Mühendis-ekonomist tipindeki çok seçkin devlet adamımız Turgut Özal, elektrik mühendisi idi. Enerji yatırımının kalkınmanın, gelişmenin, zenginleşmenin vazgeçilmez temelini oluşturduğu şuurunu, icraatına aksettirdi.
Özal''ın üstâdı olan Süleyman Demirel, barajlar kralı unvanıyla iktidara geldi. Cumhurbaşkanlığı''na kadar enerji sorununu binlerce defa vurguladı, gündemden hiç düşürmedi.
Gerçi 1950''nin karanlık Türkiye''sinde değiliz. Ama kişi başına elektrik tüketiminde ülkemiz, gelişmiş devletlerin acınacak kadar gerisindedir. Bundan, enerjiye yatırım yapmayan, faiz ödemeyi ve batık banka kurtarmayı marifet sayan bütün iktidarlar sorumludur. Tehlike çanlarını, nice iktidarın kulağı duymamıştır.
Elektriğe yapılan yüzde elli zam, böylesine bir politikasızlığın sonucudur. Bir hane için 150 kilovatın altında tüketim, yoksulluğun tipik göstergesidir. Halkımız zaten elektriği tasarrufla kullanır. Daha neyin tasarrufu yapılacaktır? Caddelerimiz kararacaktır. Turizm darbe yiyecektir. Vatandaşın şevki kırılacak, hayatından bir kat daha bezecektir.
Milyar dolara yaklaşan alacağını tahsil edemeyen, dehşetli kaçakları önleyemeyen elektrik idaresi, şimdi orta direğe yükleniyor. Vatanın kararmasını tavsiye edenler, yılda milyarlarca dolarlık belâlar oluşturan KİT''leri satamadı, kapatamadı. Bir bankanın yüzde onunu satmakla öğünen zihniyet, 3 yıl içinde Merkez Bankası dışında istisnasız bütün bankaları nasıl özelleştirecektir? Memleketi devlet lojmanları ve yazlıkları cenneti olmaktan nasıl kurtaracaktır?
Bu tempo, 21. asır temposuna benzemiyor. Elektrik kısıntısı, çağ dışı bir tedbirdir. Sorumlusunun bu hükûmet olmadığı, gerçeği hiç değiştirmez. Sorumlular teşhir edilmelidir. Bir demokraside Türkiye''yi kimin kararttığını bile öğrenemeyen vatandaş, sandıkta yanlış partilere, politikacılara oy atabilir.

