Enerji darboğazındayız. Elbette bugünkünü değil, ama bütün hükümetleri suçluyoruz. Demirel''in 25 yıldan bu yana vurguladığı nükleer enerjiye geçemememiz başlı başına bir ayıptır. Bize aynı zamanda atom teknolojisi taşıyacaktı. Hindistan''da, Pakistan''da, İran''da, İsrail''de bulunan bir teknolojinin bizde olmaması ayrıca bir ayıptır. Özal''ın nükleer santral için en isabetsiz coğrafyayı onaylaması, bize yıllar kaybettirdi. Aynı zamanda bürokrasimizin lojman ve yazlık merakının hangi boyutlara ulaştığını göstermesi bakımından, alabilirsek ibret oluşturacak boyutta bir vâkıadır. Sonra nükleer santral ihalesinde rüşvet şayiaları yayıldı. Bir milli dava perişan edildi. Okuyucularımız, Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın''ın bu konuda evvelki günki yazısını dikkatle okumuşlardır.
Petrole gelince: Bir varili dünya piyasasında ikiye katlanarak 36.5 dolara yükseldi. Türkiye, önemli petrol ithalatçısıdır, çok zarar gördük. Depreme, barajlarımızı tehdit eden yağışsız mevsime eklenen bu kötü gelişme, ekonomimizi çok zorluyor. Ama hepsinin üstesinden gelecek potansiyel, kapasite ve yeteneğimiz mevcuttur. Petrol sorunu bizi, Türkiye''yi aşar. Almanya, Fransa ve Japonya, en büyük çapta petrol alıcısı ülkelerdir. Körfez''den (ve ikinci derecede başka ülkelerden) petrol gelmediğini varsayalım, sanayileri durur. Ama döviz rezervleri olağanüstüdür. Variline 100 dolar bile öder, sanayilerini durdurmazlar. Japonya, geçen Uzakdoğu ekonomik krizinden nasibini aldı, hizaya geldi. Şimdi Almanya''nın patlama derecesinde yükselen ekonomik gücü hizalanıyor. Nitekim mark ve euro, dolar karşısında çok geriledi. Bu arada petrol ve gaz satan Rusya kazandı, yıkımdan kurtuldu, Avrupa ve dünya da bir Slav kargaşasından yakalarını kurtardılar. Petrol fiyatı, petrol üretim miktarına bağlıdır. Körfez''de üretim, istenildiği kadar azaltılıp çoğaltılabilir. Varil başına fiyat oluşur. Üretimi ve fiyatları üretici tayin ediyor sanan yanılır. Bu belâlı işi Birleşik Amerika üstlenmiştir!

