Kaydet
a- | +A

Yabancı ve yerli medyada, Marmara''daki büyük felâketin Türkiye''de iktidarı sarsacağına dair yorumlar yer alıyor. Büyük facialardan sonra iktidarların yıpranması veya düşmesi, tarihî bir gerçektir. Ancak istisnaları vardır. Ünlü 10 Temmuz 1894 İstanbul zelzelesinden sonra Sultan Abdülhamid''in prestiji sarsılmadı, arttı. Halk bu belâ başımıza padişahın ve onun hükûmetinin yüzünden geldi anlayışına iltifat etmedi. Padişah ve hükûmeti, zararı telâfi için her imkânı kullandılar algılaması hâkim oldu.

Asrın tabiî âfetinden bugünki koalisyonun sorumlu bulunmadığı açıktır. Tedbirlerdeki aksaklıklardan ne dereceye kadar sorumlu oldukları ise elbette münakaşa edilecektir.

Ama millî teessür umumîdir. Şu veya bu zümreye mahsus değildir. Hayatını Türkiye''nin imarına ve sanayileşmesine adamış Cumhurbaşkanı''nın Çankaya''da ağladığını halk bilmiyor. Ecevit''in, Bahçeli''nin, Devlet adamlarının, politikacıların üzüntülerinin sade vatandaşınkinden az olmadığı muhakkaktır. Geceler gündüze katılarak çalışılıyor.

Kaldı ki, bugünki hükûmetin alternatifi yok gibidir. Olsa bile, bugünkinden daha iyisi ve münasibi kurulamaz. Millî iradeyle oluşmuştur. Beğenilmezse, seçimlerde millî irade değişecektir.

Parlamentoya ve ondan çıkan hükûmetlere müessese olarak husumete kışkırtmak kadar milletin zararına bir olumsuzluk düşünülemez.

Kişiler ve icraat ise, eleştiriye açıktır. Demokrasi budur. Bilmem hangi adamın bilmem hangi adamdan ehil bulunduğu gibi iddialar fantezidir. Sultan Süleyman, Sultan Hamid, Atatürk, İsmet Paşa, Özal olsaydı böyle mi olurdu? şeklindeki spekülasyonlar romantiktir, hayal ve muhâl ile uğraşmaktır.

Tenkit kılıcını politikacının ve yöneticinin ensesinden uzak tutmayalım. Ama tenkidin akla, mantığa dayanması, hakkaniyetle yapılması, şahsî kin ve çıkara âlet edilmemesi, millî menfaatle uyumlu bulunması şarttır.

ÖNE ÇIKANLAR