Diktatörlere karşı nefret, çağdaş uygarlık düzeyinde vazgeçilmez bir tavır, bir ilke hâline geldi. Diktatör ister faşist, ister komünist, ister milliyetçi, ister sosyalist, ister cumhuriyetçi, ister monarşist, ister devletçi, ister liberal, ister dindar, ister dinsiz, ne olursa olsun, menfur bir tiptir. İster kral, ister başkan, ister başkomutan, hâsılı ne ünvan taşırsa taşısın kabûl edilemez. Tarih okuyanlar, iyi diktatör ve kötü diktatör tipleri bulunduğunu bilirler. Bunlar tarihî hükümlerdir. 2000 dünyasında bütün diktatörler kötüdür. Zira diktatör, milletin haklarına el koyan adamdır. Hürriyet ve insan hakları kavramları kadar karşı olduğu bir şey yoktur. Seçimle de gelebilir millî iradeyi oluşturan seçim sonuçlarını geçersiz sayar. Darbeyle, isyanla, ihtilâlle de gelebilir. Asla eleştirilemez. Kendisine fikir söylenemez. Zira o, bütün vatandaşlar adına tek düşünendir. Her gün yeni bir şey yumurtlar. Söylediğinin olağanüstü harikalar şeklinde değerlendirilmesi şarttır. Milletin hayatına egemendir. Savaş açar, barış yapar, karşıtlarını öldürür, işinden atar, hapse gönderir, işkenceye sokar. 2000 yılında bu tipte yönetici, ülkesini yoksul, her türlü ambargoya mahkûm, dış dünyada onursuz hâle getirir. İşte bu tipteki biri, geçtiğimiz günlerde, Balkanlar''ın Orta Avrupa ile düğümlendiği Belgrat''ta iktidardan düştü.
Ancak diktatör, en mukavim, en dayanıklı insan tipidir. Şahsi iktidarını sürdürmekten, mal mülk edinmekten başka amacı yoktur. Kendisine Yugoslavya demekte direnen, Karadağ ile birliği pamuk ipliğine bağlı Sırbistan''daki diktatörün de, politika dışına atıldığı henüz söylenemez. Dış ülkelerde, insan ırkının düşmanı suçlamasıyla kırmızı bültenle aranıyor. Memleketinden kopmamaya çalışacaktır. Berbat ettiği ülkesinde tutunamazsa, milletinden çaldığı yüz milyonlarca veya milyarlarca doları kaçırdığı söylenen Rusya, Irak gibi bir devlette soluğu alacaktır. Katlettiği, ırzlarına geçtiği, yurtlarından çıkardığı, mal ve mülklerine el koyduğu milyonla insan, onu cehennemin bucağında bile kıstıracaktır.

