Kaydet
a- | +A

PKK''nın Suriye''den sonra, bütün sınırdaş komşularımızın en önemlisi olan İran''a sığındığı, İran''dan destek aldığı açıktır. Bugünki dünyanın haberleşme imkanları içinde Tahran''ın bu durumu inkara kalkışması, mantık dışıdır.

İran ile Türkiye, zıt rejimlerle yönetilen iki ülke... Pekiyi böyle olmadığı asırlarda ilişkilerimiz pek mi iyi idi? Ne gezer! 1500 yılında Şah İsmail Safevi''nin peşine Anadolu''dan topladığı yüz bin göçebe Türkmen''i takıp Sünnî-Hanefi Akkoyunlu Türkmen devletini yıkarak yerine kan ve ateşle Şiî, İsnâ-aşerî (sonradan yumuşayarak Câferî oldu) bir Türkmen devleti (veya hanedanı) kurmasından beri, İran ile Türkiye''nin arası düzelmedi.

Bu mücadeleyi MÖ 7. asra kadar gerilere götürmek bile mümkündür. Turan''ı İran''a karşı savunan şanlı atamız -İranlılar''ın Efrâsyâb dedikleri- Alp Er Tunga''ya kadar...

Her ne hâl ise, Osmanlı tarihinin en sert savaşları maalesef kökende iki Türkmen devleti olan Türkiye ile İran arasında geçti. İkinci Abdülhamid kısa müddet ilişkileri düzeltmişti. Sonra Atatürk ile Rıza Şah samimi dostluk kurdu.

Fakat Muhammed Şah Pehlevi, Arya-mihr (Âriler''in Güneşi) sanını takınarak, nüfusunun ancak yarısı İranlı olan gerçek bir imparatorlukta, ırkçılığa başladı.

İran, PKK ile içli dışlılığı artırdığı nisbette kendine zarar verecektir. Terörden medet umanın sonu hüsrandır. İran''ın rejimine gelince bizi ilgilendirmez. Daha pek çok öğrenci, halk, esnaf, aydın hareketleri görülecek, fakat İran ihtilali direnecektir. Uzun vadede, henüz başlamayan 21. asırda ne olur? Bilemeyiz. Yalnız, iki tarih kanununu savunagelmişizdir, şunlardır:

1) Otoriter rejimler gittikçe liberalleşirler, ve 2) İmparatorlukların sonu yoktur, mutlaka ayrışırlar.

ÖNE ÇIKANLAR