Birinci derecede önemli yasaların ard arda yayınlanması, politik hayatımızı canlandırdı. Meclisimizi ve hükûmeti tebrik ediyoruz. Doğrusu başarılı bir koalisyon oldu.
Hatalar yapılmadı mı? Efendim, bilhassa uzun kanunlarda şu veya bu oranda hata olur. Bu yanlışlar, uygulamada ortaya çıkar. Düzeltilir. Kanunlar ve Anayasa, Allah kelâmı değildir. Milletin menfaati hangi yönde ise, o istikamette tashih edilir. Sosyal Güvenlik Yasası da böyledir. Pürüzleri varsa, tadile uğrayacaktır. Zaten işçi sigortalarının özel sektöre devri daha iyidir. Zaman meselesidir.
Daha çok mağdur olan, memurlardır. Ama Devlet, işler hâle gelmek için memur sayısını yarıya indirinceye kadar şikâyet sürecektir. Modern Devlet, bu kadar memura ihtiyaç göstermez. Modern devlette, keza bu maaşlarla memur çalıştırılamaz.
Şiddet kullanarak suç işleyenlerin affı veya ceza müddetlerinin kısaltılması ise, vatandaşın iktidar partilerinden nefretini mucip olacaktır (diğer suçların affı Meclis''in takdirindedir). Zaten cezalar, infaz ucûbesi dolayısıyla çoktan caydırıcılıktan çıktı, teşvik eder hâle geldiğini söyleyebilirim. Şimdi aramıza binlerce kaatil, ırz düşmanı, cebi tabancalı ve bıçaklı insan karışacaktır. Yüzde doksanının marifetlerini tekrarlayacağı âşikârdır. Milletvekillerimiz, böylesine bir affa kolay oy vermeyeceklerdir.
Bu kabil suçlar için moral bakımından Meclis''in affa hakkı olduğu, zaten münakaşaya açıktır. Meclis''in yetki alanına girmeyen hiçbir konu yoktur. Ama vatandaşın veya Türk devletinin menfaatinin ne olduğunu açıkça göstermek zorunludur.
Tâ 1908''den beri Meclislerimiz, af illetine kapıldı. Meclis''in âtıfet dağıtma mahalli olduğu kanaati yerleşti. Halbuki demokrasilerde böyle bir gelenek göremiyoruz.
Af konusu bu derece de şüyû bulduktan sonra yerine getirilmezse hapishanelerde durum ne olur? Efendim bu husus vatandaşı hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Vatandaş canına, ırzına, malına zarar gelmesin istiyor. İcra, yükümlülüğünü, her şartta yerine getirmekle görevlidir.

