Kaydet
a- | +A

Devleti küçültmek bir Özal kavramıdır. Fazla tutmadı. Zira Türk toplum muhayyilesinde devlet ile küçüklük mefhumları yan yana gelemez. Devlet, büyük ne kelime, ulu (en büyük)''dur. Osmanlı terminolojisinde Devlet-i Aliyye yani Yüce Devlet''tir.

Milletimizin devleti bu şekilde algılamasına itirazımız yoktur, zaten haddimiz değildir. Ancak Özal''ın kasdettiği, Devlet''in ekonomiden el çekmesi, kadrolarını azaltması, bizzat kendisi epey kırtasiyeci olan Osmanlı''nın bile kırtasiyecilik diye yaka silktiği bürokratik muamelelerin asgarîye indirilmesi idi.

Merhum Özal, bu husustaki fikirlerini uygulayamadı, epey kabarık olan başarı hanesine yazamadı. Başa çıkamadı demeyeceğim ama, önce erteledi, sonra vakti kalmadı.

Modern Devlet işletmeci değildir. Ekonomiyi sadece düzenlemektedir. İşçisi, iş yeri falan yoktur (Birleşik Amerika''da yalnız posta yani mektup devlet sektöründedir). Makul sayıda memuru vardır.

Bizim memur sayımız, rekor oluşturuyor. Hiç de makbul sayılmayan rekorlarımızdan biridir. Bugünkü sayının çok azı görevliyle aynı işleri yapmak mümkündür. Böyle bir durumda memur sınavı açılması üzüntü veriyor. Zira istihdam politikasına dönüktür. Memura ihtiyaç yoktur.

Memur maaşı, çağ dışıdır. Bir memurun, aynı işi yapan işçi statüsündeki vatandaştan az para alması, başka bir dengesizliktir.

Devlet, kendisini hiç ilgilendirmemesi gereken sektörleri başından atamadı. Kırtasiyeciliği kesin engelliyemedi, artırdı. Engellese idi, pek çok memura lüzum kalmayacağı için, işsizlik belâsı büyürdü.

Denge bozukluğu zirveden başlıyor: 35 kişilik hükûmet, 550 kişilik parlamento, 6000 personelli Meclis, çirkin mimarili devâsâ binalar... Bu kalabalık, Türk Devleti''ni daha işlemez, âdetâ hantal hâle getirdi.

ÖNE ÇIKANLAR