Kaydet
a- | +A

Sayın Süleyman Demirel Devlet Reformu diyerek Çankaya''dan ayrıldı. Türkiye''nin, hatta dünyanın en tecrübeli Devlet adamı, kendi devleti için reform zorunluluğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı

Sayın Ahmet Necdet Sezer, devlet düzeni demek olan hukuk reformunun âcilliğini belirtmekte acele etti.

Sayın Yargıtay Başkanı, bugünkü anayasanın neresi düzeltilirse düzeltilsin, çağdaş ve demokratik hale getirilemeyeceğini, yeni Anayasa gerektiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi''nin eski başkanları, aynı mealde beyanlarda bulundular.

Sayın Mesut Yılmaz, devletin çok radikal şekilde reforma tabi tutulması gerektiğini şiddetli bir üslupla söyledi.

Sayın Sadettin Tantan, arkadaşımız Yavuz Donat''a, mafyanın ortadan kalktığını görmeye hayatının yetişmeyeceğini söyleyerek, Türkiye''deki bozuk düzen ve kanserleşmenin hangi boyutlarda bulunduğunu ifade etti.

Sayın Ecevit, Sayın Bahçeli, daha temkinli ifadelerle, çok çeşitli alanlarda reform ihtiyacını dile getirdiler.

Fikir ve ilim adamlarımızdan, kalem erbabından örnekler vermiyorum. Sütunum yeterli değil. Zaten probleme ilk parmak basanlar onlardır.

Tecrübe sahibi bu kadar insanın yanıldığını iddia eden çıkmadı. Kimse böyle gidelim, hâlimiz mükemmeldir diyemedi.

Türkiye Cumhuriyeti öyle bir devlet ki, muazzam mirasına ve imrenilecek potansiyeline rağmen, köhnelikten dökülüyor. Bazı dertleri yeni, bazıları yıllanmış, bazıları asırlıktır. Bunlar pas geçile geçile biribiri üzerine yığılmış. Gündelik ve rutin iş çıkartanlar başarılı görülmüş. Değişim ve atılım hiç gerçekleştirilmemiş değil, ama yetmemiş.

Devleti yönetenlerin, yukarıdaki tablonun eksiksiz idraki içinde bulunmaları gerekiyor. Nerede statükocu, eyyamcı, hâlimizden memnun, reforma direnen kişiye rastlarsak, şüphe etmeliyiz. Ya yeteneğinden, ya zekâsından, ya niyetinden...

ÖNE ÇIKANLAR