin''e kadar uzanan ülkelerdeki 200 milyona yakın Türk kitlesine bu ilgi tabiatiyle Atatürk''te derinlemesine vardı. Sonra Turancılık yaftası ile red, hattâ mahkûm edildi. Özal canlandırdı, bu uğurda can verdi.
Şimdi Demirel, aynı kutsal misyonun başındadır. Tam şuurlu ve mükemmel bilgili olarak... Gece uyumuyor, gündüz oturmuyor. Zira Bilge Kağan, Türk devletinin başındaki kişinin böyle olması gerektiğini taşlara kazımıştır. Birkaç yıl önce Ötüken vadisinde Demirel''le beraber bizzat okuduk. Bunun Türk için ne büyük şans olduğunu vurgulamak isterim. Zira uzun yıllar ne makamlarda ne adamlar gördük ki Kazak''ı Rus, Kırgız''ı Moğol sanıyorlardı.
Dışarıdaki soydaşlarını pas geçen, onlarla ilgilenmeyen devlet; önemsiz, ikinci sınıf, korkusundan ve beceriksizliğinden içine kapanmış, içeride de menfaatlerini savunmakta yetersiz bir devlettir, böyle muamele görür. Kimse korkmasın, Büyük Türkiye bugünki sınırları içinde bir büyük varlık olacaktır. Ama diğer Türk ülkeleri ile en sıkı ilişkiler kurmaktan bizi kimse alıkoyamaz. Bir Arap Birliği, bir Afrika Devletleri Birliği olur da bir Türk Devletleri Birliği olmazsa, artık yüzümüze tükürürler. Bu hususta elhamdülillah Türkiye''de hemen hemen konsensüs (icmâ) oluştu. İkna edilmesi gereken az zümre ve kişi kaldı.

