Hükûmetin 1 yılı doldu. Aynı gün (28 Mayıs), Başbakan Bülent Ecevit''in 75. doğum günü idi. Bu arada 43 yıldan beri (1957) milletvekili olduğunu hatırlatıyoruz.
Bir yıl sonunda hükûmetin başarısı üzerinde pekçok faktörü unutmaksızın değerlendirmede bulunmak gerekiyor. Bir faktör, bunun üçlü bir koalisyon olmasıdır.
Demokratik Sol Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi''nin ortaklığını başlı başına müsbet gelişme şeklinde tanımlamak lâzım. Sanıyorum milliyetçilik ilkesi onları işbirliğinde muvaffak kıldı. Ancak -bana göre- daha ağırlıklı sebep, Ecevit''in -yukarıda belirtilen- büyük politik tecrübesine, dirayetine ve sabrına, Devlet Bahçeli''nin sağduyulu olduğu kadar kararlı, ciddi olduğu derecede ilkeli karakteri ve her iki liderin her türlü şaibeden uzak bulunmalarıdır. ANAP''ın katkısını keza pas geçmemeliyiz. 3. ortak partinin genel başkanı hükûmete girmedi. Meclis komisyonlarının hakkındaki kararını beklediği söyleniyor.
Yüce Meclis''in âzamî tempo ile çalışmasının yardımıyla bir yıl içinde kaydedilen müsbet işlerin ve reformların, listesini verecek değilim. Bu liste, normal bir demokraside, hükûmete sınıf geçirtir.
Ancak Türkiye, zaman kavramından habersiz, millî endişe duygusundan az nasîbi bulunan hükûmetler dönemi yaşadı. Yıllar kaybedildi. Dev gibi sorunlar birbiri üzerine yığıldı. Mamak Çöplüğü derecesinde kokuşup kalan meseleler çözümlenemedi. Çağdaş gelişme temposuna asla ulaşılamadı.
Koalisyon, bunların hepsini üstlendi. Köhnemiş, lâgarlaşmış, gıcırdayan, KİT''leşmiş bir Devlet Mekanizması, inanılmaz kalabalıkta inanılmaz kişilerden oluşan Bakanlar Kurulu, yepyeni ve dolayısıyla politikada tamamen tecrübesiz milletvekillerinin çoğunlukta bulunduğu yasama meclisi ile epey şey yapıldı.
Hükûmet devam ediyor. İkinci yılında, ilk yılındaki tempo, deneyim ve kararlılığını katlayabildiği takdirde, gerçek ümitlerle üçüncü yılına girebilecektir.

